2018 YKS Felsefe Soruları

2018 YKS Felsefe Soruları

TYT
11. Sokrates bilgeliği tanımlarken onun özelliğinin her şeyi bilmek değil, neyi bilip neyi bilmediğini bilmek olduğunu söyler. Bu bakımdan felsefe bilgelik arayışı diye de tanımlanır. Felsefe öğreniminin insanlara kazandıracağı önemli özelliklerden biri de, insanların bildikleri konuda konuşmayı, bilmediklerindeyse susmayı öğrenmeleri olacaktır. Bu özelliği kazanan kişi fikri sorulduğunda bilmediği bir konuda insanları yanlış yönlendirmeyecektir. Örneğin biri ona “Hangi eylemlerimiz erdemlidir?” diye sorduğunda, “erdem” kavramının tanımına ilişkin bir bilgisi yoksa “Bilmiyorum.” deyip, karşısındakini yanlış yönlendirmemiş olacaktır.
Bu parçada felsefenin aşağıdaki işlevlerinden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Hakikati arama ve ona ulaşma isteğini güçlendirmesi
B) Kavramsal ve refleksif bilginin pratik yaşama aktarılmasını sağlaması
C) Eleştirel bakış açısını geliştirmesi
D) Tümel bilgiyi hedef edindirmesi
E) Soruların yanıtlar kadar önemli olduğunun farkındalığını kazandırması

12. İnsanların yüzyıllardan beri doğru olarak kabul ettikleri bilgilerin bile bir gün yanlış olduğu anlaşılabilir. Örneğin yüzyıllarca Aristoteles fiziğiyle desteklenen Batlamyus astronomisine göre Dünya’nın evrenin merkezinde hareketsiz bir şekilde durduğu doğru ve kesin bir bilgi olarak kabul edilmiştir. Oysa modern çağdaki bilimsel gelişmeler bu teorinin yanlış olduğunu gösterdi. Acaba gelecek yüzyıllarda yeni bilimsel gelişmelerle şu anda doğru ve kesin olarak kabul ettiğimiz Newton fiziği ve Kepler astronomisinin de yanlış olduğu ortaya çıkabilir mi? Bundan kuşku duymamızı kim, nasıl engelleyebilir?
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisi tartışılmaktadır?
A) Bilginin kaynağı nedir?
B) İnsan bilgisinin bir sınırı var mıdır?
C) Bilimselliğin ölçütü nedir?
D) Doğru bilgi mümkün müdür?
E) Bilginin değeri nedir?

13. Beynin fotoğrafı, zihnin veya bilincin fotoğrafı değildir. Fiziksel bir şey olmadığı için zihnin bir fotoğrafı olamaz. Bu yüzden büyük olasılıkla kaynağı zihin olduğu için bir inancın, düşüncenin, algının, imgelemin, arzunun ve duygunun fotoğrafını da çekemeyiz. Çünkü zihin ve beden birbirinden farklı iki tözdür. Düşünmemizi sağlayan beynimiz değil zihnimizdir.
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki varlık anlayışlarından hangisiyle açıklanır?
A) Herakleitos’un oluşu esas alan anlayışı
B) Descartes’ın düalist anlayışı
C) Husserl’in fenomenolojik anlayışı
D) Hegel’in idealist anlayışı
E) La Mettrie’nin maddeci anlayışı

14. Aristoteles’e göre ahlakta bazı davranışlar amaç, bazıları araçtır. Örneğin insanların çoğu zenginliği arzular ve elde etmeye çalışır. Ancak onlar için zenginlik, zenginlik olarak amaç mıdır; yoksa zenginlikle elde etmek istedikleri başka bir amaç, mesela haz veya ün mü söz konusudur? Bu durumda insanların eylemlerinde peşinden koştukları iyi, kendisinden öte herhangi bir şeyin elde edilmesi için “araç olarak istenmeyen”dir. İşte insanın bizatihi kendisi için istediği bu nihai iyi, mutluluğun ta kendisidir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Ahlaken iyi davranış insanın koşullarına göre değişir.
B) Bir eylemin ahlaken iyiliği başkalarına sağladığı yarara bağlıdır.
C) İnsanın nihai amacı olan mutluluk; esenlik ve fayda gibi değerlerin toplamıdır.
D) Başka bir amaç için yapılan ahlaki bir eylem insana mutluluk verir.
E) Niçin diye sorulduğunda başka bir amaca işaret etmeyen eylem ahlaken iyidir.

