Enver Paşa’nın I. Dünya Savaşı Oyunu

Almanya, 1871’de birleşerek yükseldi ancak Emperyal İngiltere, Fransa ve Rusya ile çekişti. Osmanlı İmparatorluğu, savaşa girmeyi düşündü, ancak içerisinde farklı görüşler vardı. Enver Paşa Almanya ile ittifak arayışındaydı, Mustafa Kemal ise savaşa karşı çıkıyordu. Sonunda, Enver Paşa’nın isteğiyle Osmanlı, Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması yaparak savaşa sürüklendi.
1871 yılında başta Prusya ve diğer küçük Alman devletçiklerinin birleşmesiyle oluşan Almanya, 1914 yılına kadar hızlı bir yükseliş dönemine girmişti. Almanya Avrupa’nın sanayileşme ve işgücü hatta bilim ve ekonomi alanında en üst seviyesine gelmişti. Ancak buna rağmen dünyayı özellikle de Afrika’da önemli noktaları parsellemiş olan Emperyal İngiltere ve Fransa ile Kafkasya’daki petrol rezervlerini elinde tutan Rusya ile çekişme halindeydi. İngiltere Fransa ve Rusya ortaya çıkan ve tehlike yaratan Almanya’nın büyük gücüne karşı birleşmişler, Almanya’ya nefes aldırmıyorlardı. Almanya’nın istediği şey, çıkabilecek bir savaşta bu üçlüyü alt ederek onların boyunduruğundan kurtulmaktı. Bu üçlüden kurtularak hem petrol ihtiyacını karşılayabilecek hem de onların sömürgelerini elinden alıp dünyanın lideri konumuna gelebilecekti. Bu yüzden İngiltere, Fransa ve Rusya’nın birliğine karşı, Almanya da Avusturya-Macaristan ve İtalya Krallığı ile birleşti. Ortada kalan Osmanlı İmparatorluğu bu savaştan uzak kalamayacağını düşünüyordu. Padişahın çevresindekilerin bir kısmı İngiltere ya da Fransa yanında olmayı arzularken Enver Paşa ve İttihatçi subaylar ise Almanya ile beraber olmayı organize etmeye çalışıyorlardı. İçlerinde yalnızca Mustafa Kemal oluşabilecek bir dünya savaşının dışında kalınması gerektiği konusunda ısrar ediyorlardı.

Osmanlı İmparatorluğu ileri gelenleri, sırasıyla İngiltere ile görüştü ama reddedildi, Fransa ile görüştü ama reddedildi hatta Rusya ile de görüşüldü yine reddedildi. İtilaf devletlerini oluşturan hiçbir ülke Osmanlı devletini aralarında görmek istemiyordu. Bunun başka bir anlamı da Osmanlı devletinin düşman tarafta savaşa katılması halinde topraklarının paylaşılmasıydı. Ekonomisi tamamen çökmüş olan Osmanlı devletinin Balkanlar ve Mısır elinden çıkmış ama Orta Doğu’daki petrol yatakları henüz kontrolü altındaydı. Rusya ise Kafkas bölgesine sınır olan topraklar ile Boğazların peşindeydi. Almanya da Osmanlı devletinin elindeki Orta Doğu bölgesi için hazırlık yapmıştı. Abdülhamit döneminde bir gün lazım olacak düşüncesiyle İstanbul’dan Bağdat hatta Hicaz’a kadar demiryolu döşemiş Basra körfezine ve Mısır’a askeri ikmal yolu hazırlığı yapmıştı.

Enver Paşa

ENVER PAŞA SAVAŞA GİRMEK İÇİN CAN ATIYORDU

Almanya’nın bu konudaki hazırlığı bir yıl öncesinden başlamıştı. Enver Paşa’nın da isteğiyle Osmanlı büyükelçisi von Wangenheim Almanya’ya verdiği raporda Osmanlı devletine askeri ve ekonomik alanda destek verilerek güveninin kazanılacağını söyleyip antlaşma imzalanmıştı. 6 ay sonra Alman Korgeneral Otto Liman von Sanders İstanbul’a geldi ve Fransız askeri danışmanları ülkeden gönderildi. Fransa ile Osmanlı arasında kriz çıkınca Liman von Sanders’e Mareşal unvanı verilerek Paşa yapıldı ve krize siyasi çözüm bulunmuş oldu.

