Türkçe

Türkçe

TÜRKÇE DERSİNE NASIL ÇALIŞMALISINIZ?
Sevgili öğrenciler! Türkçe dersine nasıl çalışır sorusuna derinlikli ve nitelikli bir cevap vermeden önce, ÖSS’de çıkan Türkçe sorularını ana hatlarıyla ele almamızın daha doğru olacağı inancındayız. Ancak bu ana hatları somutlaştırdıktan sonra, işte o zaman her bir kategoriye nasıl çalışacağımıza ilişkin daha kullanışlı ve pedagojik bir çerçeve ortaya koyabiliriz diye düşünüyoruz.
1- Anlam Bilgisi,
2- Dil Bilgisi,
3- Anlatım Bozuklukları,
4- Yazım Bilgisi,
5- Edebiyat Bilgileri, olmak üzere 5 temel başlıkta toplayabiliriz.
Kişisel kanaatim şu ki, “Anlam Bilgisi” soruları daha çok sorulmakta ve örtülü bir şekilde öğrencinin çokça kitap okuyan bir öğrenci olup olmadığı sınanmaya çalışılmaktadır. Bu bakımdan Lise yıllarında veyâ dershaneye gidiyorken kitap okuma alışkanlığının kazanılmasının Türkçe dersini oldukça destekleyeceğini düşünüyoruz. Çünkü ÖSS Türkçesi’nde çıkan soruların yarsından fazlasını, Anlam Bilgisi ya da Anlam Bilgisi’yle ilişkili sorular oluşturmaktadır. Bu da bize çalışmalarımızda Anlam Bilgisi’ne daha çok önem vermemiz gerektiğini göstermektedir.
Anlam Bilgisi; her şeyden önce hızlı ve doğru okumanızı; okuduğunuzu anlamanızı ve anladığınızı yorumlamanızı da gerektirir. Nitekim, soruların büyük çoğunluğunun Anlam Bilgisi ile ilgili veya ilişkili olması ve ezbere dayalı bir bilgi istenmemesi bunun en önemli kanıtıdır. Anlam Bilgisi soruları; daha çok kelime, cümle ve paragraf düzeyinde karşımıza çıkar. Bu tür sorular, sözcüğün anlamını kavramaya, sözcüğün cümle içinde kazandığı değişik anlamları bulmaya, yorumlamaya ve son olarak deyimlerin anlamlarını kavramaya yönelik sorular şeklinde sorulur.
Cümle anlamında cümlede verilen yargıyı kavramak, yargının oluşmasında etkili olan yardımcı yargıları bulmak, yargıyı aktaran kişinin yansıttığı duyguyu, bilişi, düşünceyi anlamakla ile ilgili sorular da gelmektedir. Bu tip sorularda, cümle anlamında ve kavrama düzeyindeki beceri ve yeteneğiniz ölçülür. Ayrıca birbirine benzer yargılar arasından farklı olanı bulabilme üzerinde de sınamalar yapılır.
Bu cümleden hareketle, paragrafı okumadan önce soru kökünü, altı çizili sözcüğü mutlaka doğru okumalısınız ve ne sorulduğunu berrak bir şekilde anlamaya çalışmalısınız. Demek ki, Anlam Bilgisi konusundan gelen soruları çözebilmek için az da olsa düzenli olarak günlük kitap okumaya çalışmalısınız. Ayda bir-iki kitap bitirmelisiniz meselâ! Diğer taraftan okuduğunuz metni özetlemeye ve eleştirmeye de çalışırsanız yaptığınız işin verimliliği daha da çok artacaktır.
Burada değinmek istediğimiz önemli diğer bir husus da sözlük kullanımıdır. Okuduğunuz metinde karşılaştığınız kelimelerden anlamlarını bilmediklerinizi öğrenmek, deyimlerin tam karşılığını bilmek, atasözlerini kavramak istiyorsanız mutlaka bir “Türkçe Sözlük” ve bir de “Atasözleri Sözlüğü” edinmelisiniz. Böylece sınavlarda çıkacak muhtemel deyim, atasözü ve kelime anlamı gibi soruları çok daha rahat bir şekilde çözebilme yeteneğine kavuşmuş olursunuz.

Anlam Bilgisi Soruları Nasıl Çözülür?
“Anlam Bilgisi” konusu Türkçe dersinin en önemli konusu olup, sınavlarda soruların % 85′i ile direkt ilişkili olan bir bölümdür. Dolayısıyla bu konuyu öğrenmek, başarıya ulaşmak için çok önemlidir. Türkçe dersinin en önemli konusu olan “Anlam Bilgisi”nden gelebilecek soruları çözmek için şu hususlara dikkat etmek gerekir:
— Günde birkaç sayfa da olsa mutlaka kitap okunmalıdır.