15. Gazali, doğadaki nedenselliğe yönelik şüpheci bir yaklaşım sergiler. Ona göre filozoflar, doğadaki düzeni doğa yasası dedikleri ilkelerle açıklar. Buna göre doğada olup biten hiçbir şey bu ilkelere aykırı olamaz. Ancak Gazali için filozofların nedensellik dedikleri şey, terimlerin ve bu terimlere karşılık gelen nesnelerin birbirini gerektirmesi değil, olayların birbiri ardı sıra gelmesinden ibarettir. Çünkü ateş ile yanma arasındaki ilişkiye bakıldığında ateşin yakmayabileceğini düşünmek mantıksal olarak çelişkili değildir.
Gazali’nin bu parçada nedensellikle ilgili düşüncesini aşağıdakilerden hangisi ifade etmektedir?
A) Doğadaki her şey doğal nedenlerden meydana gelir.
B) Aynı koşullar altında hep aynı sonuçlar ortaya çıkar.
C) Neden sonuç ilişkisi tanrısal iradenin sonucudur.
D) Doğa denilen karmaşık yapıda, mucize veya rastlantı söz konusu değildir.
E) Neden ve sonuç arasında doğada zorunlu bir ilişki yoktur.

21. Wittgenstein Tractatus isimli kitabının ön sözünde: “Bu kitap felsefe sorunlarını ele alıyor ve -sanıyorum-gösteriyor ki bu sorunların soru olarak ortaya çıkmaları, dilimizin mantığının yanlış anlaşılmasına dayanır. Kitabın bütün anlamı, şuna benzer bir sözde toplanabilir:
öylenebilir ne varsa, açık söylenebilir; üzerine konuşulamayan konusunda da susmalı.” demektedir.
Wittgenstein’ın bu ifadeleri onu hangi felsefi anlayışa dâhil etmektedir?
A) Çözümleyici Felsefe
B) Yararcılık
C) Görüngü Bilim
D) Sezgicilik
E) Eleştiricilik

22. İnsanın özüne ilişkin herhangi bir tanım varsa bu tanım tözsel değil işlevsel bir tanım olarak anlaşılmalıdır. İnsanı, ne metafiziksel özünü oluşturan bir ilkeyle ne de deneysel gözlemle araştırılabilecek herhangi bir doğal yeti veya içgüdü aracılığıyla tanımlayabiliriz. İnsanın ayırıcı niteliği metafiziksel doğası değil yaptığı iştir. Yapılan bu işler, insanlık halkasını tanımlayıp belirler. Dil, söylence, din, sanat, bilim ve tarih gibi edimler bu halkanın ögeleri ve çeşitli dilimleridir. Bu edimler soyutlanmış rastgele yaratılar değil daha çok işlevsel olan ortak bir bağ vasıtasıyla ortaya çıkmış unsurlardır.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) İnsanın neliği sorusu onun somut üretimlerine bakılarak cevaplandırılabilir.
B) İnsanı farklı kılan, aklı sayesinde fizikötesi bir varoluşa sahip olmasıdır.
C) Bilimsel bir yöntemle insanın varlığının anlamı ortaya konabilir.
D) Erdemli davranış, insanın doğasına uygun olanı yapmasıdır.
E) İnsan doğası, karmaşık yapısı dolayısıyla tanımlanamaz.

23. Dışa vurumculuk akımına göre, sanatçının yaratma süreci bir eylemdir. Bu süreçte sanatçının duyguları, sezgileri, tavırları açığa çıkar ve yapıta yansır. anatın temeli nesne, yapıt veya ürün değil, sanatçının tecrübeleri ve hisleridir. anat eserinin değeri; yaratıcı ruhun tazeliği, bireyselliği, özgünlüğü ve içtenliği tarafından belirlenir. anatçının gerçekliğe bağlı kalmak, alımlayıcısının hoşuna gitmek veya takdirini kazanmak gibi bir sorumluluğu yoktur.
Bu parçada sanat eserinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Kalıcı olma
B) Yaratıcı olma
C) Evrensel olma
D) Temsil edici olma
E) Kişisel olma

