Balkan Savaşları ve Bab-ı Ali Baskını

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı ve Yemen’deki isyanla meşgulken, Balkan ülkelerinin isyan etme riskine karşı askerlerini Trablusgarp’a ve Yemen’e kaydırarak büyük bir hataya imza attı. Aynı dönemde 70,000 askerin tasarruf amacıyla terhis edilmesi, Osmanlı Devleti’ni savunmasız hale getirdi. Bu fırsatı değerlendiren Balkan ülkeleri, Rusya ve İngiltere’nin desteğiyle Osmanlı Devleti’ne saldırdılar ve savaş kaybedildi. Savaşın kaybedilmesinden Harbiye Nazırı Nazım Paşa sorumlu tutuldu.
Osmanlı büyük sıkıntı içindeyken, bir taraftan Trablusgarp savaşı sürüyor, diğer taraftan da Yemen’deki isyanı bastırmaya çalışıyordu. Bu dönemde Osmanlı Devleti yapabileceği en büyük hatayı yaptı. Trablusgarp’taki savaştan dolayı isyan etmelerinden çekindiği Balkan ülkelerinin olduğu yerlere asker yığan Harbiye Nazırlığı, Yemen’deki isyanı bastırmak için Balkan ordularından birkaç taburu Yemen’e göndererek Balkan birliklerini zayıflattılar. Hepsi bu kadar da değildi, tam savaşın her an çıkabileceği ortamda sadece tasarruf yapmak için 70,000 askeri terhis ettiler. Bunu fırsat bilen Bulgaristan, Bosna-Hersek ve Sırbistan’ı da birliğe çağırıp, daha sonra Yunanistan’ı da aralarına alarak Rusya ve İngiltere’nin desteğiyle Osmanlı Devleti’ne saldırdılar.

Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki üç ordusu vardı. Birincisi Vardar ordusu, ikincisi Makedonya ordusu. Bunlar Batı gücünü (200,000 asker) oluşturuyordu. Bir de Trakya ordusu (Nazım Paşa komutasında 115,000 asker) vardı ki onlar da Doğu gücüydü. Toplamda 315,000 asker vardı ama planlamada 598,000 askere ihtiyaç duyuluyordu. Tüm bunların yanında orduda asker olarak bulunan Balkan ikâmetli askerlerin çoğu ailelerini korumak için panik içinde yerlerini terk edip gitmişlerdi. Bunun yanında Arnavut kökenli subaylar da Osmanlı kuvvetlerinden ayrılıp Arnavut birliklerine katılmışlardı. Daha ihanet eden Türklerden de bahsetmiyoruz bile.

Fransız Le Petit Journal Nazım Paşa’nın öldürülüşü illüstrasyonu.

Savaşın başlarında ne Enver Bey ne de Mustafa Kemal Bey ve diğer subaylar Rumeli’de orduların başında değildi. Alman subayların verdiği savunma taktiğini uygulamayan Nazım Paşa, Fransız Mareşal Ferdinand Foch’un kitabından okuduğu savunmayı uygulayınca savaşın kaybedilmesindeki en önemli kişi oldu. (O tarihlerde Osmanlı Fransız ordusu tarafından eğitiliyordu.) Bulgarların saldırısında Kırklareli ve Lüleburgaz muharebeleri kaybedilmişti. Edirne Bulgarların eline geçmiş ve 60,000 Osmanlı askeri esir edilmişti. Savaşı kaybeden Osmanlı barış isteyince Londra konferansında Priştine, Üsküp, Manastır, Serfice, Selanik, Bozcaada, Limni, Sakız ve Midilli Yunan, Bulgar ve Sırplara verildi. Arnavutluk da Yunan ve Sırplar arasında pay edilecekti.

Böylece birinci Balkan savaşı kaybedilmiş oldu. Kaybedilen savaşın tek sorumlusu olarak Nazım Paşa görüldü. Enver Bey ve İttihat Terakki Cemiyeti’nin kendi aralarında yaptıkları toplantıda askeri darbe yapılarak hükümetin devrilmesi planlandı. İttihat Terakki’nin fedailerinden Yakup Cemil, Harbiye Nazırı Nazım Paşa’yı Babıali’de öldürdü ve darbe gerçekleşti.

