Orta Doğu Ve Mandacılık

Orta Doğu Ve Mandacılık

C.ORTA DOĞU’NUN YENİ YÜZÜ:MANDACILIK

1.ORTA DOĞU’DA BÜYÜK DEVLETLERİN DURUMU VE POLİTİKALARI
a.İngiltere ve Orta Doğu
b.Fransa ve Orta Doğu

ORTA DOĞU′DAKİ GELİŞMELER
“Orta Doğu” coğrafi bir kavram değildir. Sınırlarının çizilmesi zor olan bir bölgeyi ifade eden Orta Doğu kavramı, Batılı siyasi ve kültürel unsurlar tarafından belirlenmiştir. Asya ya da Afrika kıtalarından bakıldığında Orta Doğu tanımlamasının herhangi bir anlamı yoktur.
Zaman içinde Avrupalı devletlerin bölgedeki çıkarlarının ve politikalarının değişmesiyle Orta Doğu kavramı da değişikliğe uğramıştır. Örneğin XIX. yüzyılda Orta Doğu Balkanlardan başlarken, bugün İran, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye′nin çevrelediği bölgeyi kapsamaktadır. Bölgeye Sudan, Somali ve Afganistan′ı eklemleyen yaklaşımlar da mevcuttur.

Orta Doğu Neden Bu Önemli?
Tarihi süreçte Orta Doğu, Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında kültürel ve ekonomik bir geçiş bölgesi işlevi görmüştür. Uzak Doğu malları bu bölge üzerinden Avrupa′ya ulaşmıştır. Pek çok dinin ortaya çıktığı bu bölge farklı medeniyet havzalarından etkilenmiştir. XVI. yüzyılda yeni ticaret yollarının bulunması ile önemi azalsa da, Süveyş Kanalı′nın açılması ile Orta Doğu yeniden ön plana çıkmıştır.
Bölgeyi XX. yüzyılda önemli kılan olgu hiç şüphe yok ki petroldür. Orta Doğu petrolü dünya enerji ihtiyacının büyük bölümünü oluşturmaktadır. Batı Avrupa′da tüketilen petrolün % 75′i, Japonya′da tüketilen petrolün % 9O′ı Orta Doğu′dan gelmektedir. Bu durum bölgeyi önemli bir rekabet alanı haline gelmiştir.

Orta Doğu′da Manda Yönetimlerinin Kurulması
Orta Doğu topraklarını Osmanlı Devleti′nin denetiminden çıkarmak isteyen İngiltere, Osmanlı yönetimine karşı ayaklandırmak için Arapların bağımsızlık duygularını kışkırtmıştır. İngilizler bu amaçla Mekke Emiri Şerif Hüseyin′e bir Arap krallığı kurmayı vaat etmiştir.
İngiltere gizli anlaşmalarla Orta Doğu′yu Fransa ile paylaşma yoluna gitti. Antlaşmaların açığa çıkması ve ABD′nin tepkisi üzerine Fransa ile birlikte 7 Kasım 1918′de Orta Doğu hakkında bir ortak bildiri yayınladı. Bildiride Türklerin zulmü altında yaşayan halkların kurtuluşu için savaştıkları ve Orta Doğu′da milli idareler kurulacağı belirtildi.
İngiltere ve Fransa, Şerif Hüseyin′in Suriye üzerindeki egemenliğini tanımakla beraber, Arap topraklarında manda rejimleri kurulmasına karar verdi. Nisan 1920′de toplanan San Remo Konferansı′nda da Orta Doğu′daki yeni manda bölgelerini aralarında paylaştı.

Suriye ve Lübnan
Araplar tarafından Mart 192O′de Suriye ve Lübnan′ı içine alan bir Suriye Krallığı ilan edildi. Ancak Avrupalılar bu kararı tanımadı. Filistin, Suriye′den ayrılarak Suriye ve Lübnan Fransız mandasına verildi.
Uzun yıllar süren Fransız mandası, Akdeniz′de büyük bir İtalyan tehdidi ortaya çık-anın da etkisiyle 1936′da sona erdi. Fransa her iki bölgeden de çekildi.

Filistin
Araplar için en büyük hayal kırıklıklarından birisi, Filistin′in Suriye′den ayrılarak İngiltere′nin mandasına verilmesi ve bölgede bir Yahudi devleti oluşturulmasına yönelik çalışmaların başlatılması olmuştur.
Sen Remo Konferansı′nda Filistin′in mandasını eline geçiren İngiltere, Yahudilerin Filistin′e göç etmelerine göz yumdu. Araplarla Yahudiler arasında silahlı çatışmalar başladı. İngiltere Filistin′de düzeni sağlamak için birçok konferans düzenlemişse de bir sonuç alamadı. Mayıs 1939′da bir plan yayınlayan İngiliz Hükümeti, on yıl içinde Filistin′e bağımsızlık vereceğini bildirmiş ve Filistin′e Yahudi göçünü sınırlama kararı almıştır.

