DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 



New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

   Asabiye Ve Devlet
 Son Güncelleme: 01.11.2014    

 

Irk kelimesi dilimize Arapçadan geçmiş bir kelimedir. Ayn+ra+kaf harflerinden oluşan bu kelime Arapçada; kök, asıl ve damar anlamlarına gelir. Irk ve Irkıyye (ırkçılık) kelimeleri Arapçada Türkçe’mizde  kullanıldığı anlamda fazla kullanılmaz.

 

Türkçedeki ırk anlamında Arapçada daha çok ayn+nun+sad+ra harflerinden oluşan unsur sözcüğü kullanılır. Irkçılık için unsuriyye ve ırklar için anasır denir. Unsur kelimesi Arapçada ırk kelimesinden başka; soy, kök, element ve Türkçede kullandığımız şekliyle unsur anlamlarında da kullanılır. Bazen ırk-ırkçılık için unsur-unsûriyye yerine cins-cinsiyye, kavim-kavmiyye kelimelerinin kullanıldığı da görülmekle birlikte, cins- cinsiyyenin uyruk, vatandaşlık ve kavmiyyenin (kavmiyet) de Türkçe’deki milliyetçilik karşılığında kullanımı daha yaygındır.

Bu açıklamanın sebebi ırkçılık için Arapçada kullanılmayan bir kelimenin ülkemizde özellikle hadis tercümelerinde kullanılmasıdır. Daha doğru söylemek gerekirse milliyetçilik ve ırkçılığa karşı argüman üretmek için bazı insanlar hadisleri kasıtlı yanlış tercüme etmekteler. Bazıları da şüphesiz ırkçılıktan sakındırmak gibi iyi niyetlerle bu yanlışlığı sürdürmektedirler.

Hadislerde ırkçılık diye araştırma yaptığınızda, aslında araştırma yapmanıza da gerek yok bu konular her açıldığında karşılaştığımız hadislerde Arapçada ırkçılık anlamına gelen ne ırkıyye ne de unsuriyye kelimeleri geçmemektedir. En azından kendi adıma hatırlayabildiğim kadarıyla hiç karşılaşmadım. Hangi sebeple olursa olsun hadis metinlerinin zorlanması, anlamı dışına çıkarılacak yorumlar yapılması kabul edilemez. Hadislerde peygamberimizin kullandığı kelime Asabiyyedir. Peygamberimiz o hadislerinin büyük çoğunluğunda kınadığı, lanetlediği aşiretçilik, kabilecilik  için asabiyye kelimesini kullanmaktadır.

 

Asabiyye kelimesi ve asabiyye kelimesini oluşturan ayn+sad+be harflerinden oluşan, asabe kökünden gelen bu sözcük de ırk ve unsur kelimeleri gibi dilimize girmiş bir kelimedir. Yabancı olmadığımız bir sözcüktür. Öncelikle söylemek gerekir ki olumlu veya olumsuz anlamda olması kullanıldığı yere bağlıdır. Anlamı bağ kelimesi ile ilgilidir. Olumlu anlamda; bağlılık, bağlamak, sarmak, sargı, taç, sarık, topluluk, baba tarafından akrabalar ve dayanışma anlamlarına gelir. Kullanıldığı yere göre olumsuz anlamda ise; bağnazlık, yobazlık, tarafgirlik, fanatik olmak, fanatizm anlamlarına gelir. Eskiden hastanelerimizde asabiye servisleri vardı. Vücudu birbirine bağlayan sinir sisteminin hastalıklarına bakardı. Asabiyeci (psikiyatr) doktorlar vardı. Yine aynı kökten bir kelime olan taassub, bağnazlık anlamında olumsuzluk içermesine rağmen taassub sahibi demek olan mutaassıb kelimesi, dinine bağlı mânâsında olumlu bir anlam içermektedir. Çok mutaasıp, temiz bir aile cümlesindeki gibi. Kur’an’da asabiye kelimesi geçmemekle birlikte ‘asabiye’ ile aynı kökten gelen ‘usbe’ kelimesi yer almaktadır  Bunun anlamı da birbirine destek veren, birbirini kuvvetlendiren topluluk demektir  (24 Nur/11, 28 Kasas/76, 12 Yusuf/8, 14)  

 

Asabiye kelimesinin terim anlamı için T.D.V. İslam Ansiklopedisinin, Mustafa Çağrıcı’nın yazdığı Asabiyet maddesinden alıntı yapalım. “Düzenli bir siyasî birlikten ve hukukî yapıdan mahrum olan Câhiliye döneminde, bir kabilenin veya kabileden bir kişinin başka kabile tarafından -hangi sebeple olursa olsun- tecavüze uğramasını önleyen veya herhangi bir tecavüzün vukuu halinde, bunun doğurduğu maddî ve mânevî zararın telâfîsini sağlamaya sevkeden en önemli ve tesirli âmil asabiyet kanunu idi. Saldırıya mâruz kalan tarafın kendi kabilesini yardıma çağırması (istigase) halinde bütün kabilenin galeyana gelerek (hamiyye) bu çağrı uyarınca hareket etmesi asabiyet kanununun kaçınılmaz bir gereği idi ki Câhiliye döneminde ardı arası kesilmeyen kabileler arası savaşların temelinde bu kanun vardı.



1 2 3 4 5