DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2018 Makale Arşivi

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

FOTOĞRAFLAR

İLETİŞİM

 

                                                                                                                                      
   Oğuz Kağan’ın Mührü
 Son Güncelleme: 10.12.2018    

    Türklerin destani ve efsanevi atası sayılan Oğuz Kağan  biri mitolojik, ikisi tarihi olmak üzere en az üç kişiliği birleştirmiş bir destan kahramanıdır.
     Oğuz Kağan destanında anlatılan Oğuz Han, öte yandan Büyük Hun Türk İmparatorluğunun da kurucusudur. Türk devlet geleneğinin yapı taşlarını dizen, Türk Hakanının  koyduğu kanunlar, Oğuz (Türk) Töresi olarak ün yapmış ve 16 Büyük Türk İmparatorluğunun güç kaynağı olmuştur. 24 Oğuz Boyunun atası olan Oğuz Han, Türk Ttresini; adalet , disiplin, ahlak ve millete hizmet düşüncesiyle oluşturmuştur.
     Türk Milletinin Oğuz Kağanı yüceltmesinde en büyük etken belki de eşsiz bir devlet adamı ve bilge bir şahsiyet olmasından kaynaklanır.Ona yüklenen bu bilgelik ileri zamanlarda onun Veli veya Nebi olacağı konusunda söylemlere yol açmıştır. Daima Tanrıya hizmet etmesi de önemli bir ölçüttür. Sürerliği olan bir ibadet anlayışından sonra ise en önem verdiği değer millete hizmettir.
     Devletin zayıf olduğu bir zamanda, düşmanları ondan en sevdiği atını istediklerinde atı onlara verir. Sonra eşini isterler onu da verir. Daha sonra çorak bir toprak parçası istediklerinde Oğuz Kağan “Atım ve eşim kendi malımdı verdim, fakat toprak çorak olsa da milletimindir veremem” der ve birliklerini toplayarak kendinden emin olan düşmana ani baskın yaparak onları mağlup eder.Burada öne çıkan düşünce önce devlet ve millet menfaatidir ve bu topraklar ayrılamaz parçalardır.
     Hakkında birçok araştırma yapılan Oğuz Kağan döneminin ilerisinde bir kişilik olarak tarihe geçmiştir. Ve buna bağlı olarak Türkmenistan’ın Marguş yerleşim bölgesinde bir takım kazılar yapılmış M.Ö.2000li yıllara ait bir (bu dört bin yıllık sürece tekabül ediyor) mühür olduğu anlaşılan cisim bulunmuştur. Arkeologlar bu mührü ”Gonur-tepe ” adlı kral mezarından çıkarmışlardır.
     Kalıntılar arasında “leopar, yılan, akrep, keçi,gelincikler, laleler, kuşların kafaları ve kanatlı aslanlar gibi motiflerle süslenmiş önemli objelerde bulunmuştur. 
     Uzmanlar söz konusu çalışma ile birlikte ortaya çıkarılan sanat eserlerinin, Türklerin atalarının dünya görüşü, ibadet ve hayat tarzlarının ortaya konulması bakımından oldukça önemli olduğunu belirtiyorlar.Bu yazıda üzerinde durulacak konu daha çok mührün sembol olarak neyi ifade ettiği yönünde şekilsel bir yaklaşım olacaktır.Mühürde dikkati ilk çeken şey bir daireden oluşmasıdır. Başka bir şekilden ziyade dairenin tercih edilmesi tesadüf olmasa gerek, daire mükemmelliğin ve Tanrısallığın simgesidir.
     Başlangıç ve bitiş noktası Tanrıya yapılmış bir atıf olabilmekle beraber kendisindeki kutsallığa da göndermedir. Daire aynı şekilde sonsuzluktur ve belki de  hala Oğuz Kağan ve onun maneviyatından bahsetmemiz onun kalıcılığına, sonsuz oluşuna işarettir.Bu düşünceye destek olarak gördüğüm Platon’un sembolizmi vardır. Platon’a göre gördüğümüz her daire,kusursuz daire fikrinin ve formunun birer yansımasıdır. Her şey başlangıcına döner, mükemmeliyet olgusuna yerleşir, aynı Tasavvuf anlayışı gibi.

1 2