Uygur Devleti’nde Maniheizm’e Dair Yeni Bulgular

Uygur Devleti’nde Maniheizm’e Dair Yeni Bulgular

Moğol-Alman Orhun Ekspedisyonu, günümüz Orhun Vadisinde yer alan Uygur başkenti Karabalgasun’da (Kara Balgas, Ordu Balık) çıkartılan arkeolojik kalıntılardan hareketle, Uygur Devleti’nde Maniheizm’e dair önemli bilgiler elde etti.
Bulgular arasında Uygur Devleti’nin 762 yılında Maniheizm’i devle dini olarak benimsediğini gösteren Soğdca, Çince ve Eski Türkçe bir yazıt bulunmaktadır. Bahse konu yazıt arkeoloji ekibinin LISAR (Lazer Görüntüleme ve Mesafe Algılama) tarama yöntemiyle tespit ettiği ve bir Mani tapınağı olarak yorumladığı yapı içerisinde bulunmuştur.
Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Ulanbator merkezince bu kazıya dair hazırlanan rapor:
Avrasya göçebeleri son iki bin yıl boyunca tüm dünya dinleriyle temas halinde olmuşlardır. Bu bölge ise Maniheizm’in Uygur Devleti’nin resmi dini olarak günümüz Moğolistan topraklarına ve daha ötesine uyarlanması noktasında dinler tarihi açısından özel bir yere sahiptir. Nitekim Mani dini tarihte ilk ve son kez böyle bir statüye kavuşabilmiştir. 762’de Çin’in Louyang (洛阳) şehrinde Maniheist rahiplerle karşılaşan Bögü Kağan Orhun Vadisi’ndeki başketi Karabalgasun’a dönüşünde bu rahiplerden dördünü yanında götürmüştü. Bögü Kağan bu dini devlet dini olarak ilan ederek başkentine davet ettiği rahiplere, tebaası arasında Maniheist ilkeleri vaaz etmelerini emretmiştir. Soğdca, Çince ve Eski Türkçe olarak yazılmış bir yazıt bu olayı kaydetmiştir. Bu üç dilli yazıta ait kalıntılar antik kentte bulunan özel bir alanda yer almaktadır.
Orhun vadisinde 745 yılında kurulan Karabalgasun, daha sonradan Moğol başkenti olan Karakurum’a 30 km uzaklıktadır. 40 kilometrekareden daha fazla bir alanı kapsayan şehrin kalıntıları bugün açık bir şekilde görülebilmektedir.
Uygurların Tang Hanedanlığı ve aynı şekilde batıda Orta Asya ve Pers bölgeleriyle de yoğun temaslarının olduğunu gösteren yazılı kaynaklar da vardır. Orta Asya’da İpek Yolu üzerinde gerçekleşen aktif ticari faaliyetlere katılarak İran’ın doğusundan Uygur sarayına kadar gelen Soğdlu tüccarlar bu temaslarda arabuluculuk yapmışlardır.
Soğdlular çok daha öncesinden, batıda Mani diniyle temasa geçmişlerdi. Dinin kurucusu Mani(216-276), Mezopotamya’da Yahudi ve Hristiyan bir toplumda büyümüş , dini mesajını Sasani İmparatorluğu topraklarında yaymış ve Orta Asya’ya da misyonerlerini göndermişti. Burada Mani diniyle tanışan Soğdlular tıpkı Budizm ve Nesturi Hristiyanlığında olduğu gibi bu yeni dini de doğuya yaydılar.
Karabalgasun’da Moğol-Alman Arkeoloji Ekspedisyonunun yaptığı çalışmalar, üç dilli yazıtın orijinal olarak küçük binaların ve bir büyük merkezi binanın yer aldığı çift duvarlı kompleks yapının içerisinde olduğunu göstermiştir. 2.40 m yüksekliğinde merdivenlerle ulaşılan bir rampada duvar kalıntıları korunmuş olan yapının rekonstrüksiyonu artık mümkün değildir. Yazıtın düzeni ve merkezi yapının önünde bulunan çift kapı gibi birçok özellik bu sitenin Manihaist tapınağı olduğunu düşündürmektedir.
840 Kırgız baskınıyla Turfan vahasına sürülmelerinden sonra bile Maniheizm, yerini alacak olan Budizm ve Hristiyanlığın etkin olduğu, en geç 13. yüzyıla kadar, Uygurlar arasında önemini muhafaza etmiştir. Moğol egemenliğinin son bulmasıyla birlikte Doğu Türkistan’da hâkim din İslamiyet olurken, Budizm Tibet ve Moğolistan’da kaim din olmuştur.
Alman Arkeoloji Enstitüsü, Ulanbator Merkezi

https://www.tarihtendersler.com