Yumuşama Dönemi Türk İç Siyaseti

Yumuşama Dönemi Türk İç Siyaseti

I.TÜRKİYE’DE BUNALIMLI YILLAR
1.SİYASET
27 MAYIS 1960 DARBESİ
Demokrat Parti ve Yükselen Muhalefet
Türkiye′de 1958′de yapılması gereken genel seçimler ekonomik sorunlar ve sosyal çalkantılar nedeniyle bir yıl erkene alındı. 27 Ekim 1957′de düzenlenen seçimlerde DP oy kaybına uğradı. Seçim sonuçlarına göre DP % 47.9, CHP ise % 41.1 oy aldı.
1950 ve 1954 seçimlerinden sonra ilk defa muhalefetin toplam oyu iktidarın oyunu geçmişti. Gerginlik seçim sonrasında da sürdü. Celal Bayar TBMM′de 413 oy alarak üçüncü defa cumhurbaşkanlığına seçildi. 5. Adnan Menderes Hükümeti kuruldu.
Ödemeler dengesindeki bozukluk dış borçların ödenmesini iyice zorlaştırmıştı. 4 Ağustos 1958′de ekonomik istikrar paketi yürürlüğe girdi. Türk Lirası′nın değeri düşürüldü. Doların fiyatı 2.80 liradan 9.02 liraya çıktı. Devalüasyon, ekonomik durgunluk, zam, işsizlik ve iflasları beraberinde getirdi.

Öğrenci Olayları Başlıyor…
©      1958′de iktidar ile muhalefet arasındaki gerilim iyiden iyiye arttı. Aynı yıl Kıbrıs sorunu tırmanmaya başladı. 1958 başlarında adadaki İngiliz askerlerinin Türklere ateş açması İstanbul′da 300 bin kişilik bir miting ile protesto edildi. Kıbrıs müzakereleri için Londra′ya giden Başbakan Menderes′i taşıyan uçak düştü. 14 kişinin öldüğü kazada Menderes sağ olarak kurtuldu.
©      28 Nisan 1960′ta İstanbul ve Ankara′da öğrenci olayları başladı. Gösterilerde şiddet olayları yaşandı. Üniversiteler kapatıldı. Sıkıyönetim ilan edildi. DP′li gençler 5 Mayıs 1960 günü iktidara destek olmak için Ankara Kızılay Meydanı′nda bir gösteri düzenlemeyi planladı. Ancak 555K parolasıyla örgütlenen muhalif gençler 5 Mayıs akşamı saat beşte meydanı doldurdu. 21 Mayısta Harbiyeliler Ankara′da sessiz bir yürüyüş yaptı.

27 Mayıs, Darbe Gerçekleşiyor…
27 Mayıs 1960 sabahı radyolardan okunan bildiri ile Milli Birlik Komitesi TSK adına ülke yönetimine el koydu. Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Cemal Gürsel komitenin başına geçti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere DP′liler tutuklandı. Anayasa ve TBMM feshedildi. Siyasi faaliyetler askıya alındı. 28 Mayıs 1960 günü yeni bir hükümet kuruldu.
Tutuklu milletvekilleri yargılanmak üzere Yassıada’ya gönderildi. DP 29 Eylül 1960′da kapatıldı. Tutuklular Yüksek Adalet Divanı′nca yargılandı. 15 kişi idama, 31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi değişik hapis cezalarına çarptırılırken 123 kişi de beraat ettirildi.
Bu arada TSK içinde Milli Birlik Komitesi ile ters düşen 14 subay yurt dışında çeşitli görevlerle sürgüne gönderildi. 14′ler Olayı olarak bilinen yurtdışına sürgün, ordu içinde yaşanan ayrışmayı ilk kez açıkça ortaya koydu.

Menderes İdam Ediliyor…
Yassıada′da gerçekleştirilen yargılamalar sonucunda Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakan Adnan Menderes idama mahkum edildi. İdamlar İmralı Adası′nda gerçekleştirildi. Celal Bayar ve Refik Koraltan′ın da içinde bulunduğu 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrildi.

1960′lı Yıllar ve Adalet Partisi
©      27 Mayıs Darbesi ile kapatılan Demokrat Parti′nin devamı olarak 11 Şubat 1961′de Adalet Partisi adıyla yeni bir parti kuruldu. AP özellikle idamların ardından oluşan toplumsal tepkiyi iyi değerlendirdi. Demokrat Parti seçmeni büyük oranda AP′yi destekledi.
©      Parti genel başkanlığına 1964′te Süleyman Demirel seçildi. Adalet Partisi 1961 seçimlerinde % 34,8 oy topladı. CHP-AP koalisyonu kuruldu. 1964′de CHP hükümetinin düşürülmesini sağlayan AP, 1965 seçimlerinde birinci parti oldu. 1969 seçimlerinde ise oyların % 46,5′ini aldı.

