DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK RESİMLER İLETİŞİM

 

 


New Page 2

DERS NOTLARI

SORULAR

SUNULAR

MAKALELER

New Page 2

2017 Makale Arşivi

2016 Makale Arşivi

2015 Makale Arşivi

2014 Makale Arşivi

2013 Makale Arşivi

2012 Makale Arşivi

2011 Makale Arşivi

2010 Makale Arşivi

2009 Makale Arşivi

2008 Makale Arşivi

2007 Makale Arşivi

REHBERLİK

DOKÜMANLAR

SINAV SORUSU PAYLAŞIMI

RESİMLER

İLETİŞİM

 

 

                                                                                                                                      
   Türk Dünyası İle İlgili Klasik Eserlere Bir Bakış
 Son Güncelleme: 01.01.2017    

     Türk Dünyası kültür ve medeniyetin kaynaklarının üzerinde yüz yılar boyunca bilim disiplinleri kapsamında, alan ve alt alan uzmanları ortak olarak çalışmamışlardır. Bu nedenle Türk kültürü ve medeniyetinin araştırılması ve öğretilmesi oryantalistlerin bulgu ve tespitleri doğrultusunda kabul edilmiştir. Bu durum Türk-İslam eğitim, bilim, kültür ve sanatlarının batı kaynaklarının sübjektifliğini ve yanlış tespit ve tahlilîlerini de beraberinde getirmiştir.
     Türk uygarlığının tarihi derinliğinin kaynaklarının yeniden araştırılması ve bu araştırmaların Türk ülkeleri tarafından ve bizzat Türklerin kendi kaynaklarından bilim ve sanat üretmeleri gerektiği yüzyıllarca tartılmaktadır. Rönesans ve reform uygulmaları ile bilimsel bilim zihniyetine kavuşmuş olan batı toplumları, bilim ve teknolojide küresel büyük tröstler (karteller) oluşturmuşlardır. Bu nedenle batı ile doğu arasında kültür ve medeniyet düzeyleri hızla birbirinden ayrılarak batı medeniyetinin tahakkümü sürecini doğurmuştur.
     Günümüzde “uygarlık” söylemi batı medeniyeti ve teknolojisi ile nerdeyse özdeşleşmiştir. Doğu milletlerinin ve Türklerin medeniyetinin araştırılmaması, fikirden bilim ve teknolojiye ulaşılamaması, Cengiz AYTMATOV’un “Gün Uzar Yüzyıl Olur” adlı romanındaki Nayman Ana’nın oğlunun mankurtlaşmasını çağrıştırmaktadır.
     Bizim kendi özümüze güvenmeyişimiz ve kendi varlığımızın kaynaklarının batılılar tarafından araştırılarak yenide bize sunulması, kolektif öz güven yetersizliği sendromunu 21. Yüzyıla taşmıştır. İçinde yaşadığımız çağ, medeniyetlerin birbirini anlama ve uzlaşma çağı olacaksa Türk dünyası kültür ve medeniyetinin kaynaklarının da doğudan batıya, güneyden kuzeye tüm insanlık tarafından tanınmasını gerektirir. Öncelikle kendi bilgi toplumumuzu ve bilimsel araştırma kabiliyetimizi yeniden gözden geçirerek ölçme ve sonuçlandırma gibi bilimin iki temel esasını bilim insanlarımıza öğretmeliyiz.

1 2 3 4 5 6