DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   İskit ve Türk-Moğol Halklarına Ait Aynı Gelenekler, Kültler ve Psikolojik Özellikler
 Son Güncelleme: 02.06.2018    

     İskitler ve Hunlar, düşmanlarının kafataslarını savaş ganimeti olarak biriktirmişlerdir; 2) İskitler ve Hunlar düşmanlarının kafataslarını değerli metallerle kaplayarak içecek kabı olarak kullanmışlardır; 3) savaşta düşmanlarının kellesini alan İskitler ve Hunlar, toplumda itibar kazanmış ve bir kupa şarapla ödüllendirilmişlerdir; 4) savaşta düşmanlarının kafasını uçuran İskitlerin ve Hunların savaşta kazandıkları ganimetler kendilerine bırakılmıştır; 5) İskitlerde ve Hunlarda kafatası kültünün kutsal önemi gibi, aynı zamanda askerlerin savaşta ne kadar iyi savaştıklarını denetlemeyi sağlayan pratik yönü de olmuştur.
Şunun altını bir daha çizmek gerekir ki, İskitlerdeki ve Hunlardaki ancak bu benzerliklerin tamamı bir araya getirildiğinde, bu iki halkta kafatası kültünün aynı özelliklere, en önemlisi de bu kültün özgünlüğüne işaret etmektedir.
 
İskitlerin ve Türk Halklarinin Dinlerinde Kılıç Kültü
İskitlerin ve Hunların Dinlerinde Kılıca Tapma
     Herodot, İskitlerin Ares’e tapma sürecini şöyle tasvir etmektedir:
     “İskitlerin her bölgesinde Ares için, açık bir mekânda çalı çırpıdan dağlar şeklinde birbirlerinin üzerine yığılmış üç aşamalı ve uzunluğu ile genişliği hemen hemen aynı, ama yüksekliği uzunluğuna ve genişliğine nispeten daha az olan mabetler dikilir. En üstte üç tarafı düz olan, dördüncü tarafında da girişi olan dikdörtgen şeklinde bir alan oluşturulur. Kötü hava durumlarında bu inşaat daima çöker. Dolayısıyla her yıl buraya yüz elli yük çalı çırpı getirilir. Her tepenin başına eski demir kılıç yerleştirilir. İşte bu kılıç, Ares putudur. Bu kılıca her yıl diğer Tanrılara olduğundan daha fazla at ve büyükbaş hayvan getirilip kurban kesilir”.[30]
     Pan Ku’nun derlediği “Han Şu”[31] ve onun daha sonraki ilâvelerinde Asya Hunlarının kılıca taptıklarından bahsedilmektedir. Kao Chu-hsun özellikle bu konuyu ele aldığı makalesinde bütün bu bilgileri bir araya getirmiştir. Bunlara aşağıda yer verilecektir.
     Ch’ing hanedânından Wang Hsien Chien “Coğrafya ile ilgili Risale”nin ilâvesi olan “Han Şu”da şöyle yazmaktadır: “Hükümdâr Hsiu Chu’nun (başka bir ifadeyle Siu Tu) Gökyüzüne tapmak için hazırlanan metal askerleri ve Ching Lu kaması için Xiongnu (Hsiung–nu) ile ilgili kayıtlara bakınız”.[32] Xiongnu (Hsiung–nu) ile ilgili kayıtlarda, Hunların hükümdarı Lao-Şang Şan-yu’nun iki Çin elçisiyle beraber dağ tepesine çıktığı, orada beyaz bir atı öldürdükleri ve hükümdarın, atın kanına şaraba bandırılmış Ching Lu kamasını daldırdığına dair yukarıda bahsedilmiş olan bilgiler bulunmaktadır.[33]
     Çince kaynaklardan alınmış olan bu iki kayıtta, “ching lu”nun, “kılıç” veya “kama” anlamına gelen Türkçe bir kelimenin Çince eski fonetik karşılığı olduğu belirtilmektedir. Kao Chu-hsun, makalesinde “ching-lu” kelimesinin anlamını geniş bir şekilde ele almaktadır. F. Hirth, K. Shiratori ve B. Karlgren’le aynı fikirde olan Kao Chu-hsun, “l” ve “r” ünsüzlerinin birbirine dönüşebilirliğine de dayanarak “ching-lu”nun çift yüzlü kama anlamında kullanılan Türkçe “kyngrak/qingrak” ve Moğolca “kingara” kelimelerinin Çince fonetik karşılığı olduğunu ileri sürmektedir.[34] Bu tür kamalara Yunanlılar “akinakes” diyorlardı. Daha önce de bahsedildiği gibi, Herodot’ta da İskitlerin kılıca taptıklarına dair kayıtlar vardır. Kao Chu-hsun, Han hanedânının tarihi olan “Han Şu”yu, bu kitabın Çinli tarihçiler tarafından düzenlenmiş olan daha sonraki ilâvelerini ve kutsal (ilahî) kılıçla ilgili çağdaş araştırma çalışmalarını esas alarak İskitler ve Hunlarda kutsal kılıç kültünün aynı olduğunu belirtmektedir.
     Kao Chu-hsun’a göre Sima Qian, eski Hunların dokuz kat Gök’e  (gökyüzünün dokuz tabakasına) taptıklarına işaret etmektedir. Bu dokuz tanrıdan sadece bir tanesine, kutsal Ching-Lu kılıcına sunaklar dikmişlerdir.[35] İskitler de sadece kılıç tanrısı olan Ares’e sunaklar dikmişlerdir.[36] Hunlarda ve İskitlerde ching-lu kılıcı, insan biçimindeki Savaşçı Tanrı kültüyle özdeşleştirilmektedir. Bunun delillerini şu aşağıdaki alıntılarda bulmak mümkündür.
     “Coğrafya ile ilgili Risale”nin ilâvesi olan “Han Şu”da: “Yun Yang’da[37] hükümdâr Hsiu Chu’nun, gökyüzüne tapmak için dikilmiş olan metal [veya altın] askerleri ve üç Ching Lu Shen mabedi vardır” denmektedir. “Han Şu”daki “Kurban Risalesi”nde geçen diğer kayıtta da: “Yun Yang’da hükümdâr Hsiu Chu’nun hürmetine kurban kesmek amacıyla dikilmiş olan üç Ching Lu Shen mabedi vardır” denilmektedir. Hsiu Chu, Batı Hunlarına ait kabilelerin hükümdarıdır.[38]

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12