Yıldırım Bayezid ve Timur

Yıldırım Bayezid ve Timur

Ankara Savaşı (28 Temmuz 1402)
Timur, Karabağ kışlağında Bayezid’den gelen Osmanlı elçisine, Osmanlılar “dâim Frenklere karşı gaza yaptıklarından”, ona karşı yürümek “Frenklerin kuvvetlerinin artmasına” neden olur, bu nedenle “Rûm diyarı üzerine yürümek” yanlısı değilim, yanıtını verdi. Fakat, Bayezid’in Karakoyunlu Kara Yusuf’u himaye etmekte ısrarını bir meydan okuma olarak görüyordu.

Yıldırım Bayezid (1389-1403) şehzâdeliğinde Kütahya’da musâhib şâirleri himayesi altına almış ve Germiyan beyleri zamanındaki edebî hareket, Osmanlı döneminde gelişerek devam etmiştir. Yıldırım’ın Anadolu hanedanlarını bertaraf ederek kurduğu Anadolu–Rumeli merkeziyetçi imparatorluğu, Timur darbesiyle yıkılmış ve Germiyanlı şâirler, Süleyman Çelebi ve Mehmed Çelebi’nin saraylarında iyi kabûl görmüşler, böylece Osmanlı klasik edebiyatının kurucuları rolünü üstlenmişlerdir. Bu bölümde ilkin, Ankara Savaşı ve bu Çelebilerin macerası anlatılacaktır.
Cengiz Han’ın dünya imparatorluğunun vârisi olma iddiasıyla ortaya çıkan Timur Bek, uc gazâ bölgesinden gelen Bayezid’in Anadolu’da egemen olmasını kabul edemiyor, onu küçümsüyor, himaye ve yardım öneriyor, İlhanlı geleneğini ileri sürerek Bayezid’e kendine bağımlı bir uc beyi muamelesi yapıyordu. Eski İlhanlı valisi Eretna’nın Sivas–Amasya–Erzincan bölgesinde Bayezid’in yaptığı fetihleri12 Timur kendi egemenlik bölgesine tecavüz sayıyordu. Böylece, ilk çekişme Doğu-Anadolu üzerinde başladı. Bayezid’in bununla kalmayarak Doğu-Anadolu Karakoyunlu Türkmen beyi Kara Yusuf’u ve Irak sultanı Ahmed Celâyirî’yi himaye etmesini Timur bir meydan okuma saymakta idi. Timur, 1393 seferinde, Ahmed Celâyirî’den Irak’ı almış, 1400’de gelip Sivas’tan Osmanlıları çıkarmış, Suriye’yi istilâ etmiş, Memlûk sultanlarını kendisine bağımlı yapmıştı. Bununla beraber, büyük bir haçlı ordusunu Niğbolu’da bozguna uğratan (1396), Gâzî Sultan ile karşılaşmada tereddüt ediyordu. Timur aynı zamanda tüm İslâm dünyasının hâmiliği iddiasında idi. Bir taraftan Fransa kralı ve öteki Hıristiyan devletlerine elçiler gönderirken,13beri tarafta Yıldırım’a gazâda yardıma gelmek istediğini yazıyordu. Yıldırım’ın Anadolu’da egemenliğini tanımadığından, yanına kaçan Germiyan, Kastamonu, Karaman ve öteki Türkmen beylerini himayesi altına almıştı. Kendine büyük güveni olan Yıldırım, mektuplarında meydan okumaktan, ölçüsüz hakaretler yağdırmaktan geri kalmıyor, ona “kudurmuş köpek” (kelb-i ‘akûr) demekten çekinmiyor ve kendisinin kâfirlere karşı gazâ ile meşgul olduğunu belirtiyor, “bu tarafa gelmezsen üç talak ile zevcelerin boş olsun”, (“in len ta’t fe-zevecâtike tawâlik selâsâ”), “ben de sana karşı çıkmazsam zevcelerim üç talâk ile boş olsun” diye ağır bir dil kullanıyordu.14Timur, bu meydan okumayı unutmayacak ve Bayezid’i tutsak aldığı zaman bunu hatırlatacaktır (bkz. s. 80-82. Bu sözleri, ‘Arabşah da Timur tarihinde tekrarlar ve Bayezid’in “cesur, sabırsız olduğunu, konuştuğu zaman kendini kaybettiğini” kaydeder. Neşrî (I, 369) Bayezid’in “gâyet gayretlü ve tîz-nefes” olduğuna işaret eder). 1402’ye gelindiğinde çatışma kaçınılmaz bir hal aldı. Niğbolu bozgununun intikamını almak için Timur’dan yararlanmak isteyen Batı Hıristiyan devletleri ve Bizans, 1398’den beri Timur ile ilişki içinde idiler. İstanbul’u kuşatma altında tutan Bayezid’e karşı imparator II. Manuel, Timur’un egemenliğini tanıdığını, Bayezid’in aldığı harâcı Timur’a ödemeye hazır olduğunu bildirmekte idi.15