24. Platon için Demiurgos, yaratıcı değil de mimari bir Tanrı’dır. İdeaları model alarak fenomenler dünyasında maddeye şekil vermiştir. Platon’un öğrencisi Aristoteles’e göre Tanrı, varlığın yaratıcısı değil onun amacıdır. Aristoteles’ten önemli ölçüde etkilenen Farabi ise ölümsüz olduğuna inandığı ruhlar dâhil, tüm varlığın Tanrı’dan bir tür taşmayla ortaya çıktığını ileri sürer. Orta Çağ’ın ünlü isimlerinden Anselmus ise Hristiyanlıktaki yaratılış anlayışını temel alarak Tanrı’nın her şeyi yoktan var ettiğini savunur.
Bu parça din felsefesinin aşağıdaki problemlerinden hangisiyle ilişkilidir?
A) Tanrının varlığı
B) addenin sonsuzluğu
C) Tanrı evren ilişkisi
D) Tanrının ezelî ebedî oluşu
E) Ruhun ölümsüzlüğü

25. Rawls’a göre aristokrasiyle yönetilen veya kast sisteminin hâkim olduğu toplumlar adil değildir. Çünkü onlar insanın doğuştan gelen farklı özelliklerini kendilerine göre üstün görüp içselleştirmiş, bu özellikleri devletin temeli yapmışlardır. Ancak Rawls için doğadaki bu rastlantısal durumlar, ölüm gibi değiştirilemez değildir. Eğer toplumsal sistemdeki kurumlar adaletin iki ilkesine göre düzenlenirse adil bir toplum ortaya çıkar. Bu ilkelerden biri eşit temel özgürlüklere sahip olma, diğeri de sosyal ve ekonomik eşitsizliğin giderilmesi için kanunların en az avantajlı olanın yararına olacak şekilde düzenlenmesidir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Adaletsizlik toplumsal yaşamın zorunlu sonucudur.
B) Doğanın sunduğu adaletsizlik; özgürlük ve eşitlik ilkeleriyle giderilebilir.
C) Doğuştan gelen farklı özellikler siyasi sistemler için zenginliktir.
D) Adaletsiz toplumlarda insanlar kaderlerini kabul etmelidir.
E) Adaletli toplumlarda toplumsal sınıflar doğuştan gelen farklılıklarla oluşur.

11.B 12.D 13.B 14.E 15.E 21.A 22.A 23.E 24.C 25.B

AYT
23. Newton olmasaydı veya bilimle ilgilenmeseydi Evrensel Çekim Kanunu hep sır olarak mı kalacaktı veya elbet birisi bu kanunu keşfedecek miydi? Örneğin gazların hacim ve sıcaklık ilişkisiyle ilgili yasalar J. Charles ve ondan daha sonra gelen J. Gay-Lussac tarafından birbirinden bağımsız olarak bulundu. Bu nedenle yasalar Charles veya Gay-Lussac kanunları olarak ifade edilir. Oysa Mimar inan elimiye’yi tasarlayıp yapmasaydı, bu eser hiç olmayacaktı. İşte felsefi eserler de sanat eserleri gibidir. Eğer Hobbes, Leviathan adlı eserini yazmasaydı, bu eseri bir başkası yazamayacaktı.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Felsefeyi, bilim ve sanattan farklı kılan, hayatı sorgulamasıdır.
B) Bilim evreni keşfeder, sanat ise evrendeki güzelliklerin peşindedir.
C) Sanatçı da bilim insanı gibi doğanın evrensel bir tablosunu çizmeye çalışır.
D) Filozofu bilim insanından ayıran nitelik, onun eserlerindeki özgünlüktür.
E) Sanat ve felsefe, duygu temelinde gerçekleştirilen etkinliklerdir.

24. Kant’ın amacı, metafizikte de bilimlerdeki gibi bilgilerin elde edilip edilemeyeceğini göstermektir. Bunun için önce bilginin oluşumunu açıklamaya çalışır. O, aklın kullanımını teorik ve pratik olarak ikiye ayırır. Teorik aklın sınırları içindeki doğa bilgimizin temelinde şekilsiz bir sıvıya benzeyen duyu verileri bulunur. Bu duyu verileri, anlama yetimizde önceden hazır olarak bulunan (apriori) ve bir kap gibi iş gören kategorilere yerleştirilerek bilgi hâline getirilir. Teorik akıl; ruh, tanrı vb. ideler üzerinde düşünmeye başladığındaysa çelişkilere düşer. Çünkü bu ideler duyularla algılanamadığından kategorilerle de biçimlendirilemez. Artık duyular üstüyle ilgili olan pratik aklın alanına girilmiş demektir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
A) Metafizik bilgi ancak teorik akıl vasıtasıyla elde edilebilir.
B) Bilginin oluşum sürecinde zihin ve duyum birlikte çalışır.
C) Aklın çeşitli alanlarda geçerli farklı işlevleri vardır.
D) Görünenin dışında akılla kavranan dünyaya pratik akılla geçilir.
E) Doğa ile ilgili bilgilerimizin temelinde duyu verilerinin kategorilerle işlenmesi vardır.

