Arap-İsrail Savaşları

Arap-İsrail Savaşları

D.ARAP-İSRAİL SAVAŞLARI VE BÜYÜK DEVLETLERİN POLİTİKALARI
SOVYETLER BİRLİĞİ VE ORTA DOĞU
«   II.Dünya Savaşı′ndan sonra genişlemeye yönelen SSCB, Ortadoğu′ya olan ilgisini de artırdı. Batı devletleri, Arap  İsrail mücadelesinde İsrail′i tutarlarken, SSCB Arapları desteklemeye ve ekonomik yardım yapmaya başladı. Bu gelişme Arap devletleri arasında sosyalizme ilgiyi artırmıştır.
«   Ortadoğu′da Sovyet etkisi 1967′de Arap-İsrail Savaşı′ndan sonra daha da güçlendi. SSCB, Suriye, Mısır, Cezayir′de deniz üsleri kurdu ve Akdeniz′de büyük bir donanma meydana getirdi. Sovyet uzmanlar, Mısır ve Suriye′nin İsrail′e karşı savunmasında görev aldı.

ABD ve ORTA DOĞU
ABD, Ortadoğu′da dengeyi korumak için bir yandan Arap devletlerini kazanmak, diğer yandan ise İsrail′i gücendirmemek istediği ve SSCB′yi kışkırtmama politikası izlediği görülür.
ABD, Ekim 1956′da Mısır′a karşı yapılan ortak İsrail İngiliz  Fransız Süveyş Harekatı′nda bu devletlere karşı çıkarak, Mısır′ın boşaltılmasında rol oynadı. Ancak, Süveyş bunalımından sonra meydana gelen gelişmeler, Ortadoğu′da Batılı devletlerin etkinliğinin sona ermesi ve SSCB′nin güçlenmesine neden oldu.
ABD′nin süreç içinde Ortadoğu′da İsrail′e öncelik tanıması, Ortadoğu′da bulunan öteki devletlerin birçoğunun tarafsızlığa kaymasına veya karşı bloka daha yakın politika izlemesine yol açtı. ABD, II.Dünya Savaşı sonrasının şartları içinde, İngiltere′nin boşluğunu doldurarak Ortadoğu′da etkinliğini arttırdı.

İNGİLTERE ve ORTA DOĞU
İngiltere, II.Dünya Savaşı sona erdiğinde eski gücünü kaybetmiş olmasına karşın Ortadoğu′da çıkarları ve etkinliği olan bir devletti. İngiltere Kıbrıs,Süveyş Kanalı, Sudan, Güney Arabistan üzerinde egemendi. Irak ve İran′da petrol şirketleri ve üsleri vardı. Ayrıca Hindistan’ a giden yollar bu bölgede bulunuyordu.
Ancak İngiltere, 1947 yılında Ortadoğu′daki sorumluluklarını ABD′ye devrettiğinden, ikinci derecede etkin bir devlet olarak kendi çıkarlarını koruyan bir politika izledi.
1948′de İsrail′in kurulması, zaten gergin olan Arap-İngiliz ilişkilerini büsbütün bozdu. Mısır 1956′da Süveyş Kanalı Şirketi′ni devletleştirerek İngiltere′ye büyük bir darbe vurdu. Bölgedeki etkisi iyice azalan İngiltere, 1966′da, Süveyş Kanalı′nın doğusundaki yükümlülüklerini kaldırdığını ve Basra Körfezi′nden çekileceğini açıkladı.

FRANSA ve ORTA DOĞU
II.Dünya Savaşı′ndan büyük kayıplarla çıkan Fransa, önce bu kayıplarını gidermeye yöneldi. Diğer yandan işgal edilen sömürgelerine yeniden yerleşmeye çalıştı. Ancak bağımsızlık hareketlerinin başlaması nedeniyle girdiği kanlı savaşlarda başarısızlığa uğradı.
Fransa iç ve dış sorunları nedeniyle Orta Doğu′da aktif bir politika izleyemedi. 1967 Arap-İsrail Savaşı′nın bölgede meydana getirdiği boşluktan yararlanarak Orta Doğu′da eski etkinliğini kazanma çabalarına girişti. İsrail′i saldırgan olarak tanımladı ve ona silah ambargosu koydu. Diğer Batılı devletlerden boşalan alanları doldurma girişimlerinde bulundu.