İbn ‘Arabşah, Timur’un Anadolu’da Mogol (Tatar) gruplara adam göndererek, onları Bayezid’e karşı kazanmaya çalıştığını ayrıntılarıyla anlatır. Timur’un Tatar beylerine hitabı ilginçtir: onlarla aynı soydan olduğunu belirtiyor, vaktiyle Tatarların Anadolu’ya egemen olduğunu, Eretna’nın sultanlığını hatırlatıyor, vaktiyle Türkmenlerin, Tatarların kölesi olduğunu söylüyor, Osman oğlu aradan kalkarsa kendilerini orada tekrar egemen yap-
mayı vaat ediyor ve savaşta kendi saflarına katılmalarını istiyordu. Gerçekten, savaşın başlangıcında “Tatar hâyin oldu” (Neşrî, I, 350). Bayezid tutsaklığında, Timur’dan Tatarları Anadolu’dan alıp götürmesini isteyecek ve Timur bunu kabul edecektir.16
Timur, Karabağ kışlağında Bayezid’den gelen Osmanlı elçisine, Osmanlılar “dâim Frenklere karşı gaza yaptıklarından”, ona karşı yürümek “Frenklerin kuvvetlerinin artmasına” neden olur, bu nedenle “Rûm diyarı üzerine yürümek” yanlısı değilim, yanıtını verdi. Fakat, Bayezid’in Karakoyunlu Kara Yusuf’u himaye etmekte ısrarını bir meydan okuma olarak görüyordu.17 Son kez barış için şu koşulları ileri sürdü: 1) Kara Yusuf’u idam, 2) yahut Timur’a teslim, 3) veyahut yanından uzaklaştırmak. Bunu kabul ederse, baba oğul oluruz, “gazâlara” yardım ederiz, dedi ve 7 Şaban 805’te (12 Mart 1402) Karabağ’dan Anadolu’ya hareket etti. Bayezid’e haber gönderip koşullarını tekrarladı. Bayezid’den tekrar elçi geldi; Osmanlı sultanının özürleri, Timur’ca kabul edilmedi; Timur, “savaş için hazır ol” mesajıyla elçiyi geri gönderdi. Sivas sahrasında, Bayezid’in elçileri önünde ordusuna geçit resmi yaptırdı;18oradan tekrar barış önerdi; bu kez eski Erzincan beyi Taharten ailesinin teslimini istedi. Bayezid’in büyük bir ordu ile hareket ettiği haberi geldi. Timur’a adamları Bayezid’in güçlü ordusu ve zaferlerini hatırlattılar. Fakat memleketinde yıldızlara göre Sâhib-Kirân unvanı taşıyan Timur’un “Tanrı tarafından müeyyed” olduğuna inanılıyordu.
Bayezid, Timur’u Anadolu sınırında karşılamak üzere Doğu-Anadolu yollarına düşmüştü. Timur ise, güneye yönelip Ankara’ya ulaştı. Bayezid stratejik manevrada kaybetmişti; acele geri döndü, yorgun argın askeriyle Çubuk ovasında elverişsiz susuz bir yerde konakladığı zaman, Timur ordusunu en iyi koşullarda konuşlandırmış, Bayezid’i bekliyordu. İbn ‘Arabşah, Timur’un bu strateji üstünlüğünü belirterek, “Süratli dönüşte yorgunluk, susuzluk, havanın çok sıcak olması, sultanın sinirliliği, askeri bitkin hale getirmişti, hemen hemen hepsi hastalanmıştı” diyor.
Savaş nizamı, kalp ve cenahlar düzenlendi. Timur’un, zincirli filleri üzerinde oturttuğu neft-endâzlar ateş saçıyordu. Şâmî’ye göre, Yıldırım askerini, “çıtag”ları (Türkmenler, Mogollarca çıtag, yerleşik aşağı bir halk) ve “kâfir”leri (Sırp müfrezesi ve Hıristiyan timarlıları) şöyle bir harp düzenine koymuştu: “Efrenci, Las oğlu’nun Efrenc askeri”ni sağ kola, kendisi oğlu Süleyman’ın Rûm (Anadolu) askeriyle sol kola, öbür oğulları Musâ, İsâ, Mustafa’yı arkaya yerleştirdi.