Kitap okuma alışkanlığı olmayanlar ilk başlarda gazetelerden ilgilerini çeken köşe yazılarını, süreli yayınları, yâni Birey Günlükleri, Kişisel Gelişim, Genç Beyin, Genç Gelişim, Bilim Teknik, Genç Öğrenci, Eğitimbilim, Bütün Dünya, National Geography, Atlas, Sızıntı, Genç Yaklaşım, Yeni Eğitim vb. dergiler gibi bilgilendirici ve eğlendirici dergileri okumak gerekmektedir. Bu aşamadan sonra Türk Klasikleri’nden ve Dünya Klasikleri′nden hikâye ve romanlar okumaya yönelmeli; daha sonra ise düşünsel içerikli deneme kitaplarına geçilmelidir.
— Televizyon seyrederken, birilerini dinlerken, okurken veya herhangi bir nedenle duyulan ve anlamı bilinmeyen kelime ve kelime gruplarının anlamları, üşenmeden sözlüklerden araştırılıp hemen öğrenilmeliler.
Bunu için de her öğrencinin kütüphanesinde mutlaka bir “Türkçe Sözlük”, bir “Deyimler Sözlüğü”, bir “Atasözleri Sözlüğü” bir de “İmlâ Kılavuzu” bulunmalıdır. Okul Türkçe kitaplarının konularının işleniş bölümünde yer alan “Kelime Çalışmaları” ve “Okuma, Anlama, Anlatma” çalışmaları bölümleri de mutlaka incelenmeli ve çalışılmalıdır.
— Okunan metinler üzerinde çalışma yaparken konuları, asıl anlatılmak istenen düşünceleri, metinden çıkarılabilecek düşünceleri ve metnin yazarının veya şâirinin konuyu ortaya koyarken içinde bulunduğu rûh hâlini belirleyerek not etmek gerekir.
Bu metinler, sohbet esnasında başkalarına da anlatılabilir. Okunan metin bir hikâye veya bir roman ise özetleme yapılabilir veyâ okunan benzer hikâyelere benzer kısa hikâyeler de yazılabilir. Veyâhut ta hikâye belli bir noktada bırakılarak okuyucu tarafından tamamlanabilir. Bu çalışmalar kişinin, okuduğunu anlama ve anladığını sözlü veya yazılı bir şekilde ifâde edebilme yeteneğini geliştirir. Bu kabiliyetleri gelişen kişilerin, soruları daha kolay ve hızlı, ayrıca da doğru olarak çözebilecekleri görülecektir.
— Soruları çözerken, ama daha çok ders çalışırken kalem kullanmak gerekir.
Özellikle ders çalışırken kelimelerin, cümlelerin anlamları belirlenip yan taraflarına yazılmalıdır. Bu belirlemeler yorumlanmalı ve kıyaslanmalı, sonra da istenen bilgilere çıkarımsal olarak ulaşılmalıdır. Özellikle paragraf sorularında kalem kullanmak bu anlamda çok önemlidir. Çünkü Sözel bir soru, zâten bir metindir, okumayla yapılır, ana temâ ve düşünce tespit edilir. Okunan ve parçadan çıkarılan düşünceler, konu, ana fikir ve yazarın içinde bulunduğu durum ise bu anlamda not edilmelidir veya metin içersinde altı çizilerek belirginleştirilmelidir. Unutmayın! Bu veriler sorunun çözümünde, bizden istenen asıl bilgiler olacaktır. Diğer taraftan, Türkçe konuları birbirinin devamı olduğu için konuları sırayla ve anlayarak çalışmanızda da fayda vardır. Bir konuyu çok iyi anlamadan asla diğerine geçmeyin. Çünkü her konu, bir sonraki konunun temelidir. Siz de takdir edersiniz ki, temeli sağlam olmayan bina en küçük etkilerde bile yıkılabilir.
— Önceki yıllardaki çıkmış sorular çıkabilecek soruların aynasıdır, bu yüzden son 20 yılın çıkmış olan Türkçe ve Edebiyat sorularını mutlaka konu konu çözün!
Esasen son yıllarda öğrencilerimize sâdece son 5-6 yılın sorularını çözmeleri tavsiye ediyor hattâ bu konuda ödevler veriyorduk. Ancak geçen yıl sınav sisteminin değişmesi ile birlikte, kısmen de olsa geriye dönük olarak LYS tarzındaki soruların gelecek olması; çalışmalarımızda artık son 20 yılın sorularının da çözülmesini zorunlu hâle getirmiştir. Bu bakımdan ilk kez bu yıl sınava girecek arkadaşlarımız LYS tarzındaki sorulara karşı yabancılık çekebileceklerinden, tipolojik, şematik ve tematik olarak LYS sorularına da bir aşinâlık kazanabilmeleri için mutlaka son 20 yılın sorularını çözmek zorundadırlar.
— Test tekniğine alışmak için bol bol soru çözün!
Konu eksiğiniz kalmamışsa, artık sık sık soru çözerek Türkçe dersine karşı duyarlılığınızı ve yetkinliğinizi güçlendirmelisiniz. Türkçe bir anlamda okunarak ve yorumlayarak çalışılan bir ders olduğu için bol bol soru çözülerek çalışılmaya en çok yatkın olan derstir.
