DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

 

 

                                                                                                                                      
   Atatürk ve Türk Tarihi
 Son Güncelleme: 01.01.2018    


Atatürk’ün Türk Tarih Tezi olarak bilinecek olan bu çalışmalar, şöyle özetlemek mümkündür. “Türk ırkının kültür yurdu Orta Asya’dır ilk çağlardan beri yüksek bir ziraat hayatına sahip olan, Orta Asya’dan doğuya, güneye, batıda Hazar Denizi’nin kuzey ve güneyine yayıldı. Gittikleri yerlere kültürlerini de götüren bu halk, yerleştikleri yerlerde yerli ahâli ile de kaynaştılar. Irak, Anadolu, Mısır ve Ege medeniyetlerini kuran ve geliştiren Orta Asyalı brakisefal ırkın temsilcileridir. Türkler’de aynı ırktan olduklarına göre, büyük bir ihtimalle bu medeniyetleri kuran insanlar (bilhassa Hititler ve Sümerler) bizim atalarımız olabilirler” (Afet İnan, Atatürk’ün Tarih Tezi, s. 245-246)Atatürk, Türk tarihçilerine direktif vererek, yukarıdaki fikirleri ihtiva eden ve mekteplerde okutulmak üzere dört cilt öğretiminde ele alınan hususlar Osmanlılar ile Selçuklular’ın tarih ve medeniyetinden ileri gitmiyordu. Halbuki, İslâmî devirde dünyanın en büyük imparatorluklarından ikisi olan Selçuklu ve Osmanlı Devletleri’ni kuran ve idare eden Türkler’in, İslâm öncesinde de aynı devlet kurma ve idare etme an’anesine sahip olmaları icap ettiği ortadadır. İslâmî devir başta olmak üzere, İslâm öncesi Türk tarihinin, “Türk milletinin askerlikte, idarede, siyasette olduğu kadar ilimde, fende, edebiyatta, resim, musiki, mimarlık, heykeltraşlık gibi san’atlarda ne kadar eşsiz bir istidada” sahip olduğunu Türk çocuklarının öğrenmesini istemiştir. (Tarih, İstanbul, 1934, IV, s. 259-260)Türk tarihi hakkındaki bu hummalı çalışmaların devam ettiği sıralarda Atatürk, tarihçilerimizi sık sık ikaz ederek, “hadiselere iyice nüfuz etmelerini, lehte ve aleyhte bütün delilleri değerlendirmelerini ve tarafsız bir yorum getirmeyi prensip edinmelerini” tavsiye etmiştir. Böyle vesikalara dayalı, ilmi ve objektif araştırmalar sayesinde hakkımızdaki yanlış kanaatlerin ve peşin hükümlerin düzeltilebileceğini hatırlatan Atatürk’ün tarihçilere son tavsiyesi şunlar olmuştur: “Her şeyden evvel kendinizin dikkat ve itina ile seçeceğiniz vesikalara dayanınız. Bu vesikalar üzerinde yapacağınız tetkiklerde herşeyden ve herkesten evvel kendi insiyatifinizi ve millî süzgecinizi kullanınız.” (M. İlgürel, “Atatürk ve Osmanlı Tarihi”, Eylül 1973’de Türkoloji kongresinde verilen tebliğ s. 6)Bugün ilmi tarih araştırmalarında kullanılan Tarih metodu ile Atatürk’ün Türk tarihçilerine yukarıda verdiği direktifler arasında hemen hiç fark bulunmamaktadır. Ayrıca, tarih araştırmalarında metotsuzluk olmasın diye Atatürk, bazı metot kitaplarını yabancı dillerden Türkçe’ye tercüme ettirerek tarihçilerin istifadesine sunmuştur. C.H. Longlois ve Ch Seignobos’un “Tarih Tetkiklerine Giriş” ve E. Bernheim’in “Tarih İlmine Giriş Tarih Metodu ve Felsefesi” adlı eserleri 1936 ve 1937 yıllarında neşredilmiştir. Buna rağmen Atatürk’ün Türk Tarih Tezi olarak okul kitaplarında okutulan tarihin muhteviyatı tenkit edilmekten kurtulamamıştır. Bu tenkitler niçin yapılmıştır? Türk Tarih Tezi’nin hangi noktalarına itiraz edilmiş veya tenkit edilmiştir. Bu ve buna benzer soruların mutlaka samimiyetle ele alınması icap etmektedir. Ancak o zaman hakikatleri ve büyük Atatürk’ün yapmak istediklerini anlatmak mümkün olacaktır. Atatürk’ün Tarih Tezi hakkında içte ve dışta tenkit edilen hususların başında, Osmanlı ve Selçuklu devrinden önceki Türk tarihi, bilhassa Hun, Uygur ve Göktürk devri dururken niçin İskit, Hitit ve Sümerlerle uğraşıldığı gelmektedir. Avrupa’da ve bazı yerli çevrelerde tenkit edilen bu nokta-i nazar aslında çok esaslı sebeplere dayanmaktadır:1- Atatürk bir ihtilâl yarattı. Bu Osmanlı İmparatorluğu’nun son asırlardaki dünya görüşüne karşı meydana gelmiş bir “Reuslution”dur. Bu itibarla yeni bir ruhla teçhiz etmek istediği milleti için Osmanlı Tarihini örnek tutamazdı.2- Atatürk yeni tarih tezini aynı zamanda müstevlilere karşı manevi bir müdafaa silahı olarak kullanmak üzere ortaya atmıştır. Birinci büyük harpten sonra Türk yurdunu istilâ etmek isteyen kuvvetler bazı tarihi sebepler öne sürerek hareket ettiler. Bir zamanlar Batı Anadolu’da büyük bir medeniyet kurmuş olan Yunanlılar’a “Bu topraklar sizindir” diyerek onları istilaya sevk edenler, tarihi emperyalist düşüncelere alet etmek istediler.Türk tarihi araştırılırken Atatürk’ün arzu ettiği hususlardan biri de, Türkler’in dünya kültürüne katkılarının ortaya çıkarılması idi. 1937 Eylülünde toplanan II Tarih Kongresi bu hususta ilk bilgilerin çıkmasına yardımcı olmuştur.Sevcihan Özer

1 2 3