25. Belirlenimcilik (determinizm), evrende meydana gelen bütün olayların daha önce gerçekleşmiş başka olayların sonuçları olduğunu, dolayısıyla olaylar arasında neden sonuç bağıntısı bulunduğunu savunur. Bu bakımdan gelecekte ortaya çıkacak olaylar, geçmişte ortaya çıkan olayların kesinliği ve değiştirilemezliği oranında kesin ve değiştirilemezdir. William James’in “demirden evren” dediği tam da böyle bir evrendir. Evrendeki her şey olması gerektiği gibi olur. Her sonuç, zorunlu ve değiştirilemez olan nedene bağlıdır.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) İnsan demirden evrende özgür iradeye sahip olmadığından eylemlerinden sorumlu tutulamaz.
B) İnsanın hiçbir eylemi özgür seçimlerinin sonuçlarından bağımsız değildir.
C) İnsan, akıl sahibi olması bakımından özgür ve sorumlu bir varlıktır.
D) İnsan eylemleri demirden evrenin dışında gerçekleştiği için önceden öngörülemez.
E) İnsan eylemleri nedensellik dışında olduğu için kişiye seçim sorumluluğu yükler.

26. Birinci sınıf öğrencisi Ceyhun, yazı yazmaktan hoşlanmadığı için öğretmeninin verdiği yazma ödevlerini yaparken çok sıkılıyor ve çoğu zaman ödevlerini tamamlayamıyordu. Bunu fark eden öğretmen, Ceyhun’un eksiksiz tamamladığı her ödevi için defterine bir mutlu yüz çıkartması; tamamlayamadığı her ödev için ise bir üzgün yüz çıkartması yapıştırır. Ailesi;
I. Ceyhun beş mutlu yüz çıkartması topladığında, hafta sonu bilgisayarda oyun oynama süresini otuz dakika uzatır.
II. Ceyhun’un defterinde beş üzgün yüz çıkartması olduğunda, hafta sonu bilgisayarda oyun oynama süresini otuz dakika kısaltır.
Ceyhun’un ödev yapma davranışını artırmak için yapılan bu uygulamalar, aşağıdaki kavramlardan sırasıyla hangisine örnektir?

                    I                      II
A) Olumsuz pekiştirme    Ceza
B) Olumlu pekiştirme       Ceza
C) Olumlu pekiştirme       Olumsuz pekiştirme
D) Söndürme                   Olumsuz pekiştirme
E) Olumlu pekiştirme       Söndürme

27. Bir bilgiyi hatırlamak istediğimizde; bilgiyle ilgili ne kadar çok ipucu varsa, bilgiyi hatırlamamız o kadar kolay olur.
Buna göre bir sınavda yer alan;
I. Bilimsel psikolojinin kurucusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) W. Wundt B) W. James C) J. B. Watson
II. Bilimsel psikolojinin kurucusu ….. olarak kabul edilir.
III. Bilimsel psikolojinin kurucusu kimdir? Yazınız.
soru tiplerinden hangilerinde, istenen bilgi bellekten daha kolay çağrılır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III

28. Bir profesör üniversitede geçmişten günümüze popüler kişilik kuramları konusunda ders vermektedir. Öğrencilerinden; Freud’un psikanalitik kuramı bağlamında, kişilik konusunun temel kavramlarını anlatan karakterlere bürünerek kısa bir canlandırma yapmalarını ister. Bu canlandırma için gönüllü olup olmadığını sınıftakilere sorduğunda bir öğrenci “Beni seçin, beni seçin!” diye bağırarak sırasından kalkar. Bunun üzerine profesör “Hadi gel, karakterlerden biri belli oldu.” der.
Buna göre profesörün, öğrencisinin canlandırması için uygun gördüğü karakter aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Çatışma
B) Ego
C) Süperego
D) İd
E) Savunma mekanizmaları

30. Toplumun devamı ve istikrarı onu oluşturan birey ve grupların bir arada yaşamasına ve ortak hedeflere yönelmesine bağlıdır. Örneğin bir ülkeden başka bir ülkeye göç eden halkların burada karşılıklı evlilik, komşuluk ve ticaret yapmaları ile hızlı bir şekilde göç ettikleri ülkenin dilini öğrenmeleri o ülkenin millî kimliğini benimsemelerine etki etmiştir.
Bu parçada vurgulanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Toplumsal gelişme
B) Toplumsal ilişki
C) Toplumsal hareketlilik
D) Toplumsal bütünleşme
E) Toplumsal değişme