ARAP-İSRAİL SAVAŞLARI

1.CAMP DAVİD ANLAŞMALARI
©      İngiltere′den bağımsız olarak Mısır′da egemen bir devlet kurulmuş olmasına rağmen Süveyş Kanalı′nın denetimi İngiltere ve Fransa tarafından kontrol edilen Kanal Şirketi′nin elindeydi. Pek çok Batı Avrupa devleti, Körfez ülkelerinden petrolü Süveyş yoluyla alıyordu.
©      1952′de Mısır′da iktidara gelen Cemal Abdunnasır, ülkesini askeri yönden güçlendirme hedefine yöneldi. Dev Asuvan Barajı′nı tamamlayarak ekonomik kalkınma sürecini hızlandırmak istiyordu. İhtiyaç duyduğu mali kaynak için ABD ve İngiltere′den kredi almayı denediyse de başarılı olamadı.
©      Nasır, mali kaynak sağlamak için Süveyş Kanalı′nı işleten Kanal Şirketi′ni millileştirdiğini açıkladı. Bu karar İngiltere ve Fransa′dan çok büyük tepki aldı. İngiltere kanalın uluslararası bir yönetim altına sokulmasını önerdi. Bu amaçla Kanal′dan en çok yararlanan 22 ülkenin katılmasıyla Londra′da sonuçsuz bir konferans düzenledi.

İsrail Mısır′a saldırıyor…
İsrail, İngiltere ve Fransa ile yapılan gizli antlaşma uyarınca 29 Ekim 1956′da Mısır topraklarına saldırdı. İngiltere, Fransa ile birlikte, Kanal bölgesinin güvenliğini sağlama bahanesiyle Süveyş′e asker çıkardı. İngiliz ve Fransız birlikleri Mısır kuvvetlerini kısa bir süre içinde yenerek kanalı kolayca ele geçirdi.

Fiyasko Başlıyor…
İngiltere ve Fransa′nın bu işgali devletler arası alanda tepkiyle karşılandı. BM işgalci devletlerden geri çekilmelerini istedi. ABD ve SSCB işgale ortak tavır aldı. Sovyet yönetimi, Paris ve Londra′ya nükleer saldırı yapma tehdidinde bulundu. Yalnız kalan İngiltere ve Fransa Mısır′dan çekilmek zorunda kaldı.

Süveyş Krizi Nelere Yol Açtı?
♦          İngiltere ve Fransa′nın Amerika′nın askeri desteği olmadan hareket edemeyeceği ortaya çıktı.
♦          Fransa Amerika′ya güvenemeyeceğini anladı. De Gaulle bağımsız bir politika için nükleer silah geliştirmeye yöneldi ve Fransa′yı NATO′nun askeri kanadından çekti.
♦          Mısır, Süveyş Krizi′nden Arap dünyasının lideri olarak çıktı. Savaşı kaybetmesine rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetim kurdu.
♦          Mısır′da İngiliz etkisi ortadan kalktı. İngiltere′de hükümet istifa etti.
♦          İngiltere ve Fransa′nın sömürgelerinde bağımsızlık süreci hızlandı.
♦          Mısır′a destek olan SSCB bölgede öne çıkmaya başladı.

1967 ARAP-İSRAİL SAVAŞI
Savaş Neden Çıktı?
1948 ve 1956′nın ardından Araplarla İsrail′i karşı karşıya getiren üçüncü savaş 1967′de yaşandı. 1967 Arap-İsrail Savaşı′nın patlak vermesinde İsrail′den daha çok Arapların özellikle de Mısır′ın etkin olduğu görülür. Mısır′ın İsrail′e yönelik bu politikasında şu faktörler etkili olmuştur:

♦          Mısır lideri Nasır′ın 1948 ve 1956 savaşlarında uğranılan yenilginin intikamını almak istiyordu. Zira Mısır İsrail′i yenecek olursa Nasır Orta Doğu′daki bütün Arapların lideri konumuna gelecekti.
♦          Mısır, SSCB′den elde ettiği silah ve askeri malzeme ile İsrail′e karşı üstün duruma geldiğine inanıyordu. Hem Mısır hem de Sovyetler İsrail karşısında başarıdan emin görünüyordu.
♦          Ayrıca bu dönemde ABD′nin başının Vietnam′da belada olması nedeniyle

İsrail′e yardım edemeyeceği düşünülüyordu.