12 MART MUHTIRASI VE BİR DARBE DAHA…
Tüm dünyayı etkileyen 1968 öğrenci olayları Türkiye′yi de etkilemiş, öğrencilerin ön plana itildiği toplumsal olaylar zamanla siyasi ve ideolojik bir içerik kazanmış, hatta terör eylemlerine dönüşmüştür. Bu istikrarsız ortam içinde kuvvet komutanlarının imzasıyla 12 Mart 1971′de Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel′e bir muhtıra verildi.

Bu da Darbe Ama Bu Kez Farklı…
«   1971 Muhtırası sonrasında TBMM feshedilmemiş, partiler kapatılmamış ve anayasa askıya alınmamıştır. Askerler partiler üstü bir hükümetin oluşturulmasını istiyordu. Bunun üzerine Başbakan Demirel aynı gün istifasını verdi.
«   Başbakan olarak CHP Kocaeli milletvekili Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı. CHP′den istifa eden Erim bağımsız başbakan olarak askerin istediği partiler üstü hükümeti kurdu. 1973′te TBMM′de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Fahri Korutürk kazandı.
«   Bu arada 12 Mart Muhtırası′na karşı çıkan CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, 1972 Kurultayı′nda İnönü′ye karşı parti başkanlığı için adaylığını koydu ve kazandı. İsmet İnönü CHP Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa etti. 1973 seçimlerinde CHP iktidar, Bülent Ecevit başbakan oldu.

12 EYLÜL DARBESİ
Darbe Ortamına Nasıl Girildi?
♦          1970′li yıllar sona ererken Türkiye ağır bir siyasal ve ekonomik bunalımla karşı karşıyaydı. 1977 seçimlerinden sonra istikrarlı bir hükümet kurulamadığı gibi, iki büyük parti CHP ve AP arasındaki diyalog neredeyse tamamıyla ortadan kalkmıştı.
♦          Ülkedeki dış ticaret açığında büyük artışlar yaşanmış ve zamanla döviz dar boğazı meydana gelmişti. İşsizlik artmış, piyasada yaşanan mal kıtlığı nedeniyle bakkal ve marketlerin önünde uzun kuyruklar oluşmaya başlamıştı.
♦          Siyasal ve toplumsal şiddet olayları günden güne tırmanmış, terör bir türlü durdurulmamıştır. Sağ  sol bölünmesi toplumsal çatışmaları beraberinde getirmişti. Darbe öncesinde günde yaklaşık 30 siyasi cinayet işleniyordu.

Siyasi Kaos Dönemi
Kasım 1979′da Demirel başkanlığında, MHP ve MSP destekli azınlık hükümetinin kurulması siyasal istikrarsızlığı sona erdirmeye yetmedi. Bu arada toplumsal şiddet olanca hızıyla sürüyordu. Askerler 27 Aralık 1979′da Cumhurbaşkanı Korutürk′e bir uyarı mektubu gönderdi.

Siyasiler Askerlerin Mektubunu Dikkate Almıyor…
Kamuoyuna duyurulan bu uyarı mektubunu ne iktidar, ne de muhalefet dikkate aldı. Her iki tarafta mektubun muhatabının kendileri olmadığını açıkladı. Siyasi partilerin bu tavrı zaten darbe hazırlığı içinde olan ordunun üst kademesinin hazırlıklarını hızlandırdı.
Bu arada Nisan 1980′de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk′ün görev süresinin dolması yeni bir bunalıma yol açtı. Siyasi partiler bir isim üzerinde uzlaşmaya varamayınca yeni cumhurbaşkanı bir türlü seçilemedi. Kriz gün geçtikçe derinleşiyor, birçok ilde sıkıyönetim ilanına rağmen şiddet olayları her geçen gün tırmanıyordu.

Darbe Gerçekleşiyor…
12 Eylül 1980′de TSK yönetime el koydu. Darbeyle birlikte Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarından oluşan Milli Güvenlik Konseyi kuruldu.
Ülke genelinde saptanan 13 sıkıyönetim bölgesine 13 general sıkıyönetim komutanı olarak atandı. Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki bütün derneklerin faaliyetleri durduruldu. Bazı milletvekilleri ile sendika yöneticileri gözaltına alındı.

Yeni Başbakan Bülent Ulusu
©      Emniyet Müdürlüğü bütün örgütüyle birlikte Jandarma Genel Komutanlığı′nın emrine verildi. 20 Eylül 1980′de Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu Başbakan olarak görevlendirildi.
©      Hükümet programı hızla hazırlandı. Ekonomi yönetimi bir önceki dönemde uygulanmaya başlayan 24 Ocak kararlarının mimarı ve o dönemin Başbakanlık Müsteşarı olan Turgut Özal′a bırakıldı. Özal hükümette Başbakan Yardımcısı olarak yer aldı.