Enver Paşa Babıali Baskını sonrası İngiliz Ataşesi ile konuşurken

Londra konferansında Osmanlı’nın verdiği topraklar, galip Balkan devletleri arasında pay edilirken çıkan anlaşmazlık birden aralarında savaşa dönüştü. Yunanlılar Selanik’in doğusuna geçip tüm Makedonya’yı işgal etti. Bulgarlar da Osmanlı’ya karşı kurduğu ordunun bir kısmını Sırplara karşı yapılan savaşta kullansa da savaşı Sırplar kazandı. Bu karışıklığı fırsat bilen Osmanlı ordusu Trakya’da ilerleyerek hiç karşılık veremeyen Bulgarlardan Edirne’yi geri aldı. Bulgarlar daha çok toprak kaybetmemek için İstanbul’da antlaşma imzalamak zorunda kaldılar.

Edirne Fatihi unvanını alan Enver Bey, bir süre sonra rütbesi Albaylığa terfi edildi. Kısa bir süre sonra da Generalliğe terfi eden Enver Paşa, Ahmet İzzet Paşa’nın yerine yeni Harbiye Nazırı seçildi. Ayrıca nişanlı olduğu Naciye Sultan ile de evlendi. Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, binden fazla yaşlı ve alaylı subayları ordudan tasfiye etti. Yerlerine genç subayları getirdi. Orduda Fransız stili yerine Berlin’de görev yaptığı sırada etkilendiği Alman stilini getirdi. Almanya’dan subayları danışman olarak Osmanlı Devleti’ne geldi.

Savaşın bitmesinden sonra Balkanlardaki Türk nüfusu Osmanlı topraklarına doğru göçe koyuldu. Mustafa Kemal annesini Beşiktaş Akaretler’de kiraladığı bir eve yerleştirdi. Üvey babasının yeğeni Fikriye’yi de Sultan Ahmet meydanında bir eve yerleştirdi.

Balkan Savaşı zamanı Atatürk ve Rauf Orbay

Mustafa Kemal Paşa savaşın sırasında Harbiye Nazırlığının tutarsız davranışları sonucu emir komuta zincirinin bozulmasından dolayı meydana gelen Şarköy harekâtı başarısızlığından sonra askerlikten istifa edip siyasi hayata geçmek istemişti. Fethi Bey’in Talat Paşa tarafından Bulgaristan Sofya Büyükelçiliğine atanması üzerine Fethi Bey, askeri ataşe olarak Mustafa Bey yanında istedi. Böylece Mustafa Kemal yeniden askere alındı. Mustafa Kemal’in görev yeri Sofya olmakla beraber aynı görevi Romanya Bükreş, Sırbistan Belgrad ve Karadağ Çetine için de geçerliydi.

Mustafa Kemal önce 7 ay Splendid Palas Otelinde, daha sonra da kiraladığı bir dairede ikamet ederken; elde ettiği politik, siyasi bilgiler hakkında rapor düzenleyip İstanbul’a gönderiyordu. Bulgar subaylarla kurduğu arkadaşlık ilişkisi sayesinde Osmanlı’da danışmanlık hizmeti veren Alman subaylardan Goltz Paşa’nın Osmanlı’ya ait askeri bilgileri Bulgarlara rapor ettiğini öğrenmişti. 1 Mart 1914 tarihine yarbaylığa terfi eden Mustafa Kemal’in istihbarat yöntemi Bulgar ordusunun alt ve üst rütbeli subayları ve politikacılarıyla yaptıkları sohbetlerle edinmesiydi. Bunlardan birisi de Bulgar Harbiye Nazırı Stilyan Kovaçev ve kızı Dimitrina idi. Mustafa Kemal özellikle Bulgar sosyal hayatının vazgeçilmez bir davetlisi oluvermişti. Yaptığı her hareket ses getiriyordu. 1914 yılında Kral I. Ferdinand’ın da katıldığı bir kıyafet balosuna askeri müzeden getirttiği Yeniçeri kıyafeti ile katılmıştı. Bu kıyafet çok dikkat çekmiş ve o gecenin sohbetleri Türklerin askeri güçleri ve ordu yapıları olmuştu.

28 Haziran 1914 tarihinde Arşidük Franz Ferdinand öldürüldü. Bir dünya savaşı isteniyordu ve planlanmış bu olay ile savaş başlayacaktı. Fakat Osmanlı bu savaşın neresinde olacaktı? Enver Paşa mutlaka bir tarafta özellikle de Almanların yanında olmak isterken Mustafa Kemal savaşın hiçbir yerinde olmak istemiyordu. Ancak Enver Paşa’nın Harbiye Nazırı olması, sarayın ve hanedanın damadı olması, hele ki İttihat Terakki gibi darbeci bir partinin üst kademe yöneticisi olması Osmanlı’yı kaçınılmaz sona doğru yaklaştırıyordu.

Sedat Karadayı

www.tarihtendersler.com