Ancak şu da unutulmamalıdır ki, karşılaşmış olduğunuz hâlde arkada aslã çözülmemiş veya yanlış çözüldüğü hâlde tashih edilmemiş, arkadaşlarınızla tartışılmamış, etüt hocalarınıza veya ders hocalarınıza sorularak ve de çözdürülerek anlaşılmamış hiçbir soru bırakmamalıyız. Eğer ihmâli yaparsanız, o sorular tekrar başka bir deneme sınavında değil de, geçek ÖSS sınavında karşınıza pat(!) diye çıkıverirse, işte o zaman çok derin bir pişmanlık ve çaresizlik yaşarsınız.
Bu bakımdan mutlaka her soru ile hâldâş olmak, arkadaş olmak, hemhâl olmak, hemdem olmak, hemahenk olmak, tanışık olmak, yanaşık olmak gerekir. Çünkü bütün soru tipleriyle böylesine bir empatik ve sempatik ilişki kurarsak; onlarla tekrar karşılaştığımız zaman hem yabancılık çekmez —veyâ değişik sorularla karşılaşsak bile— hem de o soruların özümsediğimiz sorularla akraba olduğunu fark ederek hiç zaman kaybetmeden onları da derhâl çözmeye başlayabiliriz.
İşte bu nedenle, yâni metaforik ve pratik işlevi bakımından bol bol soru çözmemizin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Unutmayın, ne kadar çok soru çözerseniz, gerçek sınavda herhangi bir sürprizle karşılaşma riskini o kadar daha ortadan kaldırmış olursunuz.
— Kendinize ilişkin bir soru çözüm kompozisyonunuz / tarzınız olsun!
Bu konuya ilişkin kendi öğrencilik yıllarımızda (daha ders çalışırken ve özellikle paragraf sorularını çözerken) kullandığımız bir senaryondan bahsetmek istiyoruz. Örneğin, kendimizi kırmızı bereli SAT komandoları gibi hayâl ediyor, güyâ bir yüksekçe bir apartmanın çatı katına bırakıldığımızı düşünüyorduk. Operasyondaki görevimiz, binanın güvenlik açısından temiz olup olmadığını çatı katından başlayarak incelemek ve binanın giriş katından çıkarak durumu rapor etmekti. Çatı katından başlayarak her katı usulca, sessizce derinden, detaylara dikkat ederek, muhtemel tuzaklara düşmeden, yüksek bir konsantrasyonla didik didik arıyorduk. Nihâyet aramamızı tamamlayınca apartmanın önündeki giriş kapısından çıkıyorduk. O da ne? Gazeteciler bizi bekliyor, flaşlar patlıyor? Ve ardı ardına sorular geliyordu!
— Apartman da “şu” veyâ “şunlar” var mıydı?
— Katları gezerken en çok dikkatinizi çeken şey neydi?
Sevgili öğrenciler! Sizi temin ederiz ki paragraf soruları da hemen hemen aynı örüntüye sahiptir. Yani paragraf sorusuna başlarken ve ilk satır da ilerlerken, kendinizi bir SAT komandosu gibi paragrafın çatısına bırakılmış gibi hayâl edin! Sonra bu apartmanın [paragrafın] her bir katını [satırını] dikkatlice didik arayın. Size yabancı olan bu olay mahâllinde [soruda] saklı olan şeyleri bulmaya çalışın. Üstelik kartlara [satırlara] yerleştirilmiş tuzaklara düşmeden operasyonu sağlıklı bir şekilde tamamlamaya çalışın. Satırlar ilerledikçe ve siz paragrafın sonuna yaklaştıkça apartmanın zemin katına yaklaştığınızı ve biraz sonra da dışarı çıkacağınızı düşünün!
Dışarı çıktığınızda gazeteciler [soru] sizi bekliyor.
Gazeteciler [soru] size muhtemelen şunu soracaktır:
— Apartmanda [soruda] “şu, şu..” var mıydı?
— Veyâ “Şunu, şunu..” gördünüz mü?
— Veyâhut ta, apartmanda [soruda] en çok dikkatinizi çeken şey neydi?
— Sizce bu apartman ve katları [paragrafın satırları] size neyi anlatıyor?
— Katları geziyorken [satırları okuyorken] ne hissettiniz?
— Apartman [paragraf] hakkında tam olarak ne düşünüyorsunuz?
Tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu gibi, paragraf sorularını çözerken bir apartmanın katlarını [sorunun satırlarını] büyük bir gizlilikle ve dikkatle keşfeden SAT komandoları gibi hareket ederek, dışarı çıktınızda size sorulacak önemli bilgileri ve bulguları derlemeye çalışarak çözün!
İşte sevgili öğrenciler! Demek ki, Türkçe sorularını ve paragraf sorularını bu kompozisyon ile çözerseniz hem çalışmalarınızı zevkli hâle getirmiş olurusunuz, hem de konsantrasyonunuzu üst düzeyde tutarak hayâtî ve hayâlî tuzaklara düşmeden görevinizi başarıyla tamamlamış olursunuz. Özellikle ders çalışırken bu kurguyu hâyâl ederek soruları çözmeye çalışmanızı ve de bu duygu-durumunu niteliksel bir farkındalık düzeyi olarak özümsemenizi tavsiye ediyoruz.
(Not: Diğer Sözel derslerde de aynı teknikleri kullanabilirsiniz!)

tarihtendersler.com