DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

    DERS NOTLARI

 

New Page 2

Sınav Sorusu Paylaşımı

Araçlar ve Programlar

Türk Devletleri Ve Büyükleri







   Mavi Anadoluculuk
 Son Güncelleme: 29.03.2014  Okunma: 130  

MAVİ ANADOLUCULUK
Geçmişin Özeti

Batı bir medeniyet olarak ilimde, teknolojide, siyasi ve idari organizasyon tekniğinde bizi geçmiş, adeta ezmiştir. Bunun sonucunda devlet adamlarımız ülkeyi kurtarmak için o bilgi ve teknikleri benimsemek ve onların sahipleri olan batılılarla birarada olmaktan başka çare bulamamıştır. Yeniçeriliğin kaldırılması ile (Vaka-i Hayriyye-1826’da) başlayan, Tanzimat-ı Hayriyye-1839 ile süren, batılılaşma maceramız, yaklaşık yüz yıl sonra Cumhuriyetin ilanı ile yeni bir şekle girdi. 2. Mahmud ve oğlu Abdülmecit dönemindeki sınırlarımız içinde yüz yıl sonunda on altı devlet kurulmuş, Türkiye bu devletlerden yalnızca bir tanesi olmuştu. Artık toprak kayıplarımız büyük ölçüde sona ermişti.
 Cumhuriyet yeni rejim yeni esaslar, temeller demekti. Cumhuriyetten yıllar öncesinden bu ilkelerin neler olacağı tartışılmış, Ziya Gökalp’in 2. Meşrutiyette TÜRKLEŞMEK, İSLAMLAŞMAK, MUASIRLAŞMAK diye formüle ettiği ilkeler kabul edilmişti. Muasırlaşmak ile batılılaşmak değişik dünya görüşlerini ifade eden kavramlardır.

1923 yılında Ziya Gökalp Telif ve Tercüme Dairesi başkanı olarak görevlendirildi. Türk milletinin dış güçlerin yanında, yalnızca sadık gayrımüslim tebaasının değil aynı zamanda dinkardeşlerinin de isyanlarıyla imparatorluğu kaybetmiş olması milliyetçiliği teşvik ediyordu. Ziya Gökalp’e göre Türk; “Türkçe konuşan Müslüman” idi. Irk ise hayvanlar ile ilgili olduğu için zoolojinin konusu idi. Ayrıca Gökalp ilk kez kültür ve medeniyet kavramlarını ayırdı. Biz batı medeniyetini alacak ancak Türk kültürüne bağlı kalacaktık. Çok güzel yalnız neyin kültür ve neyin medeniyet eseri olduğu konusu problemliydi. Bu sebeple Erol Güngör hoca; “Ziya Gökalp kültürü yanlış anlayanların en kalitelisiydi.” Demişti. Milliyetçi ve cumhuriyetçi olanların halkçı olmaları kaçınılmazdır. Halkevleri açılarak halk müziği, el sanatları vb. teşvik edilmişti. Burada bir yanlış yapıldı. Halka ait her şeyi milli, buna karşı seçkinlerin oluşturduğu kültür yabancı sayıldı. Anlayışlarına göre; Türk halkı kendi başına yaşarken seçkinler ayrı bir hayat yaşıyor ve ayrı zevklere sahip oluyordu. Türk Halk müziği ve türküleri halka ait olduğu için kültüre ait, Klasik Türk müziği ve edebiyatı bu seçkinlerin eseri olduğu için medeniyete ait idi. Medeniyet değiştirdiğimize göre yeni medeniyetimizin müziğini almalıydık . Devlet Konservatuarı, Devlet Opera ve Balesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gibi kurumlar eliyle batı müziği resmileştirilip korundu. Klasik Türk müziği radyodan ve konservatuarlardan çıkartıldı. Atatürk çok sevdiği için Türk Sanat Musikisi radyoya geri kondu.

1 2 3 4 5 6 7 8 9