29. Grupların veya toplumların yararlı, cazip, istenilen ve beğenilen olarak benimsedikleri ve kullandıkları kültürel olarak belirlenmiş standartları vardır. Bu standartlar adeta sosyal yaşamın anahtarlarıdır. Kültürel olarak belirlenen kolektif fikirler, toplum olmaktan kaynaklı paylaşılan ortak bazı amaçları kapsar. Buna göre toplumdan topluma farklılık gösteren ve bir kültürü diğerinden ayıran en önemli özellik kültürde nelerin istenilir ve uygun olduğu hakkındaki kolektif onaylamalardır. Örneğin ataerkil sistemde; gençlerin aile rızası olmadan evlenmeleri ya da gencin aile büyüklerinin yanında bacak bacak üstüne atarak oturması hoş karşılanmazken eve gelen konukların ağırlanması ve memnun edilmesi beklenen bir durumdur.
Bu parça aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?
A) Toplumsal sapma
B) Toplumsal değer
C) Toplumsal statü
D) Toplumsal etkileşim
E) Toplumsal farklılaşma

31. İnsanlığın ilk dönemlerinden bu yana var olan aileyle ilgilenen birçok sosyolog, ailenin evrensel tek bir modeli olamayacağını belirtir. Aile kurumu zaman içinde ve kültürlere göre farklılık gösterir. Örneğin İngiltere’de Viktorya Dönemi’ndeki aile içi ilişkilerde günümüzde kabul edilemez katı kurallara dayalı fiziksel cezalandırmalar, kadının ev ortamına kapatılması ve çocukların çalıştırılması söz konusuyken bugün birçok toplumda aile içi ilişkiler daha demokratikleşmiştir. Günümüzde dünya genelinde farklı toplumlarda geniş aile, çekirdek aile, tek ebeveynli aile gibi çeşitli aile türleri tanımlanmaktadır.
Bu parçada “aile kurumu”nun hangi özelliği vurgulanmaktadır?
A) Yetişkin üyelerin çocuklarının bakımından sorumlu olduğu
B) Zaman içinde diğer toplumsal kurumlarla ilişkisinin zayıfladığı
C) Modernleşmeyle birlikte bireylerin ihtiyaçlarına cevap veremediği
D) Ortaya çıktığı zamana göre daha çok işlev yüklendiği
E) Tarihsel süreç içinde değişim geçirse de varlığını koruduğu

32. Özdeşlik ilkesi: “Bir şey ne ise odur.”, “Bir başka ifadeyle A, A’dır.” anlatımıyla ortaya konulabilir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi özdeşlik ilkesine uygun bir ifadedir?
A) Aynı malzemeden aynı şartlarda aynı fabrikada üretilen ürünler özdeştir.
B) Aynı kaynaktan farklı şişelere doldurulmuş sular özdeştir.
C) Aynanın karşısında duran bir kişi ile onun aynadaki görüntüsü özdeştir.
D) Gazi Mustafa Kemal ile Atatürk özdeştir.
E) İnsan ve ağaç birbirinden farklı iki yapı olsa da bunları oluşturan atomlar özdeştir.
33. Aşağıdakilerin hangisinde, kavram çeşitlerine uygun örnekler doğru verilmiştir?

    Kolektif     Olumsuz      Soyut
A) Doğa          Yerli           Erdem
B) Tenisçi        Güvensiz   Kitap
C) Takım         Bulutlu       Toprak
D) Üniversite   Kararsız     Bardak
E) Sendika      Kaygısız     Kötülük

41. Umberto Eco sanat dilinin özelliği nedeniyle hiçbir sanat yapıtının gerçekte “kapalı” olamayacağını; her yapıtın belli bir görüşün ötesinde, sayısız olası “okuma” ya da “yorumlama”ya yatkınlık gösterdiğini söyler. Resimden şiire, müzikten yazına dek her sanat yapıtı, sayısız çoklukta tadıma açık bir nesnedir; kendi başına tükenmek bilmeyen bir deney kaynağıdır. Eğer bir sanat yapıtı, süjenin gözünde anlamlı olabiliyorsa, bu da aynı biçimde, onun daha önceki deneylerinden gelen ve sanat yapıtının sunmuş olduğu niteliklerle eriyip kaynaşabilen değerlerin ve anlamların varlığı sayesindedir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Sanat yapıtının yetkinliği, temsil ettiği düşünceyi yansıttığı oranda artar.
B) Sanat yapıtının esas anlamı onu yaratan sanatçının zihnindedir.
C) Sanat yapıtı daima kendisinde nesnel ve evrensel bir anlam taşır.
D) Sanat yapıtının taşıdığı mesaj onu yaratan sanatçının imgeleminde gizlidir.
E) Sanat yapıtının anlamı alımlayıcısıyla kurduğu bitimsiz bir ilişkide açığa çıkar.

