DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2018 Makale Arşivi

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Demir Kapı – Iron Gate
 Son Güncelleme: 19.03.2019    

     Coğrafi konumundan dolayı ticaret kervanlarının kullandığı güzergâh üzerinde olan Demir Kapı, asırlar boyu önemini korumuştur.
     Orhun yazıtlarında Göktürk Devletinin kurucularının zaferleri ve vazifeleri anlatılırken Türklerin doğuda Kadırgan, batıda Demir Kapı’ya dayandıklarından şöyle bahsedilir: “Yukarıda mavi gök yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış İnsanoğlu üzerine atam ve amcam Bumin Kağan ile İstemi Kağan oturmuş. Tahta çıkıp Türk milletinin ilini ve töresini idare edivermiş ve düzenleyivermişler! Dört tarafları hep düşman imiş akın yapmış, dört köşelerindeki milletlerin hepsini almış ve hepsini almış ve hepsini tabii kılmışlar! Başı(dik) duranların başlarını eğdirmişler! Dizi (üzerinde dik) duranları çökürmüşler(…) İleride (doğuda), Kadırgan ormanına kadar; geride (batıda), Demir Kapıya kadar, (Türk Milletine) kondurmuşlar!”   
     Göktürk yazıtlarında görüldüğü gibi kağanlar Göktürk Devleti’nin kuruluşu sırasında yani VI. asrın ortalarında Türkleri Demir Kapı ile Kadırgan dağları arasındaki geniş bölgeye yerleştirmişlerdir.
     Çinli seyyah Hüen Çang’ın (630) verdiği bilgiye göre Demir Kapı Göktürklerin yayılmalarına engel olmamış, Türkler burayı da aşarak Hindistan Kapılarına kadar dayanmışlardır. Bilindiği üzere Hüen Çang, Çin’in Kansu eyaletinden 629 yılında yola çıkmış, pek çok şehri ziyaret ettikten sonra Demir Kapı’dan geçmiştir (630 yılı başları).
     Hüen Çang şöyle nakletmektedir : “… Keş şehrinden 220 Li güney-batı yönüne doğru yol aldıktan sonra, dağlar arasından geçtik. Bu dağlarda takriben 300 Li mesafe kat ettikten sonra Demir Kapı adı verilen geçide vardık. Demir Kapı’nın dar yolluydu, sağ ve solunda dik kayalar yükseliyor ve bu yüksek dağlar insanı şaşırtıyordu, yol ise çok sarptı. Yolun öteki ucunda sağ ve solda yükselen dağ duvarlarında, kayalar demir madeni renginde idi. Buraya ağaçtan yapılmış iki kanatlı kapı yerleştirmişler ve bu kapıları demirlerle tutturarak güçlendirmişlerdir. Kapıların üzerinde çıngıraklar da asmışlardır. Yerliler, Göktürkler sınırı geçmesinler diye bu kapıyı engel olarak yapmışlardır.”        
     Hüen Çang, Demir Kapı’yı geçtikten sonra, Toharistan’ın merkezi olan Kunduz şehrinde oturan Göktürk Prensi Tardu-Şad’ı ziyaret etmiştir. Bilindiği üzere, Batı Göktürk kağanı Tong Şe-Hu 618 yılında kardeşinin yerine tahta geçtikten sonra hâkimiyetini batıda ve güneyde genişletmiş ve Göktürk devletinin sınırlarını Koçu’dan Hindistan Kapılarına kadar dayandırmıştı. Oğlu ise Yabgu unvanı ile merkezi Kunduz olan ve güney sınırı İndus nehrine kadar giden Toharistan valiliğinde bulunuyordu.
     Maveraünnehir Türklerin hâkimiyetinde olmasına rağmen bölgeyi idare eden Türk soylu “şehir krallıkları” arasında siyasi bir birlik mevcut değildi. Buna rağmen 675 yılından itibaren Müslüman-Arap kuvvetlerine karşı koymakta idiler. Kapgan Kağan Maveraünnehir’i zaptetmek üzere 701 yılında Tonyukuk’un kumandasında olmak üzere, İnal ve Bilge tarafından sevk edilen Batı orduları grubu, İnci ırmağını (Seyhun) geçerek Kızıl-Kum Çölü’ne girdi ve güneye doğru yol aldı. Burada ordunun bir kısmını bırakan Tonyukuk, güneye doğru yöneldi ve U-çe-le’nin oğlu Türgeş başbuğu Sonko kumandasında olduğu anlaşılan Sogd halkı teslim oldu. Yoluna devam eden Göktürk ordusu Demir Kapı’ya vardı. Yine aynı yılın başlarında Kapgan Kağan, Tangutlar üzerine akın yaptıktan sonra Güney Ordos’da Sogd kolonileri (Kültegin ve Bilge yazıtlarında Altı Çub Soğdak) üzerine düzenlediği sefere (702 Şubat) Bilge ve Kültegin de katılmışlardı.
     705 yılından itibaren Horasan valiliğine tayin edilen Kuteybe b. Müslim, Maveraünnehir üzerine yaptığı seferler sonucunda başarılar sağlayarak büyük şehirleri ele geçirmiştir. Taberi(ölm. 923)’nin belirttiğine göre Kuteybe 710 yılında Şuman, Nesef ve Keş’e bir sefer düzenlemiştir. Kuteybe Belh şehrinden hareket ederek, Ceyhun ırmağını geçip Şuman’ı fethettikten sonra Demir Kapı’ya yönelmiş, oradan da Keş ve Nesef üzerine hareket etmiştir.
     Bilge Kağan Abidesi’nden edindiğimiz bilgilere göre, 710 yıllarının sonlarına doğru Soğdak kavmini tanzim etmek için harekete geçen Göktürk orduları, Seyhun ırmağını aşarak Demir Kapı’ya varmışlardır. Orhun yazıtlarında : “Soğdak budun iteyin tiyin Yinçü ogüzig (İnci Irmağı=Seyhun) keçe, Temir Kapıg’ga tegi süledimiz”

1 2 3