SMS Goeben

Bu gelişmelerden sonra İngiltere ve Fransa ile antlaşma sağlanamayacağı kesinleşince 1914 Ağustos ayında Enver Paşa’nın ısrarıyla İttihat ve Terakki hükümeti Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması yaptı. Ancak istihbarat bilgilerinde antlaşmanın yapıldığını öğrenen İngiltere, Osmanlı devletinin daha önce sipariş etmiş olduğu iki zırhlıya el koyarak teslim etmedi. Bu sırada Akdeniz’de İtilaf devletleri gemilerine saldıran iki Alman zırhlısı İngiliz donanmasından kaçarak Çanakkale boğazından İstanbul’a gelip Osmanlı’ya sığınmıştı. İngiltere’nin ültimatom verip nota çekmesinden sonra Goben ve Breslau gemilerine Osmanlı bayrağı çekilip adları Yavuz ve Midilli olarak değiştirilerek Alman askerlere fes giydirildi.

Alman askeri yetkililerinin önerisine kayıtsız kalmayan Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle iki zırhlının yanına 3 Osmanlı savaş gemisi de katılarak Karadeniz’deki Rus kentlerine uyarılardan sonra 1 saat süreyle top atışı yapıldı. Yalta’da Odessa da Novorossiysk ve Sivastopol’da limanda demirlemiş ticaret gemileri de dahil askeri gemileri batırıp, bataryaları top ateşine tuttuktan sonra mayın döşeyerek geri döndüler. 30 Ekim’de Rusya Osmanlı İmparatorluğuna savaş açtı. Bir saat sonra da Enver Paşa Rusya’ya savaş ilan ederek İttifak Blokuna girdiğini dünyaya duyurdu. Bu duyurudan sonra İngiltere ve Fransa da Osmanlı’ya savaş açtı. Enver Paşa nihayet girmek istediği dünya savaşına girmişti.

SMS Breslau

MUSTAFA KEMAL SAVAŞA KARŞI

Mustafa Kemal Bulgaristan’da askeri ataşelik görevini sürdürürken, dünyadaki gelişmeleri takip ediyor ve kesinlikle bu savaşın dışında kalmaları gerektiğini anlatıp duruyordu. Ancak kendisini kimsenin dinlemeyeceğini de biliyordu. Mustafa Kemal, Enver Paşa ile ilk yakınlaşmalarını İttihat ve Terakki Cemiyetinde sağlamıştı. Bir toplantıda İttihat ve Terakki Cemiyetinin siyasi bir yapı olması sebebiyle ordu görevinde bulunanların cemiyetten ayrılması gerektiğini söylüyordu. Ya da ordudan ayrılıp cemiyette görev almalıydılar. Oysa Enver Paşa bir yandan Ordunun gücünü kullanıp diğer yandan siyasi gücünü de elinden bırakma taraftarı değildi. Enver Paşa Mustafa Kemal’e karşı tavır almıştı. Bu konuda Hafız Hakkı’ya “Mustafa Kemal fazla ileri gidiyor. Buna bir çare bulalım” demişti. Bu tavrı fark eden Mustafa Kemal, Trablusgarp’a Enver Paşa ile gitmek istememişti. Trablusgarp’ta emir komuta düzeni içinde pek de onaylamadığı durumlar olmuş olacak ki onun hakkındaki olumsuz düşünceleri artık dedikodu olarak da olsa konuşuluyordu. Buna karşın Enver Paşa da Mustafa Kemal’i hiç sevememişti. Belki kendisine karşı tavırlarından belki de askeri alandaki başarılarından dolayı kendisine tehlike olarak görüyor olabilirdi. En azından Mustafa Kemal’in yeteneklerini anlayacak kadar zeki biriydi.

Mustafa Kemal’in Bulgaristan’da çektirdiği bir fotoğraf

Mustafa Kemal Bulgaristan’dan defalarca Harbiye Nezaretinde Başkomutanlık Vekaletine mektup yazıp savaşta ordu içinde görev istediğini anlatsa da bir türlü beklediği görev verilmiyordu. Mustafa Kemal ısrarlar görev istediği halde ona cevap olarak Sofya’daki görevinin daha önemli olduğu anlatılıyordu. Sabırsızlanan Mustafa Kemal son uyarısı anlamında yazdığı mektupta “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz.” diyordu. Henüz cevap gelmemişti ama gelmezse de istifa edip İstanbul’a dönmek üzere evi boşaltıp bir tek bavul hazırladığı sırada beklediği haber geldi. Harbiye Nazırı Vekili İsmail Hakkı imzalı bir mektupta; “On dokuzuncu Tümen Komutanlığı’na tayin buyruldunuz. Hemen İstanbul’a hareket ediniz” yazıyordu.

Sedat Karadayı

www.tarihtendersler.com