Çatışmalar Başlıyor…
«   1964′te I. Filistin Kongresi′nde İsrail Devleti′nin tanınmadığı ve Filistin topraklarının kurtuluşu yerine geçecek her türlü çözümün reddolunduğu ilan edildi. Askeri bir örgüt olan El Fetih kuruldu. 1966′da Suriye-İsrail sınırında başlayan çatışmalar 1967′de tank, topçu ve hava muharebelerine dönüştü.
«   5 Haziran 1967′de İsrail uçakları, Mısır, Suriye ve Ürdün havaalanlarını bombalamaya başladı. İsrail kuvvetleri üç gün içinde bütün Sina′yı ele geçirdi. 8 Haziran′da ateşkesi kabul eden Mısır, İsrail kuvvetlerinin kanalın öbür yakasına geçmesini önledi.
«Nasır bir konuşmasında; “Eğer savaş gelecek olursa hedefimiz İsrail′i yok etmek olacaktır. Bu savaşı kazanacağımıza inanıyoruz ve hazırız. Bu sefer 1956′daki gibi olmayacak.” diyordu.
«   Ürdün′ün elindeki Doğu Kudüs, Altı Gün Savaşı ile İsrail’in eline geçti. Yahudiler 2000 yıldan beri ilk defa Kudüs′e sahip oluyorlardı. Osmanlı Devleti′nin 400 yıl elinde tuttuğu kutsal Kudüs′ü, Araplar 50 yıl ellerinde tutamamışlardır.
«   Ürdün ve Suriye de İsrail karşısında fazla dayanamadı. İsrail Golan tepelerini alarak Suriye topraklarında ilerlemeye başladı. SSCB, ABD′ye İsrail′in ilerlemesi durdurulmazsa askeri harekat dahil gerekli tedbirleri alacağını bildirdi. Ateşkesin sağlanmasıyla Altı Gün Savaşı olarak anılan 1967 Arap-İsrail Savaşı sona ermiş oluyordu.

Savaş Neye Yol Açtı?
♦          Savaş Araplar için tam bir bozgundu. Savaştan sonra bir Arap askeri gücü kalmamıştı.
♦          İsrail, 1967 zaferi ile topraklarını dört misli daha genişletmiştir.
♦          İsrail, Golan tepelerine kadar uzanan Suriye topraklarını işgal etti.
♦          İsrail sınırlarının genişlemesi, Filistin Mültecileri Sorunu′nu güçlendirdi.
♦          İsrail karşısındaki yenilgi, Arap devletleri arasında işbirliği zorunluluğunun doğmasına sebep oldu.
♦          Arap ülkeleri, genişleyen İsrail sınırının kendi topraklarına dayanacağı endişesiyle, bütün kuvvetlerini Mısır veya Suriye′nin emrine verdi.
♦          SSCB Arap ülkelerini yeniden silahlandırmaya başlayarak Suriye ve Mısır′da deniz üssü elde etti.

1973 ARAP  İSRAİL SAVAŞI
1967 Arap -İsrail Savaşı′ndan sonra BM′den ve ABD-SSCB görüşmelerinden sonuç çıkmaması Arapları ümitsizliğe düşürdü. İşgal edilen Arap topraklarının kurtarılması için Mısır, Suriye ve Ürdün askeri hazırlıklarına hız verdi. İsrail, işgal altında bulundurduğu topraklardan ödün vermiyordu. Mısır ile Suriye, Nisan 1973′de İsrail′e karşı askeri harekat için görüş birliği sağladı.
Ekim 1973′te Arap askeri gücü 473.000, İsrail′in asker sayısı 300.000 idi. Savaş, Mısır, Suriye ve İsrail arasında cereyan etti. Tüm Arap ülkeleri Mısır ve Suriye′ye mali, siyasi ve askeri yardımda bulundu.
Mısır ve Suriye orduları, İsrail′in en büyük dini bayramını (Yom Kippur) kutladığı 6 Ekim 1973′de saldırıya geçti. Araplar hedefledikleri kazanımları elde edemedi. BM′nin ateşkes kararlarına uymayan İsrail, SSCB′nin bölgeye tek taraflı kuvvet gönderme kararlılığı karşısında 26 Ekim günü ateşkese uydu.

