DERS NOTLARI SORULAR SUNULAR MAKALELER REHBERLİK FOTOĞRAFLAR İLETİŞİM

     

Diğer Haberler

02.12.2018
Osmanlı`dan günümüze ekonomi özeti...

02.06.2018
Moğolistan’da 1500 Yıllık Türk Mumyası Bulundu

02.06.2018
Binicilik Avrasya’nın Etnik Profilini Değiştirdi

06.04.2018
Cengiz Han’ın Mezarı Hiçbir Zaman Bulunamayabilir

03.03.2018
Göktürk Kağanlığı Dönemine Ait Anıt Bulundu

03.03.2018
Çin’de Hun izleri taşıyan 2 bin yıllık kalıntılar

23.12.2017
Antalya`da Yapılan Kazıda Tarihi Mezar Bulundu.

23.12.2017
2 Bin Yıllık Mumya Bulundu.

13.07.2017
Anadolu Medeniyetleri Müzesi

25.11.2016
Cengiz Han’ın Mezarı Bulundu

31.10.2016
Sibirya’da 4000 Yıllık Şamanik Çizimler Bulundu

30.08.2016
Sibirya’da Türklere Ait Dökümevi Bulundu

  1   2  3     
 


Haber Detayı

Binicilik Avrasya’nın Etnik Profilini Değiştirdi  /  02.06.2018

  Atın evcilleştirilmesi, Hunların ve Moğolların batıya doğru giderek artan ve beraberinde Hepatit B ve vebayı getiren bir hücumla batılı Hint-Avrupalı çiftçilerin yerini almasını sağlayarak Avrasya’nın çehresini değiştirdi.
     Science ve Nature dergilerinde yayımlanan üç araştırmada, uzmanların MÖ 2.500 ila MS 1.500 yılları arasında, yani Demir Çağı’ndan Ortaçağ devirlerine kadar uzanan 4.000 yıllık bir periyotta yaşamış bir düzine insanın genomlarını diziledikleri bildirildi.
     Yapılan analizler Avrasya bozkırlarında yaşayan insanların genetik yapısında batıdan doğuya yavaş ve istikrarlı bir geçiş olduğunu, batıda Macaristan ve Romanya’dan doğuda Moğolistan ve Çin’e büyük bir yayılma yaşandığını gösteriyor.
    Kopenhag Üniversitesi’nden araştırma eş yazarı Eske Willerslev, “Edinilen bilgilere göre, bozkır popülasyonu ‘çoğunlukla Batı Avrasyalı genetik kökene sahip olmaktan      Doğu Asyalı genetik kökene sahip olma’ yönünde bir değişim yaşamış” diyor.
     “Bu, ayrıca bozkırda Hint-Avrupa dillerini konuşan insanlardan Türkçe konuşan insanlara doğru bir değişim yaşandığını da gösteriyor.”
     Hint-Avrupa dil grubundan İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Hintçe ve Farsça gibi modern zaman dilleri doğmuş, Türkçe ise Doğu Asya kökenli olduğu düşünülen Türk dil grubunun bir parçası.
     Araştırmacıların belirttiğine göre MÖ yaklaşık 800’den MÖ 200’e kadar, Avrasya bozkırlarına İran dili konuştukları düşünülen bir atlı savaşçı grup olan İskitler hâkimdi.
     İskitlerin, Batı “Avrupa” kökenli Tunç Çağı çiftçilerinden türediği düşünülüyordu.
     Willerslev, fakat günümüzde “Orta Asya ve Batı Asya’da yaşayan insanlar gerçekten de Asya kökenli. Bunun nasıl olduğunu anlamak istedik” diyor.
     İskitlerin Moğolistan’dan çıkıp batıya doğru yayılan önlerine çıkanları öldüren ama aynı zamanda onlarla karışan Hunlar tarafından “zapt edilip yerlerinden edildiği” ortaya çıkarıldı.
 
Atlar Dizginleniyor!
     Hun İmparatorluğu yaklaşık 1.500 yıl önce yıkıldığında, en bilinenleri Moğollar olan diğer gruplar batıya doğru yayılmaya başlamıştı.
     Willerslev, “Avrupa ve Asya boyunca uzanan 8.000 kilometrelik alanda yaşayan çağdaş insanların genetik yapısının büyük çoğunluğu aşağı yukarı geçtiğimiz 1000 yıl içerinde şekillendi diyebiliriz” diyor.
     Meslektaşı ve araştırma eş yazarı Peter de Barros Damgaard’a göre, araştırmanın en önemli noktalarından biri de at gütmenin ve biniciliğin Avrasya’nın çehresini nasıl değiştirdiğini göstermesi.
     Damgaard durumu “Bu grupların sayıca artmasına ve göçebe çoban toplulukların bu yayılışına imkân sağlayan evcilleştirmeyle başlayarak, geç Tunç Çağı’na doğru ilerledikçe Güney Asya’yı Avrupa’ya bağlayan ve bu devasa ticaret yollarını kuran ispitli tekerlekli savaş arabasının icadını görüyoruz” diyerek açıklıyor.
     “At kullanımında bir sonraki büyük değişiklik ata binmeye ve at üzerinde ok-yay kullanmaya başlamak oldu, bu durum bozkıra askeri bir dinamizm kazandırdı ve imparatorlukta ve zapt edilen popülasyonların genetik yapısında sürekli değişimlere yol açtı.”
     Araştırmacılar ayrıca, Avrupa’da 541 ve 542 yılları arasından milyonlarca insanın ölümüne yol açmış Jüstinyen Vebası’nın Doğu Asyalı işgalcilerle geldiğini ortaya çıkardı.
     Willerslev, “Kimileri bu salgının Yunanistan’dan geldiğini iddia ediyor, ancak iki antik insan kalıntısından alınan bakteriyel DNA bunun Avrupa’ya Moğol yayılmasıyla gelmiş olmasının muhtemel olduğunu gösteriyor” diyor.
     Son olarak, araştırma karaciğer kanseri gibi komplikasyonlar nedeniyle her yıl neredeyse bir milyon insanın ölümüyle sonuçlanan Hepatit B’nin 4.500 yıl önce Avrasya’da zaten var olduğunu gösterdi.
     Bilim insanları virüsün ne zaman ortaya çıktığına ve hangi oranda mutasyon geçirdiğine dair daha fazla şey öğrenmek istiyor.genelturktarihi.net