DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2018 Makale Arşivi

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Demir Kapı – Iron Gate
 Son Güncelleme: 19.03.2019    

     Tarihinin aydınlatılmasında coğrafi adlarının vuzuha kavuşturulması, ayrı bir öneme sahiptir. Tarihi coğrafyamızın dikkat çeken konularından birisi de “Demir Kapı” adıdır. Türk coğrafyasında Demir Kapı adı altında birkaç yer ismi geçmektedir. Bunların en önemlilerinden biri de Orhun Abideleri’nde geçen Demir Kapı’dır. Abidelerde bu isim Temir Kapıg olarak zikredilmektedir. İslam kaynaklarında ise Bab Al Hadid, Dar-ı Ahenin veya Derbend-i Ahenin olarak geçmektedir. Demir Kapı’dan ilk kez geçen Avrupalı, İspanya kralı III. Henri’nin 1404 yılında Timur nezdine gönderdiği Klaviyo adlı elçiden, Demir Kapı’nın diğer bir adının da Tirmiz Kapısı olduğunu öğreniyoruz. Timur ve Babur döneminde vuku bulan savaşlarda bu yer isminden sık sık söz edilir. Nizamüddin Şami (1401-1402), Ali Yezdi (Ölm.1454), Babür ve ibn Tanri Birdi (Ölm.1470)’nin eserlerinde Demir Kapı adı Kahluga, (kagulga, kahluğa, kaluğa) olarak kaydedilmiştir. Babürname’de Keş ile Hisar arasında bir geçit noktası olarak tanımlanan bu yerde önceden bir kale olduğu da zikredilir.
     630 yılında buradan geçen ünlü Çinli seyyah Hüen Çang’a göre, çok yüksek olan ve demir renginde iki dağ arasında olan bu boğazda iki kanatlı Demir Kapılar vardı. Fevkalade müstahkem olan bu boğazdan geçmek çok zor olduğundan yerliler tarafından buraya Demir Kapı adı verilmiştir.
     Türkistan’ın güneydoğu sınırında yer alan Demir Kapı, Baysun-Dağ silsilesindeki geçit olup, Keş şehrinin 90 km. güneyinde, 12-20 m. genişliğinde ve 3 km. uzunluğundadır. Burası Belh-Semerkant, Belh-Buhara yolu üzerinde bulunuyordu.
     Bilindiği üzere Demir Kapı, milattan önceki yüzyıllardan itibaren Turan (Türk)-İran memleketleri arasında tabi sınır olarak kabul edilmekteydi. Arap müelliflerinden Yakubi (Ölm.905) burada Bab Al-Hadid şehri veya diğer adıyla Dar-ı Ahanin şehri (Demir Kapı şehri) bulunduğunu bildirmektedir. Coğrafyacı İdrisi (1154)’de Demir Kapı’nın küçük ve gelişmiş bir şehir olduğunu belirtir. Klaviyo ise dağların ortasında bir köyün yer aldığını, bu köyün de Demir Kapı adını taşıdığını nakletmektedir.
     Bilindiği gibi Semerkant ve Buhara Maveraünnehir bölgesinin en önemli şehirleri durumunda idiler. Coğrafi mevkilerinden dolayı Hindistan’dan, İran’dan ve Türk ülkelerinden gelen ticaret yolları hep bu büyük şehirlerde birleşiyordu.
     Coğrafyacı İstahri (930-933) ve İbn Havkal (X.yy), Buhara’dan Belh şehrine giden yol üzerinde Demir Kapı’nın bulunduğunu bildirirler. Adı geçen müellifler bu yol üzerinde bulunan yerleri şöyle sıralarlar: Buhara-Karacun-Miyankal-Maymurk-Nesef-Subah-Didegi-Kendek- Bab al Hadid (Demir Kapı) Razik- Rıbatı-Haşimgird-Tirmiz. Tirmiz’den sonra Ceyhun ırmağı geçilerek Siyankerd’e varılır ve oradan da Belh şehrine ulaşılır. Buhara ile Belh arası 13 merhaledir.
     Coğrafyacı Mukaddesi (985) de Semerkant’tan Tirmiz’e giden yol üzerinde Demir Kapı’nın yer aldığını belirtir. Müeelif bu yolu şöyle tasvir eder: Semerkant-Dirizdeh-Keş-Kendek-Bab al-Hadid (Demir Kapı)- Karna-Tirmiz.
     Demir Kapı, askeri, stratejik ve ticari bakımdan çok önemli bir yerdi. Burayı geçen Türkler Toharistan’da hâkimiyet kurmuşlardır. Burası Batı Türkistan’dan Hindistan’a ve Afganistan’a geçmek için adeta bir sıçrama tahtası vazifesi görüyordu. Hindistan’ın mallarını Belh yolu ile Semerkant ve Buhara’ya getiren tüccarlar Demir Kapı’dan geçerlerdi. Demir Kapı’nın kuzeyinde bir günlük uzaklıkta Kendek’in yakınındaki yol, bir taraftan Nesef (Nahseb bugün Karşı) ile Buhara’ya diğer taraftan da Keş (Şehri-i Sebz) ile Semerkant’a doğru ikiye ayrılıyordu.

1 2 3