DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

 

 

                                                                                                                                      
   Cebriye (Emeviler) Ve Mutezile’nin (Abbasiler) Türkler Elinde Son Bulması
 Son Güncelleme: 30.05.2014    

ABBASİLER VE MUTEZİLE
      Mûtezilî alimler Harun Reşit (v.h.193/m.808) döneminin sonlarında Abbasiler devletinde görev almaya başladılar. Harun er-Reşit’in oğlu Emin’den (v.h.198/m.813) sonraki dönem ise artık Mûtezilenin iktidar dönemidir. Emin’i devirip yerine geçen Memun (v.h.218/m.833) hocası olan ve aynı zamanda o dönemde Mûtezilenin lideri olan Ebû’l Huzeyl el-Allâf’dan (v.h.235/m.849)   çok etkilenmiş ve bu etkiyle iyi bir Mûtezile temsilcisi olmuştu.
 Memun affedicilik özelliğine ve kurduğu Beytü’l-Hikme’ye verdiği bu özgür ortama rağmen, hilafetinin son yıllarına doğru tarihe Mihne yılları olarak geçecek olan baskılara başladı. O, bu işe karar verirken kendine göre dinî gerekçeler bulmuştu. Ona göre, Hıristiyanlığa karşı halkı korumak gerekiyordu. Bunun için dönemin popüler konusu olan Kur’an’ın mahluk olduğu konusunda baskılar yapılacaktı. İnsanlara Kuran’ın mahluk olup olmadığı soruluyor, Memun gibi düşünmeyenler kelepçeleniyor, kadılık gibi görevlerde olanlar görevlerinden alınarak sorgulanıyor ve hapislere atılıyordu. Sonunda kabul etmeyenlerin boynunun vurulmasını emretmiştir. Bu sorgulamalarla iktidarın düşüncesine bazı iltihaklar gerçekleşse de bu iltihakların samimi olduğu şüphelidir.
Artık devletin resmi görüşünü kabul etmeyen herkes tutuklanıyor ve onlara eziyetler yapılıyordu. Bu işkencelerin korkunçlukları tarih kitaplarında yer almaktadır. Bu yolla bir çok kişi hapislerde öldü.  Memun’dan sonra halife olan Mûtasım, (v.h.227/m.841) meseleyi Mûtezilî vezir Ebû Duâd’a (v.h.239/m.853) havale etmişti.   halka Mûtezilî fikirleri kabul ettirme yönünde işkenceler arttı. Aynı uygulamalar Vâsık (v.h.232/m.846) döneminde de devam etti. İşkenceler,sürgün ve zulümler had safhaya çıktı. Bu dönemde Ebû Duâd’ın Şamlı bir ihtiyarla tartışmadan mağlup çıkması Mûtezileyi biraz gözden düşürdü ise de bu siyaset, Mütevekkil iktidara geçinceye kadar devam etmiştir. Sonuçta Mütevekkil’in iktidara gelmesiyle birlikte Mûtezilenin iktidardan düşme süreci hız kazanmıştır.
Mihne döneminde devrin önemli hadis bilginlerinden olan Ahmet b. Hanbel, Mûtezilenin dayattığı Kur’anın mahluk olduğu şeklindeki resmi görüşe katılmayarak sonuna kadar direnmiştir. Ahmet ibn Hanbel, elleri kelepçeli bir şekilde ders mahallinden alınıp sırtındaki kamçı izleriyle ve sürekli devam eden işkence altında Tarsus’a götürülüp hapsedildi. O sırada ölen Memun, Halku’l-Kuran inancını kabul etmeyenleri takip işini halefi Mûtasıma vasiyet etmişti.  İbn Hanbel, Tarsus’ta devam eden işkenceden sonra, Bağdat’a gönderilip işkenceye devam edildi ve on dört ay hapiste kaldı. Mûtasımın yanında yapılan münazaralardan sonra ikna edilemeyen ibn Hanbel Mûtasımın gözü önünde baygın düşünceye kadar devam eden yoğun işkencelere maruz kaldı.  Üstünde sadece pantolonu kalıncaya kadar soyuldu ve kırbaç ile işkence edildi.  Sonuçta Ahmet b. Hanbel adeta direnişin sembolü oldu. Yirmi sekiz aylık bir işkence faslından sonra serbest bırakıldı. Fakat Vâsık devrinde ders vermesi ve halifenin olduğu yerde oturması yasaklandı. Bunun üzerine yıllarca gizli bir şekilde yaşamak zorunda kaldı. Bu durum Mütevekkilin iktidara gelmesine kadar devam etti.


1 2 3 4 5