İki Savaş Dönemi Avrupa

İki Savaş Dönemi Avrupa

F.İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMİNDE AVRUPA

1.BARIŞIN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAMA ÇABALARI

MİLLETLER CEMİYETİ (CEMİYETİ AKVAM)
I.Dünya Savaşı Avrupa′da siyasi dengeleri değiştirmiş, Almanya, ve Osmanlı Devleti′nin yenilgiye uğraması siyasi boşluk oluşturmuştur. Antlaşmalar devletler arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkardı. Bu ortamda barışın sürekliliği konusu önem kazandı.
Versay Almanya’ya  dolayısıyla da Avrupa′ya istikrar getirmek bir yana kaos doğurmuştu.Almanlar bu antlaşmanın ağır hükümlerinden kurtulmak için harekete   geçti. Bu çabalar başta Fransa olmak üzere diğer devletleri de endişelendiriyordu.
Savaş sonundaki kazanımlarını  korumak isteyen  Fransa, Almanyanın kayıplarının hesabını  kendisinden sormasından çekiniyordu.
Bunun için Almanya′ya karşı ittifak arayışına yöneldi. Uğradığı kayıplarla ekonomik krize giren İngiltere′de Avrupa′da yaşanan istikrarsızlığı kaygıyla izlemekteydi.İtalya, kazanım olarak kendisine sunulanlardan memnun kalmamıştı. Versay′ın değiştirilmesini istiyordu. ABD, Avrupa′dan çekilerek savaş öncesindeki yalnızlık politikasına geri dönmüştü. Rusya′da yaşanan rejim değişikliği, bu devleti Avrupa devletlerinden uzaklaştırmıştı.

Milletler Cemiyeti Kuruluyor…
Dünya Savaşı′nın getirdiği büyük yıkım, barışı koruyacak devletler arası bir örgü-tün kurulması düşüncesini güçlendirmiştir. Bu örgütün gerekliliği ABD Başkanı Wilson′un yayınladığı ilkelerde de vurgulanmıştı. Savaş sonunda bu amaçla ABD ve İngiltere arasında çalışmalar başlatılarak Paris Barış Konferansı′nda gerekli hazırlıklara girişilmiş, bu çalışmaların sonucunda Milletler Cemiyeti ortaya çıkmıştır.
Konferansın Ocak 1919′da yapılan toplantısında alınan karar uyarınca, 28 Nisan 1919 tarihinde Milletler Cemiyeti kuruldu.

Milletler Cemiyeti′nin Sorumlulukları
Uluslararasında işbirliğini geliştirmek, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak,
Savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek,
Gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek,
Uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak,
Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak
Milletler Cemiyeti′nin asıl üyeleri 32 devlet idi. Bunların dışında bir de cemiyete katılmaya çağrılan 13 devlet vardı. Cemiyetin koyduğu düzenlemeleri kabul eden bir devlet üyelik için başvurabilirdi. Kuruluş fikrini ortaya atan ABD, Senato′nun onaylamaması nedeniyle, Milletler Cemiyeti′nin dışında kaldı.

Locarno Antlaşması      Milletler Cemiyeti Fransa′nın Almanya′ya olan güvensizliğini sona erdiremedi. Locarno Antlaşması bu güvensizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Fransa ile olan  ilişkilerini geliştirerek tamirat ve tazminat sorununda kolaylık sağlamak isteyen Almanlar Şubat 1925′te Fransa′ya karşılıklı bir güvenlik paktı kurulmasını önerdi.
      5 Ekim 1925′te Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya′nın katılımıyla Locarno′da bir konferans toplandı. Locarno Antlaşması 1 Ara 1925′te imzalandı. Antlaşma, konferansa katılan devletler arasında çıkacak anlaşmazlıkları barış yoluyla çözümlemek amacına yöneliktir.