Emekli Askerler Göreve…
25 Eylül 1980′de bütün il genel meclisleriyle, belediye meclisleri feshedildi. Belediye başkanlarının görevlerine son verildi. Yerlerine MGK′ya yakın kamu görevlileri veya ordudan emekli olmuş kişiler atandı. 67 ilden 27′sinin valileri değiştirildi.
Gelibolu Hamzakoy′daki askeri dinlenme tesislerinde ikamete mecbur edilen Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel 10 Ekimde Ankara′ya getirildi. Siyasi amaçlı olmamak kaydıyla ziyaretçi kabul etmelerine izin verildi. Buna karşılık Alpaslan Türkeş ve Necmettin Erbakan 15 Ekimde tutuklandı.

Yorgan Gitti, Kavga Bitti mi?
1970′li yılların ortalarından itibaren Türkiye′yi istikrarsızlığa sürükleyen şiddet olayları 12 Eylül darbesi ile birlikte birkaç gün içerisinde hissedilebilir biçimde azaldı. Kısa bir süre sonra da durdu. Anayasa Komisyonu tarafından hazırlanan yeni anayasa 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyuna sunuldu ve %91.2 evet oyu ile kabul edildi. Siyasi Partiler Yasası 24 Nisan 1983 tarihinde yürürlüğe girdi ve yeni siyasi partilerin kurulması için siyasi faaliyetler kademeli olarak serbest bırakıldı.
MGK Başkanı .Kenan Evren darbe sonrasında radyo ve televizyonda yayınlanan konuşmasında. “MGK devlet yönetimine doğrudan el koymuştur. Her türlü siyasi faaliyet her kademede durdurulmuş, parlamento ve hükümet feshedilmiş, bütün parlamenterlerin yasama dokunulmazlıkları kaldırılmıştır. İkinci bir emre kadar sokağa çıkmak yasaklanmış, yurtdışına çıkışlar durdurulmuştur.” ifadelerini kullandı.

1983 Seçimleri ve Özal Dönemi
 Darbeyi izleyen dönemde Milliyetçi Demokrasi Partisi, Anavatan Partisi ve Halkçı Parti kuruldu. Doğru Yol Partisi ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti kurucu üyelerinin çoğu MGK tarafından veto edildiği için genel seçimlere katılamadı. 6 Kasım 1983 tarihinde yapılan genel seçimlerde oyların % 45.1′ini alan ANAP tek başına iktidar oldu
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 1 Temmuz 1983′te askerlik görevinden ayrıldı. MGK′nin varlığı TBMM Başkanlık Divanı′nın 7 Aralık 1983′te toplanmasıyla sona erdi. Emekliye ayrılan MGK üyeleri altı yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyelilerine getirildi.

2.EKONOMİ
1970′lerde ihracattaki duraklamaya karşın ithalatta büyük artış yaşandığı görülür. İthalatta yaşanan bu patlama dış ticaret açığını hızla büyüdü. 1971 ve 1973 petrol krizleri Türkiye′nin petrol faturasını artırdı ve dış ödemeler dengesini olumsuz etkiledi.
1970′li yılların ikinci yarısında, Türk ekonomisi cumhuriyet tarihinin en ağır bunalımlarından birine girmiştir. Değişen dünya şartlarına uyum sağlayacak tedbirlerin zamanında alınmaması, döviz kaynaklarının erimesine ve ödemeler dengesinde ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Ekonomi 1979′da durma noktasına gelmişti. Yokluk, kıtlık ve kuyruklar başlamış, karaborsacılık artmıştı. Mazot bulunamadığı için çiftçi traktörünü çalıştıramaz haldeydi. Fuel oil ve kömür yokluğundan kış mevsiminde soba ve kaloriferler yakılamadı. Benzin istasyonları önünde uzun kuyruklar oluştu.
Nebati yağ, ampul, tüp gaz, sigara ve daha birçok temel ürün bulunamıyordu. Dış temsilciliklerde çalışanlara maaşları zamanında gönderilemez hale gelmişti. Bu dönem Türk halkının zihninde yokluğun ve% 100′lük enflasyonun yaşandığı yıllar olarak kalmıştır.

3.SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT
Türkiye′de ilk TV yayınları TRT′den de önce Nisan 1952′de İTÜ′de yapılan deneme yayınlarıyla gerçekleştirildi. İTÜ TV′nin yayınları TRT′nin 31 Ocak 1968′de yayın hayatına başlamasına kadar sürdü.
1970′ler Türkiye′nin televizyon ile tanıştığı yıllar oldu. Siyah-beyaz, tek kanallı televizyon yurt sathında yaygınlaştırıldı. 1981′de yılbaşı gecesi TRT tarafından Türkiye′de kamuya açık ilk renkli TV yayını yapıldı. Türkiye′de tamamen renkli yayına geçişin tarihi ise 1984′tür. 199O′lı yılların başından itibaren de Türkiye′de özel televizyon ve radyolar kurulmaya başlanmıştır.

tarihtendersler.com