DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   İskit ve Türk-Moğol Halklarına Ait Aynı Gelenekler, Kültler ve Psikolojik Özellikler
 Son Güncelleme: 02.06.2018    

     Böylece yukarıda mezkûr Çince kaynaklardan alınmış olan kayıtlara dayanarak “Göklerin metal [altın] savaşçısı”nın, başka bir ifadeyle “Metal tanrı”nın ve “kutsal Ching Lu kaması”nın aynı İlah’ın anlamsal hipostazı olduğunu, daha doğrusu Hunlarda da, İskitlerin Ares’ine benzer Savaş Tanrısı olduğunu tespit etmek mümkündür.
     Geriye sadece son meseleyi açıklığa kavuşturmak kalıyor. “Han Şu”daki “Kurban Risalesi”nden alınan yukarıda verdiğimiz alıntıdaki, Ching Lu mabetlerinin hükümdar Hsiu Chu’nun hürmetine kurban kesmek için dikildiğine dair görüşe katılmıyoruz. “Han Şu”nun 96.bölümünde Çin kumandanı Piao Chi’nin (başka bir ifadeyle Huo Qubing) Çin’e göre daha batıda olan Hunların topraklarını fethettiğinden, Hun kabilelerinin hükümdarları Hong Ye’yi ve Hsiu Chu’yu teslim olmaya zorladığından ve sonra bu fethettiği yerlerde ilk defa kaleler inşa ettiğinden bahsedilmektedir.[39] “Han Şu”nun 68.bölümünde M.Ö. 121 yılının yazında kumandan Huo Qubing’in Çin’e göre daha batıda bulunan topraklara saldırıp, Hunların hükümdarı Hsiu Chu’nun taptığı Altın Gökyüzü Adamını ele geçirerek Batı Hunlarını mağlup ettiğine dair bilgiler vardır.[40] Hunların hükümdarı (Şan Yu), kendisine bağlı iki kağanın Çin’e karşı koyamadığını duyunca öfkelenip onları öldürmeye karar verir. Ölesiye korkan kağanlar Çin’in hâkimiyeti altına girmeye karar verirler. Ancak daha sonra Hsiu Chu kararından döner ve Hong Ye onu öldürdükten sonra Hsiu Chu’nun ordusunu kendi ordusuna katarak Çin’e teslim olur. Çin imparatoru onu tahtından eder ama unvanını bırakır. Hsiu Chu’nun ailesi ise köleleştirilir. O zaman 14 yaşında olan oğlu Mi-ti Sarı Kapıların ahırına imrahor olarak tayin edilir. Çinliler Mi-ti’ye, babası Hsiu Chu’nun altın savaşçı heykeli (chin jen) yaptırmasından dolayı Chin Mi-ti adını verirler. “Chin”, “altın” anlamına gelmektedir[41]. Daha sonra Chin Mi-ti imparatorun sağ kolu olur ve sarayda yüksek konuma gelir.[42]
     Kao Chu-hsun, Yun Yang’daki Ching Lu kaması için yapılmış mabetlerin Hsiu Chu ailesinin değil, bütün Hunların mabetleri olduğu görüşünde ısrar etmektedir. Bunun delili de şu aşağıdaki hususlardır: Birincisi, yukarıda bahsedildiği gibi, Altın Gökyüzü Savaşçısı’nın (Adamının), Hunların hükümdarı Hsiu Chu daha hayattayken ele geçirilmiş olması gerçeğidir. Bu, Demir Savaşçı ve Kılıç kültlerinin, hükümdarları Hsiu Chu öldükten sonra Hunlar tarafından oluşturulmayıp hükümdarın vefatından çok önce de varlığını sürdürdüğünü ispatlamak için yeterli bir gerekçedir. İkincisi de, Yun Yang’daki Ching Lu kaması için dikilmiş mabetlerin temellerinin, M.Ö. 61 yılında yani hükümdâr Hsiu Chu’nun vefatından 60 yıl sonra; M.Ö. 85 yılında vefat eden oğlu Chin Mi-ti’nin ölümünden 25 yıl sonra; Çin İmparatoru Wu’nun vefatından bir yıl sonra atıldığı gerçeğidir.[43] Kao Chu-hsun’un görüşüne katılarak şunu ilâve edebiliriz ki, “Kurban Risâlesi”nde Ching Lu kaması için dikilmiş mabetlerin Hunların hükümdarı Hsiu Chu’nun ismiyle bağdaşlaştırılma sebebi, Hunların savaş tanrısı ile hükümdarlarının isimlerinin aynı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu da hükümdar Hsiu Chu’nun ismini, Hunların savaş tanrısının adından aldığı anlamına gelmektedir[44].
 
Iskit ve Avrupa Hunlarının dinlerinde kılıca tapma
     Priskos’a (Romalı Priscus’a) atıfta bulunan Jordanes’in örnek verdiği Avrupa Hunlarının efsanesine göre, savaş tanrısı Mars’ın kılıcına hâkim olan Atilla kendini dünyanın hükümdarı olarak ilân eder.
     “Zaten kendinden emin olma özelliğine sahip Atilla’nın kendine güveni, İskit hükümdarları arasında her zaman kutsal olarak saygı duyulan Mars’ın kılıcını bulduktan sonra daha da artar. Tarihçi Priskos kılıcın hangi şartlarda ve nasıl bulunduğunu şöyle anlatır: Çoban, sürüsünden bir düvenin topalladığını fark eder ancak yarasının sebebinin ne olduğunu anlayamaz. Endişeli çoban kan izini takip eder ve otlarken yanlışlıkla düvenin ayakları altında çiğnenmiş kılıca rast gelir. Çoban, kılıcı toprak altından kazıyıp çıkartır ve Atilla’ya götürür. Atilla, buna çok sevinir. Bundan kendisinin dünyaya hâkim olacağı anlamını çıkartarak kılıcı memnuniyetle kabul eder. Atilla, Mars’ın kılıcının bütün savaşlarda ona zafer kazandıracağından emindi”.[45]

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12