Locarno Antlaşması′na göre;
    Almanya, batıda Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul ediyordu.
Bütün anlaşmazlıklar barış yoluyla çözümlenecekti
Antlaşma, Almanya, Milletler Cemiyeti′ne üye olur olmaz yürürlüğe girecekti.
Almanya Locarno Antlaşması ile batı sınırlarının sürekli olduğunu kabul etmiş, ancak, Polonya ve Çekoslovakya sınırları için böyle bir güvence vermemişti.
İngiltere′nin  Avrupa′da siyasi dengeyi bozacağından endişe ederek Fransa-Almanya ya yakınlaşmasından rahatsız oldu. Almanya′nın doğu sınırları için garanti vermemesini kabul eden İngiltere, “Yatıştırma Politikası” uyarınca Almanya′ya yardım etmeye, İtalya ile ilişkilerini geliştirmeye çalıştı.

Brinand – Kellogg Paktı
Avrupa′daki konumunu güçlendirmek isteyen Fransa′nın diğer bir girişimi, ABD ile ilişkilerini güçlendirmek olmuştur. Fransız yönetimi 1927′de ABD′ye süresiz bir barış paktı yapılmasını önerdi. Fransa′nın bu önerisine sıcak bakmayan ABD, bütün dünya devletleriyle böyle bir paktın yapılmasından ve savaşın kanun dışı ilan edilmesinden yana olduğunu bildirdi.
Fransa Dış işleri Bakanı Briand ile ABD Dışişleri Bakanı Kelllog arasında diplomatik yazışmalar başladı. ABD′nin önerisini, İtalya ve Japonya kabul ederken, Fransa ve İngiltere  bazı koşullar öne sürerek olumlu cevap verdi.
Paris’te 27 Ağustos 1928′de ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Japonya,Polonya, Çekoslovakya ve Belçika arasında Kellogg Paktı imzalandı. Aynı yıl içerisinde Sovyetler Birliği ve Türkiye’de  dahil olmak üzere belli başlı bütün devletler pakta katıldı.

Buna göre;
Taraflar, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde savaşa başvurmayı kınadıklarını ve savaşı birbirleri ile ilişkilerinde ulusal siyasi bir aracı olarak kabul etmediklerini ve savaştan vazgeçtiklerini, ulusları acıra resmen açıkladılar.
Pakta İmza koyan devletler, niteliği ve kökeni ne olursa olsun, aralarındaki anlaşmazlıkları çözümlenmesi için, yalnız barış yollarına başvurmayı kabul ettiler.

2.AVRUPADA SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT-TOTALİTER REJİMLERİN KURULRŞU

a.İtalya′da Faşizm
İtalya I. Dünya Savaşı′ndan galip devlet olarak ayrılmıştı. Fakat buna karşın hedeflerinin pek çoğuna kavuşamamış ve savaştan yıpranmış olarak çıkmıştı. Bu durum İtalyan kamuoyunda İtilaf Devletlerine karşı bir tepki oluşturdu. Yaşanan sosyal ve ekonomik sıkıntıların da etkisiyle İtalya′da karışıklıklar başladı. Ekonomik çöküntü içinde bulunan ülkede işsizlik hızla artıyor, asker kaçakları önemli bir sorun oluşturuyordu.

Mussolini′nin Yükselişi Başlıyor…
Bu kargaşa ortamında 1919′da kurulan Faşist Parti İtalya′da öne çıkmaya başladı. Gittikçe güçlenen ve taraftar bulan Faşistler 1921 seçimlerde 35 milletvekili çıkardı. Irkçılığa varan bir milliyetçilik politikası benimseyen Mussolini liderliğindeki Faşist Parti, Paris Barış Konferansı′nda İtalya′nın küçük düşürüldüğünü, faşist iktidarında Roma İmparatorluğu′nun yeniden kurulacağını ileri sürüyordu.
Ağustos 1922′de greve gitmeleri üzerine Roma′ya yürüyen Faşist Parti, hükümeti çekilmek zorunda bıraktı. İtalya kralı Ekim 1922′de Mussolini′yi Başbakanlığa getirdi. Çok geçmeden demokrasiyi rafa kaldıran Mussolini, ülkedeki azınlıkları İtalyanlaştırma politikası izledi. Akdeniz havzasında sömürge elde etmeye çalıştı. Akdeniz′e “Bizim Deniz” diyordu.
İtalya′nın bu yayılmacı ve saldırgan politikası, Akdeniz ülkelerinde ve Avrupa′da endişeye yol açtı. 1927′de Arnavutluk′u koruması altına aldığını ilan eden Mussolini′nin hedefleri arasında Anadolu da yer alıyordu. Bu durum Türk – İtalyan ilişkilerini bozdu ve 1934′te Balkan Paktı′nın kurulmasında önemli rol oynadı. Orta Doğu′da da yayılmayı planlayan İtalya 1935′te Habeşistan′a saldırdı.