FİLİSTİN MÜCADELESİ ve FKÖ
1964′te kurulan Filistin Kurtuluş örgütü (FKÖ), İslam ülkeleri Zirve Konferansı, Afrika Birliği, Arap Birliği, UNESCO ve Birleşmiş Milletler tarafından Filistinlilerin temsilcisi olarak tanındı. Bağlantısızlar hareketinin üyeliğine kabul edilen FKÖ, Arap Birliği′ne de tam üye oldu. FKÖ′yü etkisiz hale getirmek için Lübnan′daki mülteci kamplarına pek çok kez saldıran İsrail binlerce insanın ölümüne sebep oldu.

Mısır ABD′ye Yaklaşıyor…
Orta Doğu′da barış zeminini kuvvetlendirmek isteyen Başkan Nixon, Haziran 1974′te Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, İsrail ve Ürdün′ü ziyaret etti. İsrail′i işgal ettiği topraklardan çıkarmak için ABD′nin desteğini almaya yönelen Mısır, 1977′de Mısır-Sovyet dostluk antlaşmasını ve Sovyet donanmasının Mısır limanlarından yararlanmasını sağlayan anlaşmayı feshetti.

Bir İlk, Enver Sedat İsrail′e Gidiyor…
İsrail′le ilişkilerini normalleştirmek isteyen Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, Kasım 1977′de İsrail′e gitmeye hazır olduğunu ifade edince, İsrail Hükümeti Enver Sedat′ı resmen İsrail′e davet etti. İsrail′i ziyaret eden Sedat, İsrail parlamentosunda bir konuşma yaptı. İsrail ile Mısır arasında bir diyalog başlamış oluyordu. Fakat bu diyalog Arap ülkelerinde tepki ile karşılandı. Buna karşılık İsrail Cumhurbaşkanı Menahem Begin de Aralık 1977′de Mısır′ı ziyaret etti.

Camp David Antlaşması
İki taraf arasında uzayıp giden görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine ABD devreye girdi. Ancak İsrail′in Batı Şeria′da yeni Yahudi yerleşim merkezleri kurmaya başlaması barışı engelliyordu. ABD′nin girişimleriyle Washington yakınlarındaki Camp David′de bir araya gelen Mısır ve İsrail devlet başkanları, ABD Başkanı Carter′ın da katılımıyla görüşmelere başladı. 17 Eylül 1978′de Mısır, İsrail ve ABD arasında Camp David Antlaşması imzalandı.

Camp David Antlaşması ile,
♦          İsrail′in varlığı bir Arap devleti (Mısır) tarafından ilk defa resmen tanındı.
♦          Batı Şeria ve Gazze′de Filistinlilere özerklik verilmesi için görüşmelerin sürmesi kararlaştırıldı.
♦          İsrail′in Sina Yarımadasından çekilmesi kararı alındı.
Fakat ne doğru dürüst görüşmeler yapılabilmiş, ne de önerilen özerkliği Filistinliler kabul etmişlerdir. Zira İsrail Batı Şeria′da yeni Yahudi yerleşim merkezleri kurmayı sürdürüyordu. Bu arada Kudüs meselesine değinilmemişti. Zira iki tarafın bu konudaki görüşlerini uzlaştırmak mümkün değildi.

2.İSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ
©      İsrail′in Kudüs′ü işgal etmesi ve bir Yahudi’nin Ağustos 1969′da Mescidi Aksa′yı kundaklamaya çalışması, İslam ülkeleri arasında bir işbirliği örgütü kurulmasını gündeme getirdi. İslam Konferansı Teşkilatı böyle bir gelişmenin ardından 25 Eylül 1969′da Rabat′ta kuruldu.
©      57 devletten oluşan uluslararası bir organizasyon durumunda olan İKÖ, İslam dünyasının bir çatı altında toplandığı tek kuruluş olma sıfatına sahiptir. Ülke vatandaşlarının tümünün veya belirli bir kısmının Müslüman olması, bu organizasyona üye olmayı mümkün kılar.