42. Diyelim ki okullarda öğretildiği şekliyle, suyun 100 ºC’de kaynadığının bilimsel bir yasa olduğuna inanıyoruz. Sayısı ne kadar çok olursa olsun doğrulayıcı durumlar bu yasayı tam olarak kanıtlamaya yetmez; çünkü yasanın geçerli olmadığı durumların bir araştırması henüz yapılmamıştır. Yasanın geçerli olmadığı durumların araştırılması, örneğin suyun kaynama derecesinin kapalı kaplarda ve deniz seviyesinden yüksek yerlerde daha farklı olduğunun gözlemlenmesi, yasanın “Su deniz seviyesinde ve açık havada
100 ºC’de kaynar.” şeklinde yeniden düzenlenmesine yol açacaktır. Bu şekilde bir yasanın geçerli olmadığı durumların araştırılması aslında yasanın hakikate daha çok yaklaştırılması anlamına gelecektir.
Bu parçada bilimsel bir yasanın denetlenmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Dolaylı doğrulanabilir olması
B) Doğrudan doğrulanabilir olması
C) Yanlışlanabilir olması
D) Bilimsel bir devrime yol açması
E) Bilimsel paradigmayı değiştirmesi

43.
I. Doğrudan gözlemlenebilen davranışlar
II. Doğrudan gözlemlenemeyen zihinsel süreçler
III. Fizyolojik tepkiler
Yukarıdakilerden hangileri, günümüz psikoloji araştırmalarının kapsamında yer almaktadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III

44. 1950’lerde Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere sanayileşen kentlere göçler başlamıştır. Göç edenler, çoğunlukla kamu arazilerine izinsiz ve düşük standartlı evler yaparak barınma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmışlardır. Kentte tutunmaya çalıştıkları mekânlar genellikle akraba ve köylülerine yakın yerler olmuştur. Gecekondu olarak tanımlanan bu yerleşim yerlerine yol, su, elektrik gibi altyapı hizmetleriyle eğitim ve sağlık hizmetleri daha sonraları gelmiştir. Buralarda yaşayan insanlar düşük ücretli işlerde çalışmışlardır.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
A) Gecekondulaşmayla birlikte kentlerde suç oranı artmıştır.
B) Hızlı kentleşme toplumsal çözülmeyi artırmıştır.
C) Göçlerle birlikte kentlerde eğitim önem kazanmıştır.
D) Kentleşme göç edenlerin uyum sorunlarını ortaya çıkarmıştır.
E) Hızlı ve plansız toplumsal değişme çarpık kentleşmeye neden olmuştur.

45.
I. Kuzey Avrupa ülkelerinde görülen kalıtsal Akdeniz anemisi vakalarının Akdeniz ülkelerindekinden az olması
II. Modern yaşamdan uzak bir kabilenin dilinde aynı sözcüğün “böcek”, “uçak” ve “pilot” anlamlarına gelmesi
III. ABD’nin bazı eyaletlerinde erkeklerin selamlaşmak için yanaktan yanağa öpüşmelerinin yadırganması
Yukarıdakilerden hangileri kültür kavramı ile ilişkilendirilebilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III

46. Aşağıdakilerden hangisi tümdengelime dayalı bir akıl yürütme biçimi değildir?
A) Tüm A’lar B’dir, X bir A’dır. O hâlde X bir B’dir.
B) Şimdiye kadar çalıştığım tüm okul müdürleri erkekti. O hâlde bütün okul müdürleri erkektir.
C) Bütün insanlar ölümlüdür. Ahmet de bir insandır. O hâlde Ahmet de ölümlüdür.
D) Bir şey insan ise o şey kuştur. Ahmet bir insandır. O hâlde Ahmet de kuştur.
E) Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. Dünyanın da bir başlangıcı vardır. O hâlde dünyanın da bir sonu vardır.

23.D 24.A 25.A 26.B 27.A 28.D 29.B 30.D 31.E 32.D 33.E 41.E 42.C 43.E 44.E 45.D 46.B