b.Almanya′da Nazizm
1918′de imparatorluğa son verilerek cumhuriyet kurulan Almanya′da iç karışıklıklar, grevler ve ekonomik çöküntü meydana geldi. Bu şartlar altından imzalana say Antlaşması, Almanya′da toplumsal ve siyasi düzeni bozdu ve Alman halkı tarafından tepkiyle karşılandı.
Versay′ın doğurduğu tepki, başarısız iç ve dış politika, ekonomik çöküntü, işsizlik sosyal huzursuzluk milliyetçilik akımının güçlenmesine neden oldu. Fransızların Alman  yönetiminin  savaş tazminatı  ödememesini  bahane ederek Rhur bölgesini 1923′te işgal etmesi bu tepkiyi iyice artırdı.
Nazi Partisi 1918′de ilk olarak Alman İşçi Partisi olarak kuruldu. Adolf Hitler′in lider olması ile güçlenen parti 1920′de Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi adını aldı.Ekonomik sorunlara çare bulacağını ileri süren Hitler bir taraftan da Yahudi düşmanlığını körükledi. Naziler Versay′ın Alman maliyesine yüklediği savaş tazmin nın ülkenin ekonomisine verdiği zararı da öne çıkararak antlaşmanın kaldırılma istiyordu.

Naziler İktidara Geliyor…
1930 seçimlerinde 107 milletvekili çıkaran Nazi Partisi, 1932′de ülkenin en büyük partisi haline geldi. Cumhurbaşkanı Ocak 1933′te Hitler′i başbakanlığa atadı. Meclisi fesheden Hitler seçimlere gitti. 1933 seçimlerde çoğunluğu sağlayamadı. Ancak dört yıl süreli olağanüstü yetkiler aldı. Siyasi partileri kapattı.
Hitler döneminde Alman dış politikası, Versay ve St. Germain antlaşmalarının kaldırılmasını,Almanya dışında bulunan bütün Almanların birleştirilmesini ve bir tek devlet altında toplanmasını hedefliyordu. Bu yeni politika “Hayat Alanı” (Lebensraum) olarak isimlendirildi.
Ülke içinde güçlenen Hitler aktif bir dış politika izleyerek Versay′ın getirdiği sınırlamaları geçersiz ilan etti. Askersiz alan olarak belirlenen Ren bölgesini işgal etti. Almanya I.Dünya Savaşı ile kurulan dengeyi bozmaya karar vermişti. Bu gelişme mevcut dengenin sürmesinden yana olan devletlerin harekete geçmesine yol açtı.

c.İspanya’da Franco Dönemi
17 Temmuz 1936′da General Franco komutasındaki milliyetçi güçlerin, seçimle iş başıma gelen Cumhuriyetçi Halk Cephesi koalisyonuna karşı ayaklanması, İspanya′da üç yıl sürecek bir iç savaş başlattı.
Hitler ve Mussolini, İspanya′da iç çatışmaların başlaması üzerine Franco’ya destek olarak birer uçak filosu gönderdi.    Kısa süre sonra da 200 bin Alman ve İtalyan askeri bölgeye sevk edildi. Buna karşılık cumhuriyetçiler de Sovyetler Birliği ve başka bazı devletlerden askeri yardım ya da gönüllü desteği aldı. Franco önderliğindeki milliyetçiler Mart 1939 da yaklaşık on binlerce ölü ve bir milyondan fazla sürgün yanında ülkeyi yerle bir ederek yönetimi ele geçirdi. Bu sonuçla birlikte İspanyada  Franco′nun 1975 kadar sürecek olan dikta dönemi başladı.

https://www.tarihtendersler.com