DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Ehl-i Sünnet Ve Türklerde Din Birliği
 Son Güncelleme: 01.01.2014    

Ehl-i Sünnet Ve′l Cemaat
Hz. Muhammed (S.A.V.)’in sağlığında meseleler ve tartışmalar onun yönetiminde çözülüyordu.  O, Allah’ın gözetiminde biri olarak dinin kaynaklarından birisi ve ilk ve asıl kaynak olan Kur’an-ı Kerim’in insanlara tebliğ edicisi idi. Ona karşı çıkanlar ancak kâfirlerdi. Müslümanlar arasında olan anlayış farkları ve yorum tartışmaları da onun nezaretinde çözüm buluyordu. Vefatından sonra çıkan siyasi, ekonomik, etnik vb. çıkar amaçlı tartışmalar ve savaşların din kılığına bürünmesi fazla zaman almadı. Daha yakın akrabalarından olan ilk dört halife zamanında (ilk iki halife kayınbabası, üç ve dördüncü halife de damadı idi) farklı mezhepler oluşmaya başladı.
Hz. Ali (r.a.) döneminde Hariciler İslam ana gövdesinden ayrıldı.  Hariciler, sözlük anlamı olarak çıkanlar ayrılanlar anlamına geliyordu. Ayrılık sebepleri –diğer tüm ayrılanlar gibi- dini görünmesine rağmen siyasi idi. Bu ayrılığı diğerleri takip etti. Emeviler, Emevi iktidarının Allah’ın kaderi olduğu, kendilerine karşı çıkanların Allah’a karşı geldiği iddiasıyla CEBRİYE mezhebini kurarak İslam ana gövdesinden ayrıldılar. Kader yoktur iddiası ile ortaya çıkan daha sonra Emevilerin rakibi olan Abbasilerin bir dönem mezhebi olan MUTEZİLE de Müslümanların ana gövdesinden ayrıldı.  Mutezile de kelime olarak "ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler" anlamına gelir.  Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından Hz. Ali (r.a.)’a halifeliğin vasiyet edildiği iddiası ile ŞİA’da ayrıldı. 
                En’am Suresi, 159. Ayet:  “Dinlerini parça parça edip guruplara ayıranlarla artık senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yapmakta oldukları şeyleri haber verecektir.”
 
Pekâlâ, ayrılmayanlar ne düşünüyordu? Ayrılanların iddialarına ne cevap vermek gerekiyordu? Ayrılmayanlara ayrılmayanlar ismi verildi. EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT yani Resulullah’ın sünnetine bağlı olan ve cemaatinden ayrılmayanlar.
Ehli Sünneti anlatmadan önce şunu söylemek gerekir ki; EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT bir mezhep değildir. İçinde İtikadi (inançla ilgili) ve Ameli (ibadet, cezalar ve diğer davranışlarla ilgili fıkhi, hukuki) mezhepler olan İslam’ın ana gövdesidir. Günümüzde; 1- EŞ‘ARİYYE ve 2- MÂTÜRÎDİYYE itikadi (inanç) mezheplerinden oluşan Ehl-i Sünnet, Müslümanların % 90 civarında olan çoğunluğunu içinde barındırmaktadır.  Fıkıhtaki (ameldeki) Ehl-i Sünnet mezhepleri ise; 1- HANEFİ MEZHEBİ, 2- ŞAFİ MEZHEBİ, 3- MALİKİ MEZHEBİ ve 4- HANBELİ MEZHEBİDİR.  Bunların dışında da Sünni mezhepler olmuş ancak takipçisi olmadığı için kaybolmuştur. Bazı Sünni mezheplerin adıyla sonraları yeni oluşumlar (Selefiye adına çıkanlar gibi) çıkmışsa da Ehl-i Sünnet âlimleri tarafından Sünni olarak kabul edilmemişlerdir.
Ehli Sünnetin en büyük ameli (fıkhi) mezhebi olan Hanefilik aynı zamanda bütün Müslümanların yarısından çok fazlasının mezhebidir. Ehl-i Sünnet içinde bulunan mezhepler, Müslümanların büyük çoğunluğu tarafından Hak mezhepler olarak kabul edilmiştir. Ehl-i Sünnet dışında kalanlara kâfir denilmese de dinen sapık yani ana yoldan sapmış kabul edilmiştir.
Bazen Kur’an ile birlikte mezheplerin bilgi kaynağı olan peygamberimiz için sorulan Hz. Muhammed (S.A.V.) hangi mezheptendi sorusu, okul müdürü hangi sınıfta öğrencidir sorusu kadar saçmadır.
Sünnet kelimesi sözlükte; ortaya konulan, açılan yol, gidişat ve hayat tarzı anlamlarına gelir. Sünnet terim anlamı olarak Hz. Muhammed (S.A.V.)’in sözlerine, davranışlarına ve takrirlerine denir. Takrirleri gördüğü halde bir şey söylemeyerek karşı çıkmadığı işlerdir.
Ehli Sünnet ve’l- Cemaat ifadesi kapsayıcı ve açıklayıcı görülmüştür.  Ehl-i Sünnet denilmesi ile Kur’an’dan sonra dinin kaynaklarından olarak Peygamberimizin sünnetinin kabul edildiği anlatılmaktadır. Cemaat ise Resulullah’ın cemaati yani sahabeyi anlatır. Bu isimlendirme ile cemaatten ayrılınmamasını isteyen bazı hadislere gönderme yapılmaktadır.

1 2 3 4 5