İKÖ′nün kuruluş amaçları
«   İslam ülkeleri arasındaki yakınlığı ve işbirliğini artırmak
«   Müslüman halkların çıkarlarını ve güvenliğini korumak ve mücadelelerini desteklemek
«   Üye devletler arasında siyasal, ekonomik, kültürel, bilimsel ve sosyal işbirliğini arttırmak
«   Müslümanlarca kutsal olarak kabul edilen yerleri korumak Filistin halkının bağımsızlık haklarını desteklemek ve savunmak Her türlü sömürgeci yaklaşımın ortadan kaldırılmasını sağlamak

E.ULUSLARARASI POLİTİKADA PETROLÜN YERİ
OPEC
9-14 Eylül 1960 tarihinde Bağdat′ta bir araya gelen Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak ve Venezuela OPEC′i (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) kurdu. Örgüte daha sonra Katar (1961), Libya (1962), Endonezya (1962), Ekvador (1963-1993), Birleşik Arap Emirlikleri (1967), Cezayir (1969), Nijerya (1971), Gabon (1975-1995) ve Angola (2007)katılmıştır.
OPEC bağısız petrol üreten ülkeler arasında işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur.Öte yanda petrol fiyatlarını ve üretim miktarlarını belirlenmesi açısından tekel özelliği göstermektedir. Ancak örgüt üyelerinin çoğu kez örgütün aldığı kararlara uymayabildikleri gözlemlenmiştir.

1973 PETROL KRİZİ        1970′den itibaren, Orta Doğu ülkelerinde, yabancılara ait petrol şirketlerine el koyma eğilimi başladı. Irak, 1972′de lrak Petroleum′u millileştirdi. İran da 1973′de aynı şeyi yaptı ve üretimi tamamen İran Milli Şirketi′nin (INOC) eline verdi. Diğer Arap ülkeleri ve bilhassa Basra Körfezi ülkeleri de yabancı şirketlerdeki hisselerini arttırdı.

Petrol Ambargosu Başlıyor…
Arap ülkeleri, 1973 Arap  İsrail Savaşı′nın ardından petrolü Batı ülkelerine karşı siyasi silah olarak kullanmaya karar verdi. Bu yeni politika bütün dünyada bir petrol krizi yaşanmasına yol açtı. OAPEC (Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı) kuruldu. Bazı OAPEC üyesi devletler, İsrail 1967′de işgal ettiği Arap topraklarından çekilinceye ve Filistinlilerin yasal hakları güvenceye kavuşturuluncaya kadar petrol üretimini her ay % 5 azaltma kararı aldı.
Bu arada 16 Ekim 1973 tarihinde OPEC de petrol üretimini düşürüp, Batılı ülkelere özellikle de ABD ve Hollanda′ya petrol sevkiyatını durdurdu. Savaş sırasında Hollanda, İsrail′e silah sağlamış ve ülkesindeki havaalanlarından ABD′nin yardım uçuşları yapmasına izin vermişti.

Petrol Fiyatları Uçuyor…
OPEC ve OAPEC üyesi ülkelerin petrol üretimini azaltmasına karşılık talep sabit kalınca fiyatlarda büyük artış yaşanmıştır. Fiyat artışları Batı Avrupa′da ve Japonya′da paniğe sebep oldu. 1974 yılında ambargo kaldırılmış olmasına rağmen, pet | rol fiyatları yükselmeye devam etti.
Petrol fiyatında yaşanan artış yıllarca Batılı devletlerin kontrolündeki petrol gelirlerinin Orta Doğu ülkelerine akmasına yol açtı. Bu gelirin bir kısmı gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan ekonomik sorunları hafifletmek için kullanıldı. Bazı OPE( üyesi ülkeler, petrol gelirleri sayesinde büyük ekonomik gelişme programlarına başladı. Kriz Batı ülkelerinde ise kaos oluşturdu. New York Borsası bu dönemde 97 mil yar dolar değer kaybetmiştir.

Avrupa′da Hollanda tamamen ambargo altındayken, ABD′ye askeri üslerini operasyon için kullandırmayan İngiltere ve Fransa petrolünü kesintisiz şekilde almaktaydı.
İngiliz hükümeti önceki yönetimin tersine İsrail′i Araplara karşı desteklememiş ve İsrail′in 1967 sınırlarına çekilmesini talep etmiştir.

ABD′de karne uygulaması
   ABD′de petrol krizine çare olarak piyasadaki benzine karne uygulaması getirilmiştir. Plakaları tek numarayla biten araç sahipler ancak ayın tek günlerinde benzin alabileceklerdi. Aynı durum çift numaralı plakalı araçlar için de geçerliydi. Kriz yenilenebilir enerji kaynakları arayışına yol açmıştır.

https://www.tarihtendersler.com