Şâmî’ye göre, savaş, Timur askerinin, “nefir, boru, nakkârelerin” tiz feryadları arasında, saldırısıyla başladı; “Rumîlerin” (Osmanlılar) sol kolu bozuldu. Timur, o zaman velîahd Emîrzâde Muhammed’e kesin saldırı izni verdi; Bayezid ordusunda bozgun göründü. Timur’un öbür emîrleri de sağ ve soldan harekete geçtiler. İhtiyar Timur halvetine çekilmiş, münâcatta idi. Bayezid’in “o ucu bucağı olmayan ordusu dağılmaya başladı”. Osmanlı kaynakları bozgun nedenini şu şekilde açıklar:19Tatarlar ve Timur yanına sığınmış Anadolu beylerinin Bayezid ordusundaki askerleri kendi beyleri yanına kaçtılar; (“her vilâyetin leşkeri kendü beylerine döndüler”). Bayezid, “kendü kuluyla (yeniçeri) kaldı”. Bozgunu gören Bayezid’in oğulları da, esir düşmemek için vilâyetleri askeriyle firar yolunu tuttular. Arkalarından Bayezid, “atını depip kul arasından taşra çıkdı”. Timur’un kuvvetleri etrafını çevirip esir ettiler, yakalayıp bağladılar, Timur’un çadırına getirdiler. Timur onu “ta‘zîmle” karşıladı, çadırına götürdü. Şâmî’ye göre, Bayezid Timur’un huzuruna getirilince, bağlarının çözülmesini emretti. Bayezid, Timur huzurunda yeri öpmek için davranınca, Timur “kendisini i‘zâz ve ikrâmla” yanına oturttu ve tekdir yollu, “Filvâki‘, Tanrı’nın takdirine ve muktaziyâtına mâni‘ olmak mümkün değildir” dedi. “Bu fenalığı kendine sen yaptın, kaç defa haddini tecâvüz ettin, intikam almak bana vâcib oldu. Rum memleketleri üzerinde bayraklarımızın dalgalanmasını istemedim; bu da Efrenc’e karşı girişmiş olduğun gazâda muzaffer olduğun içindi; hatta sana yardım etmek, mal ve asker vermek istedim. Senden ancak şunu istedim: 1. Kemah kalesinin teslimi, 2. Taharten ailesinin teslimi, 3. Kara Yusuf ailesinin sınır dışı edilmesi, 4. Anlaşma için bir elçi göndermen. Gururun yüzünden Tanrı’nın hükmüne karşı geldin. Ben sana iyilikten başka bir şey yapmayacağım.”20Şâmî’ye göre, Bayezid, “tevâzu‘ ve aciz makamında” kabahatlerini itiraf etti, “Cezamı buldum, kerem ve büyüklük sizindir; ben ve çocuklarım bendelikten ayrılmaz, canla başla hizmette kusur etmeyiz” dedi ve “Orduda olan çocuklarım Musâ ve Mustafa hayatta iseler, lütfen bana getirilsin” diye ilâve etti.21Musâ’yı bulup getirdiler, emîr onu bağışladı, hil‘at giydirdi.22
Zafer akebinde Timur, Emîrzâde Muhammed’i, Süleyman Çelebi peşinde, yağma ve Bayezid’in hazinesini ele geçirmek üzere Bursa üzerine gönderdi. Öte yandan, “Dîvân emînleri mal tahsili” için zengin “Engüri” (Ankara) üzerine gidip yağma malı getirdiler. Timur kendisi Sivrihisar’a geldi; çadırlar kuruldu “ ‘Ayş u ‘işret ettiler, güzel sesli çeng çalanlar, barbut çalanlar, ay yüzlü sâkîler, …. câriyeler diz çöküp kadeh sundular, mugannîler güzel parçalar okudular”. Oradan Seyidgazi’den geçip Kütahya’ya indiler, aman malı alup şehre zarar vermediler. Germiyan’ın ziyafetleriyle ünlü pâyitahtında işret meclisi kuruldu.
Halil İnalcık
Alııntıdır: Halil İnalcık, Devlet-i ‘Aliyye I
Dipnotlar
12 “Beyezîd”, EI2 (H. İnalcık).
13 Timur ile Batı Hıristiyan devletleri arasında diplomatik ilişkiler üzerinde bkz. J. Delaville Le Roulx, La France en Orient, Paris, 1886, s. 389-391; M.M. Alexandrescu-Dersca, La Campagine de Timur en Anatolie, Bükreş, 1942, s. 38-40; J.W. Barker, Manuel II Paleologus, New Brunswick, 1969, Appendice XVIII; “Byzantine Relations with Timur”, s. 504-509.
14 Ferîdûn, Münşeât, I, s. 120-121; krş. İbn ‘Arabşah’da Bayezid’in Timur ile yazışmaları s. 80-82.
15 Alexandrescu-Dersca, La Campagine de Timur, 51-52.
16 Sivas–Çorum–Kırşehir havalisinde oldukça kalabalık Mogol kabileleri, başlıca Barımbay ve Samagarlar yaşamakta ve savaşlarda önemli rol oynamakta idiler (bkz. Bazm u Razm); Osmanlı tahrir defterlerinde Timur’la beraber gitmeyip kalan bu grupları tahrîr’lerde Migal adıyla buluyoruz.
17 Şâmî, Zafarnâme, çev. N. Lugal, Ankara, 1949, s. 297.
18 Şâmî, Zafarnâme, 301.
19 Neşrî, I, s. 348-354; Rûhî’ye atfedilen Oxford yazmasında (Bodleian, Marsh 313) ilginç ayrıntılar (TTK tıpkıbasım, Belgeler, V. 22-23); Anonim Tevârîh, yay. Fr. Giese; Oruc, yay. Fr. Babinger, I, s. 34-36.
20 Şâmî, Zafarnâme, s. 309
21 Şâmî, Zafarnâme, s. 310
22 Şâmî, Zafarnâme, s. 310.