Irak
Irak İngiliz mandası altına girmiş, Musul petrollerinden Fransa′ya hisse verilmiştir.
Ağustos 1921′de Faysal, İngiltere tarafından Irak kralı yapıldı. Irak′ta İngiliz varlığına karşı hızla yükselen tepkiler, İngilizleri Irak′ta manda sisteminden vazgeçmeye yöneltmiştir. İngiltere 10 Ekim 1922′de, Irak′a iç ve dış işlerinde geniş yetkiler verdi. 30 Haziran 1930′da da Irak′a tam bağımsızlık verildi.

Ürdün
Eylül 1922’de Milletler Cemiyeti kararı ile Ürdün Devleti kuruldu. İngiltere′nin mandası verilen Ürdün′de ekonomik kaynaklar yetersiz olduğundan, İngiliz karşıtı hareketler görülmemiştir.   1920′lerde  yılda   100.000  Sterlin   olan   İngiliz   yardımı, 1940’larda 2 milyon Sterlin′e yükselmişti. Ürdün 22 Mart 1946′da bağımsızlık kazandı.

Mısır
İngiltere Aralık 1914’de Mısır üzerinde manda idaresi kurdu. I. Dünya Savaşı sırasında Mısır İngiltere için askeri bir üs haline gelmiş, bölge İngiliz, Avusturya ve Yeni Zelanda askerleri ile dolup taşmıştı. Yaşanan bu gelişmeler Mısır milliyetçiliğini tırmaladı.
Wilson İlkeleri Mısırlıların bağımsızlık ümitlerini kuvvetlendirdi.1919′da ayaklanma ve gösteriler başladı. İngiltere, 28 Şubat 1922′de yayınladığı bir deklarasyonla,Mısır′ın bağımsızlığını ilan etti. İngilizler Mısır′ın bağımsızlığını kabul etmiş olmasına karşın, Süveyş Kanalı üzerindeki denetimini bir süre daha sürdürdü.

Arabistan
Vehhabi Suud ailesi Arap Yarımadası′nın batı kısmındaki Necid′e egemen idi. İngiltere 1915 Aralık ayında Abdülaziz ile anlaştı. Necid Sultanı Abdülaziz ile Mekke Şerifi Hüseyin arasında rekabet başladı. Hüseyin, İngiltere ile anlaşmasına dayanarak 1916′da kendisini “Arap Kralı” ilan etti. Savaştan sonra Hüseyin′in bir oğlu Irak, diğer bir oğlu Ürdün ve kendisi de Hicaz Kralı oldu.
Suud kuvvetleri 1924′te Hüseyin′in denetimindeki Hicaz′a saldırarak Mekke′ye girdi. 1925′te bütün Hicaz′a egemen oldu. Abdülaziz Bin Suud, Ocak 1926′da kendisini “Hicaz Kralı” ilan etti. 1932′de de Suudi Arabistan Krallığı kuruldu.

İran
İran toprakları, 1907′de imzalanan anlaşma ile, İngiltere ile Rusya arasında paylaşılmıştı. Çarlığın yıkılması ile İngiltere, İran üzerindeki nüfuzunu artırdı.
İran′ın idare ve askeri teşkilatını düzenleme işini üzerine alan İngiltere, İran′a teknik ve mali alanlarda yardım yapmaya başladı. Kaçar ailesinin İran′daki egemenliğine son vererek 1925′de İran şahı olan Ahmet Rıza Han, geniş ve köklü reformlarla ülkeyi batılılaştırmaya çalıştı.

Afganistan
Afganistan 1880′de İngiliz himayesine girmiştir. Şubat 1919′da Afganistan tahtına geçen Emir Emanullah İngiltere′ye savaş ilan ederek Hindistan′a yürüdü.
Bu gelişme, 1919′da Afganistan′ın tam bağımsızlığını kazanmasına ve İngilizlerin Afganistan′dan çekilmesine ortam hazırladı. Afgan hükümdarı Emanullah Han ülkeyi batılılaştırmak için 1923′den itibaren birçok reform yaptı. Reformlar için Almanya ve Türkiye′den uzmanlar getirtti.

tarihtendersler.com