DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

 

 

                                                                                                                                      
   Atatürk’ün Hatay Meselesi’ndeki Barışçı Siyaseti
 Son Güncelleme: 23.04.2017    

        Bilindiği gibi Türk  Bağımsızlık Savaşı’nın devam ettiği sırada zaman zaman Türk-Fransız ikili görüşmeleri olmuş, bu görüşmelerden iyi bir sonuç alınamamıştı. Bu görüşmelerde Türk-Fransız münasebetlerini etkileyen en önemli mesele ise İskenderun Sancağı (Hatay) idi. Bu olay Atatürk devrinde Türkiye’nin dış politikası ile ilgili olayların en çetini olması açısından da önemlidir. Hatay bölgesinde Türkler en büyük çoğunluğu teşkil ettiği için bu bölge Misak-ı Milli sınırları içine alınmıştı. Fakat Milli Mücadele sırasında Fransa ile silahlı çatışmanın durdurulması pahasına bu devlet ile Ankara’da 20 Ekim 1921’de Hatay’ın Türkiye sınırları dışında kalmasını öngören bir itilafname yapılması zaruri ve Türkiye çıkarları bakımından  lüzumlu görülmüştü 1. Fransa ile itilafname imzalamak, TBMM hükümetinin ilk defa bir batılı devlet tarafından tanınması demekti. Bunu Ankara’nın Fransa’ya dayanarak Avrupa’ya bir “Pencere Açmaya” olan şiddetli ihtiyacı ile izah eden Yusuf Kemal Bey, yine aynı nedenle, sınır bunalımında Franklin-Bouillon’a isteklerimizi “kabul ettirmeye muvaffak olamadık”, onun olumsuz cevaplarını biz “zaruri kabule mecbur olduk” 2 diyerek müzarekenin çetin bir hava içerisinde geçtiğini samimi bir dille izah etmiştir.
            Öte yandan,16 Ekim 1921 günü meclisin gizli oturumunda itilafname tartışılır iken, bu sırada Mustafa Kemal Paşa söz alarak: “Misak-ı Millimizde muayyen ve müsbet hat yoktur. Kuvvet ve kudretimizle hat hatt-ı hudud olacaktır” 3 demiştir. Mustafa Kemal burada şimdiki gücümüz budur, ileride gücümüze göre hareket ederek, yarım kalan işimizi tamamlarız, demek istemiştir.
            Misak-ı Milli hududu üzerinde Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ise, Vatan Hizmetinde adlı hatıralarında:
4 “...Fevzi Paşa cenupta Türkiye’nin tabii hududunun Asi nehrinin dirseğinden Fırat’ın dirseğine çekilecek bir müstakim hattı ve oradan Fırat’ı takip ederek aşağıda Musul vilayetini bizde bırakarak İran hududuna ulaşan hudut olduğunu söylerdi. Tabii ben de bu fikirde idim. İtilafname ile çizilen hududun Türkiye için zorla kabul edilmiş olduğunu o hududun cenubunda kalan Türk toprakları ve halkı bizim için asla unutulmayacak, bir gün Türkiye’ye geri gelecek aziz memleketler olduğunu, bunu Türk çocuklarının mukaddes bir vazife bileceklerini defaatle Franklin Bouillon’a söylemekten geri kalmadım” şeklinde açıklamalarıyla bir defa daha Misak-ı Milli ve Hatay’ın önemini belirtmiş olmaktadır.
                          :
*
Mustafa Kemal Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Antakya/HATAY
1 Mehmet Gönlübol, Cem Sar, Olaylarla Türk Dış Politikası, c. 1, Ankara, 1987, s.127.
2 Yusuf Kemal Tengirşenk, Vatan Hizmetinde, Ankara, 1981, s.236,  Bu hususta Yusuf Kemal Bey 15.10.1921’de TBMM’de yapmış olduğu konuşmada da aynı şekilde bilgi vermiştir, bkz.TBMM Gizli Celse Zabıtları; c. 2, 1985, s.325-326..
3 TBMM Gizli Celse Zabıtları, c.2, Ankara, 1985, s. 355.
4 Y.Kemal Tengirşenk, a.g.e, s.238-239.

1 2 3 4 5 6 7 8