DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2018 Makale Arşivi

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Sultan Galiyev Ve Turar Rıskulov
 Son Güncelleme: 01.01.2019    

Rusya Komünist Partisi sadece kendi dogmatik fikirlerinin doğruluğuna inanıyor ve Sultan Galiyev örneğindeki gibi, hiçbir çözüme sıcak bakmıyordu. Komünistler söz de muhtariyet vaadinde bulunsalar da, merkeziyetçilikten asla vazgeçmiyorlardı. Bütün bunlardan sonra Komünist Partisi Merkez Komitesi, 1923’te toplanarak, Galiyev’i anti ihtilalci ve Turancılıkla suçlayıp, tutuklanmasına sonra da partiden atılmasına karar verdi. Güya, Türkiye ve İran gibi ülkelerle irtibat halindeydi. 9-12-1923 tarihli, Rusya Komünist Partisi Merkez Komitesi toplantısında, işte böyle bir açıklamada bulunulmuştu. Buna binaen Tataristan İcra Komitesi Başkanı R. Sabirov, Halk Komiserleri Heyeti Reisi K. Muhtarov gibi birçok yönetici de azledildi. Başta İdil-Ural’da Tatar ve Başkurt Türklerinin birlikte yürümelerinden başka çare olmadığını düşünenlerle, Rus komünistler arasında ipler gerildi ve Rus Bolşevikleri kendi fikirlerine itibar etmeyen herkesi Galiyevci olarak damgaladılar. Bununla birlikte muhtariyetin bu ilk yıllarında, ister-istemez Tataristan Muhtar Sovyet Hükümetinin idarecileri kendi halklarına yakınlık gösterdiler. Bu gayet normal, insan tabiatına aykırı olmayan bir davranıştı. Ama büyük ağabey öyle düşünmüyordu. İşte buna bağlı olarak, Tataristan Merkez İcra Komitesi eski başkanı Rauf Sabirov, Rusya Komünist Partisi Merkez Komitesi yetkilileri tarafında sorgulanırken onlara; “biz çiftçiye yardım ederken insanların zengin ya da fakir olmasına bakmadık. Onlar bizim için her şeyden önce Tatar köylüleriydi”, demiştir. Fakat Ruslara göre ise bu, burjuva milliyetçiliğiydi. Hiç şüphesiz Sultan Galiyev’in hapsi Türkler arasında büyük bir hayal kırıklığı doğurdu. Onlar böyle bir durum var ise, büyük bir yanlışlık olduğunu ve serbest bırakılması için gereğinin yapılmasını Komünist Partisinin Merkez Komitesine rica ettiler. Buna bağlı olarak topluca mektup yazıp, gönderenler de sonradan birer birer öldürüldüler. Reva görülen bu haksızlıklar, sürgünler ve hapis hayatının ardından o, Türk milli kimliğine daha çok sarılmış; Türkler ve Müslümanların birlikte hareket ederek, Turan Cumhuriyetinin kurulması için nelerin gerektiği gibi konular üzerinde durmuştur. Artık iyiden iyiye komünist rejim ve Stalin’e cephe alan Sultan Galiyev 1929 senesinde yeniden tutuklandı. Sultan Galiyev’in hapsi yörede büyük bir şaşkınlık yarattı. Tataristan’daki bazı milliyetçiler eğer böyle bir durum var ise, büyük bir yanlışlık olduğunu ve serbest bırakılması için gereğinin yapılmasını Komünist Partisinin Merkez Komitesine rica ettiler. Bu hususta topluca mektup yazıp, gönderenler de sonradan birer birer ortadan kaldırıldılar Sultan Galiyev’in mahkûmiyetinin ardından sadece Tataristan’da değil, bütün Sovyetlerdeki Türk bölgelerinde, onun fikir ve ülküdaşlarının takibata uğramaları işine girişildi. Binlerce insan hapsedildi. 3-9 Kasım 1929’da Komünist Partisinin yaptığı toplantıda; bütün parti üyeleri Galiyevcilerin kökünü kurutmaya ve milliyetçilikle mücadeleye çağrıldı. Bundan sonra “Galiyevci” terimi, “halk düşmanı” sözüyle aynı sıraya kondu. Sultan Galiyevci Türkçüler her kesimde aranıyordu. Buna bağlı olarak 1930 yılında Tataristan Komünist Partisinden 2000’in üzerinde kişi atıldı, 300’den fazla insan işinden kovuldu, binlercesine de ihtarlar verildi. Bu son derece korkunç bir şeydi. Bu vahşet dolu günler İkinci Dünya Harbinin ilk yıllarına kadar sürdü. Yine bu sırada, komünist idarecilerin iddialarına göre; 1928’lerde kurulduğu söylenen, Cidigan (Büyük Ayı) adındaki antikomünist yazar-çizer grubunun oluşturduğu bir teşkilatın ortaya çıkarıldığına vurgu yapılmaktadır. Bunların Komünist-Sovyet edebiyatına karşı oldukları; İdil-Ural’da sanıldığı gibi bir sınıf mücadelesinin bulunmadığını savundukları ileri sürülüyordu. 1931’de onlar da Sultan Galiyev ideallerine bağlı hareket ediyorlar diye suçlandılar. Fırsattan istifade bir kez daha Tataristan hükümet ve parti yöneticileri değiştirildi ki, bundan diğer İdil-Ural Türkleri de nasibini aldılar. İdil-Ural’daki Türk ırkının kahraman ve gözü pek evladı Mirseyit Sultan Galiyev, on yıl kadar süren hapis hayatının peşinden 1940’ta, Stalin’in emriyle, hücresinde kurşunlanarak, ortadan kaldırıldı. Hem Sultan Galiyev, hem de Rıskulov’un tutuklanmasında olsun, bu sırada Rus gizli servisinin onların aleyhine hazırladıkları düzmece evraklarda, Türkiye devlet başkanı Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilişkisinin bulunduğu ve Türkiye’nin ajanı olduğu gibi ipe- sapa gelmez iddialar vardı. Halbuki ne Rıskulov, ne de Sultan Galiyev hayatlarında Türkiye’yi görmedikleri gibi, Mustafa Kemal ATATÜRK ile doğrudan temasa geçmemişlerdi. Buna karşılık Galiyev’in önüne bir kaç defa Türkiye’ye gitmek için fırsat çıkmış ise de, o bunu hiçbir zaman düşünmedi. Çünkü o halkını ve arkadaşlarını en zor zamanlarında bile bırakmak istemiyordu. “Türk Birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliğine inanıyorum. Onu görüyorum.
Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek” diyen, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türklerin beraberliği hususundaki bu büyük ülküsü, Galiyev’in de amacıydı. Turar Rıskulov ve Sultan Galiyev gibi komünist Türkçülerden, Türkiye Türklerinin ilk haberleri, 1950’li yıllarda yine Türk milliyetçileri sayesinde olmuştur. Türkiye’deki Türkçüler onları gündeme getirmişler ve bir süre sonra Türkiye’de de “Galiyevcilik” gibi bir hareket zuhur etmiştir ki, bu da 1960’lı ve 1980’li yıllarda görülür. Son olarak bir şeyi daha vurgulamak istiyoruz ki, ilk defa Türk milliyetçilerinin arasında tartışılan Galiyev’in fikirleri, daha sonra Türkiye’deki solcuların bir kısmı tarafından öğrenilmiş ve benimsenmiştir.
Yrd.Doç.Dr. Saadettin Gömeç 

1 2 3